uçak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uçak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ağustos 01, 2013

2 yaş ile yolculuk ve dönüm noktaları üzerine








Alya 2 yaşından küçükken uçak ve tatile dair notlarıma bir daha göz attım da, 2 yaşında herşey farklıymış, daha kolay yanları da var daha zor da ama günün sonunda ne kadar büyüdüğünü ve kendi kararları olan bir birey olduğunu gösteriyor her bir ayrıntı:

Öncelikle ilk defa uçakta Alya'ya da bilet aldık, daha küçükken de sembolik bir ücret ödüyorsunuz bebek için, ama kucağınızda ya da burada anlattığım gibi "baby basket" ta konaklıyor kendisi. Oysa 2 yaşından sonra kendi bileti, kendi koltuğu, kendi yemeği, koltuğunun önünde de kendi ekranı var! Bu bireyselleşmesini hem heyecanlanarak hem duygulanarak seyrettim. Uyumak istediğinde de kafası bende, ayakları babada boylu boyunca uykuya daldı.

Yemek konusunda çocuklar arasında gizli bir ittifak var gibi hepsi de makarna, pilav ve köfte düşkünüdürler ya Alya da öyle, ve neyse ki her yerde çok rahat bulunan yemekler bunlar. Önceden memeye olan düşkünlüğü yüzünden biraz yedirmekte zorlanıyordum, çok da uğraşmıyordum. Şimdi kendiliğinden bu 3'ünden birini seçti yedi günde 2 öğün.

Kendine bir de arkadaş edindi. Resimde gördüğünüz dünya tatlısı, 5 yaşında danimarkalı bir kız, adı Jasmin. Alya ona Yasemin'i uygun gördü. Yasemin danimarkaca, Alya da türkçe konuşurken nasıl anlaşır bu iki minik insan sizce!? Hiç ihtiyaçları olmadı, önce birer sandalyeye tünediler, zıplamaca ve evcilik oynadılar. Sonra koşmaya başladılar, Alya'nın yüksek tınılı sesi çınladı tüm parkta:
"yasemiiiin koş"
"yasemiiin buraya gel"
"yasemiiin nerdesinn?" :)

Şimdi de masal kahramanlarımızdan biri oldu:
"Danimarkalı Yasemin'i anlat!"

Yani anlayacağınız 2 yaşında bir çocuk ile yolculuk, bebeğinizin artik bir bebek olmadığını anladığınız bir dönüm noktası.

Salı, Şubat 26, 2013

Tatil Tüyoları


Çocukla tatilde bizde işe yarayan bir kaç noktayı paylaşmak istedim naçizane, soran bir kaç arkadaşıma toplu olarak yazmış olayım böylece:


Puset olmazsa olmaz. Öğle uykusu hatta bazen akşam uykusu arabasında geçti inanılmaz ama muthiş :) Soğuktan mıdır nedir koyduğumuz anda arabaya gıkı çıkmıyordu Alya'nın, bir süre sonra da uyuyakalıyordu zaten, ki normalde pek sevmiyor arabasında oturmayı.

Yolluk hayat kurtarır. Hem uçak, tren gibi miniğin yerinde oturması şart olan ortamlarda hem de arada acıktıkça atıştırmak için yanınıza yolluk hazırlayın. Ben kuru üzüm, şam fıstık ve cornflakes karışımı hazırladım, nereye gittiysek yanımızda taşıdık. Şam fıstık özellikle favorim, ince motor kasları çalıştırıcı fıstığı açma hareketi hem de epey el oyalayıcı. Bir taşla kaç kuş sayamadım :)

Oyun çantası. Miniğinizi gerektiğinde oyalayabilmek için illa ki yanınızda dikkatini çekecek bir şey bulunmalı. Bizimkinin bir tane boya defteri var yenilerde onu taşımaya başladık, minik oyuncaklar olabilir, minik kitaplar ya da en sevdiği bebeği/arabası olabilir.

