Cuma, Temmuz 27, 2012

Haftasonu Kartı!

Haftasonu kartı hazırladım size
Güzel ve rengarenk bir haftasonu dileklerimle doldurdum içini :)

Biz yeni doğmuş 3 günlük bir bebek ziyaretine Ankara'ya gidiyoruz
Gitmişken bir iki arkadaş ziyareti de yapacağız
(Ankara'da mutlaka görülmesi gereken yerler öneren olur mu?)
Eskiden-Alya'dan önce- bilmezdik ne kadar kıymetli bu tür anlar
İlk doğum ziyaretleri
Ama şimdi biliyoruz
Ve gidiyoruz
Laf aramızda yeni doğan kokusu da çekiyor, o ayrı :)

Perşembe, Temmuz 26, 2012

Ka-pu


Sanırım sonunda Alya'nın herşeyi ağzına atma döneminin sonuna geldik. Yeyy! Gerçi hala kesin emin olamıyorum, inanamadığımdan! Bana hep böyle ağzına atacak herşeyi gibi gelmeye başlamıştı artık, bizim bebeğimiz de böyle herhalde diye kabullenmiştim :) Dün akşam iş dönüşü çıktığımız turda Alya minik taşları gördü ve posta kutularındaki deliklerden teker teker atmaya başladı. Sevinçten deliye döndüm önce. Sonra da hayretten. Şekilli oyuncakları var, kovadan içeri atarak oynadığı, sanırım o oyuncağın etkileri :)

Heh evet bir de anne takliti sonucu pat pat vurarak ka-pu(karpuzun) iyisinden anlıyor artık Alya,  vatana millete hayırlı olsun :)

Öncelikler


Anne olunca önceliklerim nasıl da değişti her gün farkediyorum ama bugün, genel müdürle olan toplantıya Alya 15 dakika daha fazla emmek istedi diye geç kalmış olduğum bugün, tercihlerim su gibi yüzüstüne çıktı gören göze. Dahası Alya'yı ağlatıp gidebilirdim, yap(a)madım, evet sayın seyirciler hırslı bir iş kadınının anaç bir anneye dönüşümünü izlemektesiniz. İş etiği olarak da geç kalmaktan hiç hoşlanmam. İki arada bir derede kalma hali ve bebeğin anneyi yönetme hali sonucu, geç kalmakla kalmamak/Alya'yı ağlatmakla alatmamak arasındaki o ince çizgide bunun birebir bir toplantı olmayıp yokluğumun anlaşılmaması ihtimaline sıkıca sarılıp böyle bir karar verdim, durum o kadar vahim olmayabilir ama oladabilirdi, olacağı zamanlar da çıkabilir, o zaman ne halt edeceğim...
Bence en az 2 sene anne çalışmamalı. Bir arkadaşım müjdeli haber verir gibi söyledi,
"Annelik iznini 6 aya çıkıyormuş devlet"  O kadar sinirli bir şekilde
"Yetmez 6 ay, 2 sene olmalı" diyince ben birden şaşırdı sanırım,
"Tamam canım ne kızıyorsun, bence zaten kadınlar hiç çalışmamalı" dedi bir erkek bakış açısıyla.
Değil çözüm hiç çalışmamak, hiç üretmemek, ama ne. Bilmiyorum hala. Bulamadım hala bir formül. Bulan var mı?

Çarşamba, Temmuz 25, 2012

Sandalye vs.


"Hayatınız hiç bir zaman eskisi gibi olmayacak"
Cümlesi yankılanıyor kafamda
Alya'nın her tırmanma girişiminde
Sandalye,
Koltuk,
Masa...
Önüne ne çıkarsa
Önce üzerine çıkıp oturmak istiyor,
Ardından üzerinde yürümek,
Ve saniye sonra da yere inmek.
Sonra tekrar çıkmak, oturmak, ayağa kalkmak, inmek
Bu döngü birimiz sıkılana kadar devam ediyor.
Düz duvara tırmansa şaşırmayacağım.

Salı, Temmuz 24, 2012

Sil baştan

I love you so much, I cried!

