Salı, Ekim 23, 2012

Rengarenk bir gün

Ee artık büyüdü çocuklar, kendi oyun grubumuzu kuralım dedik, o gelemedi bu geldi derken biz 4 çocukla aylar! süren gayret sonucu toplanabildik. Sırasıyla 11,18,19 aylık 3 bebek ve 3 yaşında bir kabına sığmaz abi. Biz vardığımızda eğlence başlamıştı, bizi kapıda ilk karşılayan ikizlere hamile olduğu süpriziyle canım Susu'mun ikizi oldu, sonra 3 yaşındaki abi geldi, ardından 19 aylık Özge ve en arkadan da müthiş bir hızla emekleyen 10 aylık Yiğit geldi! Günün geri kalanı da hep bu sırayla takip etti herkes birbirini.

Veteriner arkadaşım canım Susu'nun evinde buluştuk. Buluşmadan önce bilmiyordum ne kadar doğru bir adres seçtiğimizi, evin her köşesi tam bir oyun alanı! Park yatağındaki toplar hepsinin favorisiydi, park yatağının içine girdiler çıktılar, bir daha girdiler, onlar girdi toplar çıktı, toplar girdi onlar çıktı şeklinde denemediğimiz kombinasyon kalmadı.

Hepsi birbirini taklit etti sürekli, en şirini birbirlerine isimleriyle hitap etmeleri idi. Özellikle Yiğit için ki en minik haliyle hiçbir şeyden geri kalmıyordu çok büyük gelişmeler oldu, sadece görmesi bile yetti. Yanlız odasındaki rafların tırmanılabilir olduğunu göstermeleri sanırım Susu'nun pek hoşuna gitmedi. :)

Ardından salondaki geniş alanda yere yığılan oyuncakları ve kitapları bir bir elden geçirdiler. Derkeen kedileri keşfettiler, Susu'nun yatak odasının balkonunda yaşayan 2 tatlı bembeyaz kedi. Kediler çıktı bu sefer de dışarı, ama bilin bakalım ne oldu, kediler korktu bizimkilerden, başta kediler bunları kovalarken olay tersine döndü bizimkiler kedilerin üzerine zıplayacak diye ödümüz koptu--vardı böyle bir potansiyelleri!

Alya bile sevdi kediyi--normalde korkmuyorum ben, ama gidip ellemek de başka bir şey, Alya'yı hep kedi-köpek ellenmez diye öğretirken gel de sen şimdi açıkla : "bir tek Yiğit'in kedisini elliyoruz, başka kediyi ellemek yok." Neyse ki henüz "neden" sorusu lügatımıza girmedi.

Gün nasıl bitti hiiiç anlamadık, hepimizin aklından 4 çocuklu olmak böyle bir şeymiş demek diye geçti  ve herkes şuan sahip olduğuna şükretti :) 

Pazartesi, Ekim 22, 2012

Teşekkürler!


Çok tatlı Barış'ın annesinden geçen hafta içinde bu 2. ödülümü aldım, şanslı bir haftamdaydım anlaşılan--siz de kuş üstüne s.çınca gidip hemen bilet alanlardan msınız, ben öyleyim :)

Bir türlü yazamadım çook teşekkür ediyorum ödül için, günümü aydınlattınız :)

En yakın zamanda ben de ödüller dağıtacağım! :)

Adım Adım 18. ay


Adım Adım süpriz paketimizden bu ay çıkanlar: Bu ayın gelişim özelliklerini anlatan Eğitici kitap, Alya'nın elinden bırakmadığı elbiseleri anlatan minik kitapçık ve Abaküs.

Eğitici kitap genellikle 1 kez okunuyor bizde, geçen ayki çubuk oyunu çok güzeldi ama bu ayki kitaptaki yapıştırmalar çok minik olduğu için istediği yere yapıştırması çok güç oldu, beğenmedik ikimiz de :)

Abaküs adı itibarıyle özellikle çok hoşuna gitti Alya'nın gün boyunca adını "küs" hecesine vurgu yaparak söyleyip, dışarı çıkarken yanından eksik etmediği oyuncaklarından biri haline geldi. Amacına pek ulaşamadı o ayrı, tek tek hiç saymadı boncukları hepsini birden bir taraftan diğerine geçirdi akıllı bıdık.

Herkese iyi haftalar, tatilde olanlara--ki sadece bizim ofisin yarısı neredeyse-- iyi tatiller!

Perşembe, Ekim 18, 2012

Marks&Spencer Yağmur Çizmeleri



Konu mankenimiz Alya sizin için giydi yağmur çizmelerini Mark&Spencer'in. 

Hoop çıktı oturdu gerçek mankenin yanına, sonra bir güzel de koluna girdi sanki arkadaşı gibi, tamamen spontan, sanırım biraz da sohbet ettiler fısır fısır. Ahh bu çocuk beni sürekli güldürüyor :) Sonra ne desem ikna edemedim, ben de koyverdim buzz gibi yerlerde çıplak ayakla dolandı durdu, azıcık dolaşınca hevesini aldı, döndü geldi ayakkabılarını giymeye. Bana kendi sınırlarımı tekrar çizdiriyor, bu süreçte eğleniyoruz çok, önemli olan da bu sanırım, ayaklar eve gidince yıkanır 30 kere ne önemli var...