Yemek için en kötü hazır şişe mamalarından bulabiliyorsunuz çok rahat marketlerde. Aynı şekilde bez  götürmenize de gerek yok, marketlerden alabilirsiniz, amaç yükünüzü hafifletmek.

Az eşya. Eğer kış aylarında olacaksa yolculuk zaten kazaktı kabandı derken normalden fazla yükünüz oluyor, en azından çanta/bavulu minimuma indirirseniz çok rahat edersiniz, aksi halde bir hengame oluyor ve insan çok yoruluyor. Sırt çantası en rahatı, sığabilirseniz.

Kafaca hazırlık. Gitmeden 1 hafta önceden hazırlamaya başladık Alya'yı; Amsterdam'a gidicez, uçağa binicez diye. Vakit geldiğinde ki bizim durumda sabaha karşı 5 gibi absürd bir saat olmuştu, "uçağa gidiyoruz" diye uyandı bizimki bir gözü kapalı.

Uçak için 10 saatlik Tayland yolculuğumuzda pek heyecanlıydık, hem ilk hem uzun diye, burada yazmıştım, bu sefer en heyecanlı kısmı Alya'nın uçağa bineceğini sürekli tekrarlamasıydı.

Genel ve son olarak rahat olmak lazım, düştü kalktı yedi yemedi dert etmemek ve gitmeden kendinizi bu şekilde hazırlamak daha mutlu geçirmenizi sağlayacaktır tatilinizi eminim.


Pazartesi, Haziran 18, 2012

Bebekli Uçak Yolculuğu

Ilk uçuşumuzdu, hem de 10 saatlik uzun bir uçuş! 
Ancak 1 hafta önce başlayan tüm korkularımın aksine gidiş de dönüş de çok rahattı. Yürüme-emeklemenin başlamadığı dönemde işiniz çok kolay ya emiyor ya uyuyor zaten bebek. Ama Alya gibi 14 aylık olmuş, yürüyen ve özellikle yerinde durmayan, oturmayı sevmeyen bir bebek için çok önem taşıyan detaylar:

-Bebek yatağı : En önemli detaylardan biri bu. Baby Basket diyorlar, fotolardan gördüğünüz gibi uzun uçuşlarda havayolu şirketlerinin 2 yaşına kadar olan bebekler için temin ettikleri yatak. Normalde 10 kilo sınır var ama Alya gibi 11 kiloluk bebeği de gayet iyi taşıyacak kadar sağlam :) Ama önceden söylemeniz, istemeniz gerekiyor. Biz THY ile uçtuk, bebek için kendi biletinizin %10 u kadar bir para vermek için TYH ofisine gitmeniz gerekiyor illa, telefonla yapılmıyor. Ve o sırada bilet fiyatı ne ise onun %10'unu ödüyorsunuz, bilet fiyatları hergün arttığı için kendi biletinizi alır almaz bebeğinize de almanız gerek! İşte o bileti alırken ayrıca istiyorsunuz bebeğinizin yatağını da, bunun için de uçakta bölümleri ayıran kısımların en önünde yer veriliyor size. Böylece o kısımlardaki normale göre daha geniş alan da bebek için ayrı rahatlık oluyor, sizin için ayrı, çanta koymak için mesela. Alya mesela yerde çok vakit geçirdi, koltuğa çıktı yere indi derken bunu bir oyun haline getirdi, diyorum ya durmadı yerinde :) Yanlız sadece havaalanında ayırabiliyorsunuz yeri, bu sebeple erken gitmek gerekiyor check-in işlemlerine. Biz kendimizi garantiye almıştık Susu'muz sağolsun içerden rica minnet ayırdık yerimizi ama yine de erkenden soluğu almıştık havaalanında.
-Uçuş saati : Alya gibi gündüz değil ama gece uykuları daha çok ve düzenli bir bebekle gece uçuşu seçmeli, gerçekten de Alya 10 saatin 8 saati uyudu.
-Oyuncak-kitap çantası : Hem gidişte hem dönüşte 10 saatin uyanık kaldığı 2 saatini geçirmek için.
-Yedek kıyafet : Uçak soğuk olduğu için binene kadar teryelebiliyor, ya da uyandıktan sonra terlemiş olabiliyor, ya da üşüyebiliyor.
-Yedek Bez : Uzun uçuşlarda kaçınılmaz, tuvaletlerde alt değiştirme yerleri var, çok rahat ve temiz.
-Bebek Örtüsü-Çarşaf : Aslında uçaktan veriyorlar tabi, hem de poşetten yeni çıkarıyorsunuz örtüyü de yastığı da, gayet hijyen ama yedekte bulundurmakta da fayda var. Zaten artık alışkanlık oldu her yere örtü taşımak benim için, gezi boyunca da en çok kullandığımız eşyalardan oldu.
-Su : Alya artık çok su içmeye başladı, taşımakta fayda var. Uçak kalkarken ve inerken bebeğin kulağı tıkanmasın diye de kullanılabileceklerden, emzik, emzirme, ve ya yiyeceği herhangi bir şey gibi. Bu konuda ayrıca zamanlama çok önemli, uçak hareket etmeye başladıktan sonra önündeki diper uçakların kalkmasını bekleyebiliyor 10-20 dakika, kulak tıkanması ise uçak havalanırken olan bir durum, dolayısıyla bu sırada oyalamak gerekiyor ki tam gerektiği uçuş anında bebek ilgisini kaybetmiş olmasın memeye, suya ya da emziğe!
-Bebek arabası : Uçağa son ana kadar götürebiliyorsunuz, hem siz hem bebek rahat ediyor, uçakta verip sonra bavullarla birlikte geri alıyorsunuz, hem havaalanında hem de tüm yolculuk boyunca en önemli eşyamızdı bizi rahatlatan. Iyi ki anakucaklı formattan baston denilen hafif versiyona geçmişiz dedik sürekli.
-Fast Track : Havaalanlarında kuyruk çok olabiliyor, bebekli olduğunuz için sizi fast track yazan ayrı bir yerden geçiriyorlar, bebeğinizi yanınıza aldığınız için mutlu olmanız bir sebep daha ekleniyor.

Ayrıca bu konu ile ilgili çok faydalandığım 2 blogcuyu da okumanızı tavsiye ederim uçmadan önce:

Perşembe, Haziran 07, 2012

Uçaktan korkar mısınız?


Ben korkmam.
dı.
Alya'dan önce
Peki ya şimdi?
Gözü kara, maceraperest ben!
Uçaktan korkuyorum
Neden?
Çünkü Alya girdi hayatıma.
Ahh bebeği doğar doğmaz koruma içgüdülerine bulanmış anaç ben!
Minik bebeleri alıp yolculuğa, tatile çıkan, bin kere uçaktan uçağa dolaştıranlardan ol(a)madım ben/biz.
Ne araba ne uçak ile çıkarmadık bebeğimizi sıcak yuvasının dışına
1 yaşına kadar
Sonra Eskişehir'e gittik.
Orada bir rahatlayınca--fazla rahatladık galiba!--şimdi sıra uçmaya geldi
Ve bilirsiniz korkuyu yenmenin en kesin yolu
Yüzleşmektir
Sen misin yüzleşmesi gereken
10 saatlik uçuştan sonra korku morku kalmaz heralde degil mi?!
Heh evet bir de vur diyince öldüren ben!
Olmaz mıydı 1 saatlik bir yoluculukla başlasam ilk uçuşumuza
Olmazdı
Olmadı.
İşte böyle, gidiyoruz bu gece
Havaalanı ve yolculuk kelimelerini duydum ya
İçim kıpır kıpır yine :)

Kendimi düşünüyorum da,
İlk kez uçağa lisedeyken binmiştim
Kıyas kabul etmez günümüz çocuklarıyla
1 yaşında dünyanın diğer ucuna giden
20 yaşında neler yapacak inşallah
Kim bilir...

Sağlıcakla kalın bir hafta...

Photo:MatkirschPhoto
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...