Çok ama o kadar çok seversiniz, acıtır ya
Bazen oyle hissediyorum.
Sevgimle ne yapacağımı şaşırıyorum
Yerlere göklere sığdıramıyorum.
Günün sonunda bitap düşüyorum.
Ertesi gün, sil baştan.

Pazartesi, Temmuz 23, 2012

Shall we dance?

Herkese mutlu ve sağlıklı bir hafta dilerim...

Not: Alya'nın dans figürlerine başladığını söylemiş miydim. Evde şarkı veya benzeri bir şey duymasın, olduğu yerde sağa sola dönerek dünyanın en tatlı dansını yapıyor. Ama fotoğrafı çektikten sonra farkettiğim yukardaki figürü nereden öğrendiğini ya da nasıl yaptığını bilmiyorum, bana sorsanız yapamam :)

Cuma, Temmuz 20, 2012

Pamuk


Bizim için henuz hala o "mauv" diyen bir "kidiii" olsa da
İsmi Pamuk
En alt komşumuz
Çok minik henüz
Dışarıya ilk çıkışları
Sahibinin söylediğine göre Alya'yı görünce şımarıyor
Oradan oraya koşuyor, atlıyor, zıplıyor
Alya ile kovalamaca oynuyorlar
En sevdiği arkadaşlarından biri şuanda Alya'nın.
E tabi benim de!

Hayal ediyorum, öyleyse varım!

Bir bisikletim olsun istiyorum
Yeşil renkli selesi olan
Önünde de renk renk çiçeklerle dolu sepeti
Araba yerine bisikletle gitmek istiyorum heryere
Alya'yı atıp arkama
Nereye gitsem götürmek istiyorum yanımda
...
Şimdi değil, biliyorum yarın da değil
Ama ilerde bir gün
Belki bir gün...
Hayal ediyorum.
Hayal ediyorum, öyleyse varım, değil mi.

Herkese hayallerle dolu güzel cumalar!

Perşembe, Temmuz 19, 2012

Lunch Break



Yeter artık hastalık diyerekten
Bugünkü öğle aram bu benim.
Her öğlen düzenli 1 saatlik Alya arası.
Ruha bedene şifa niyetine
Strese karşı bire bir!

Buarada instagramı olup da benim bilmediğim var mı?
Hemen öğrenmek isterim:)
@nazliondts olarak

Hastalıktan önceki saatler


Hastalığın başladığı cuma akşamından önceki saatlerde buluştuk Yiğit ile. Annesi de babası da veteriner. Çok şirin bir Klinikleri var: Axis O kadar güzel ve serindi ki klinik, sıcak bir temmuz yazında klinikten dışarı adımımızı atmadık. Yiğit ve Alya'nın sonunda birazcık da olsa iletişime geçer gibi oldukları bir döneme girmişliklerini kutlarken biz bilmiyorduk ki Alya biz orayı terkeder etmez el ayak ağız hastalığının ateşine yakalanacak, ve ondan 5 gün sonra da Yiğit aynı semptomlarla doktora gidince aynı hastalığı duyacak doktorun ağzından. Yiğit'e hayatının ilk! hastalığına sebep biz olmuş olduk, Allah'ım ne kötü bir durum! Ama dünyanın en tatlı, en rahat, en doğal, ve en gönlü zengin annelerinden biri olan arkadaşımın verdiği cevap birazcık olsun yatıştırabildi beni:
"Bundan sonra hep böyle hastalıklarımızı bir yaşayacağız heralde, hep görüşeceğimize göre!"

Tabi size keşke burada 16 aylık Alya'nın ver, al, götür, getir gibi komutlarla 8 aylık Yiğit ile oyuncaklarını paylaşmasını anlatsaydım heyecanla bu illet hastalık yerine, ya da Yiğit'in arabasında ters dönmesi gerekse bile gözünü kırpmadan Alya'yı seyredişini, Alya'nın Yiğit'i arabasında yolculuk yaptırmasını, ya da yeni doğmuş 3 tane kedi yavrusunun biberondan süt içişlerini, süt içerken sütü veren eli yakalayışlarının dünyanın en güzel sahnelerinden biri oluşunu uzun uzun anlatsaydım. Ama hayat işte, senin planlarından farkli planlar hazırlamış olabiliyor sana, kimi zaman...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...