 İnsan unutuyor, herşeyi ilk kez yapıyor, hayatında ilk defa çizme giydi, başta biraz bocaladı, yeni yürümeyi öğrenmiş gibi kollar çayda çıra yaptı bir süre, ama sonra bunu da becerdi, bir tık daha attık ilklere.


Kırmızı botlar için "boys" yazıyordu ama bilemedim ne dersiniz. Beğenmediyseniz bir de Tchibo'ya bakın derim, bu hafta tam da çizmeler, yağmurluklar gelmiş çocuklar için, çok eğlenceli.

Çarşamba, Ekim 17, 2012

Gangnam Style


Diyorduk ki bizim anne babalarımızla generasyon farkı 1 ise bizim çocuklarımızla aramızda 1000 olacak heralde, teknolojik ilerlemeleri ve bilgiye erişim özgürlüğünü sürekli paylaşım hevesi ile birleştirirsek evet evet biz çocuklarımızın jargonuna, eğlence anlayışına, yaşam tarzına yetişemeyecektik.

Ama daha çocuğum büyümemiş henüz bir bebekken bile 90lı bir tanıdığım bana bu Gangnam style fenomenini anlattığında kendimi birden çok yaşlı hissetim! Meğerse Kore'de bir yer olan Gangnam'ın gece hayatına gönderme yaptığını söyleyen bu saçma absürd video internette 400milyondan fazlaca izlenmiş, amcanın dansı! fenomen olmuş, bu dansın nasıl yapılacağını anlatan videolar dolmuş taşmış youtube'da, ve düğünlerde bile kasap havasının yerini almış inanılır gibi değil!

Siz görmüş müydünüz videoyu? Ne düşünüyorsunuz? Gerçekten yaşlandık mı ne?

Salı, Ekim 16, 2012

Beden Müziği Festivali - Aile Matinesi



Beden müziği de nedir? Beden perküsyonu da diyorlar, el ve ayaklarla bedeni vurmalı bir enstrüman gibi kullanarak, sesle de eşlik edilen müzik ve dans karışımı bir koreografi. Hem göze hem kulağa hitap ediyor.

Sevgili Aybala haber verdiğinde gidelim diye--çocuklu hayatın kaçınılmaz plansız yaşama zorunluluğundan minik Yiğit hasta olunca gelemediler--çocuların katılımcı olduğu bir ortam hayal etmiştim. Ama Cemal Reşit Rey'in o büyük konser salonunu görünce hınca hınç bebeğinden çocuğuna, ağlayandan zıplayanına bir oda dolusu minikle, bu pek mümkün görünmedi gözüme!

Katıldığım en rahat, en tatlı en eğlenceli konserdi. Özellikle aile matinesi olmasından kaynaklanan aktivite, Kekeça üyesi Tugay Başar'ın eliyle yaptığı hareketleri ve söylediği sesleri seyircilerin tekrarladığı kısım epey komik ve eğlenceliydi. En son "komşuuu", "komşu komşu huuuu" dediğinde bunları tekrarlayan tüm! salon coşkudan kopmuştu! :) 

Bizim ilk gidişimiz değil bu konsere aslında, Alya daha minikken yılbaşı kutlaması amacıyla bir tanıdığımızın evinde düzenlediği oda müziği konserine götürmüştük, sesi çıkacak diye korkudan yüreğim ağzımda, gık diyince 3. dakikada dışarı fırlamıştım salondan. Burada da konser salonuna girmeden önce pazarlık yapıyorduk Evren ile, sen mi çıkarıcaksın dışarı "gık" diyince ben mi diye. Ama salonun durumunu görüp, hatta konserin başladığı ilk saniye bebeğin biri avazı çıktığı kadar bağırınca buna gerek görmedik. Yarısından sonra da uyudu zaten bizim ki, sanırım konseri izleyen en sakin bebek-ana-baba bizdik. :) 

En büyük süpriz ve unutulmaz anlardan biri aktivite sonrası fuaye alanının o muhteşem kalabalığı idi. Herkes hep bir ağızdan şarkı! söylüyor, bir yerinden topluluğa katılmaya çalışıyordu. Bizim ufaklık da uykusunu biraz-cık almış ama tam da tamamlayamamış hali ile bu çılgın insanlar topluluğunu anlamlandırmaya çalışıyordu sanırım.

Ayrıca bu sene 5.sinin İstanbul'da yapıldığı uluslararası festivalin türk ev sahibi Kekeça grubunun sayfasından da beden müziğine, festivale, ve grubun kendisine dair daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.


Cuma, Ekim 12, 2012

Yaşasın haftasonu!




Bugünün cuma olması yeteri kadar güzelken bir de çokoprensin pek tatlı annesinden pek tatlı bir ödül almış olduğumu öğrendim, parti kızı Nazlı'ya diye:) Çok teşekkür ederim, günümü aydınlattı :)






Haftasonu planlarınız neler? Biz epey doldurduk bu haftasonunu, dişçi randevum var pek de heveslenmediğim, tabi ki ailecek gidiyoruz benim randevuma her seferinde, randevunun tek güzel kısmı da o !

Haftasonumuzun en heyecanlı aktivitesi  body music festivali kapsamındaki müzik atölyesi olacak. İlgilenenler için detay aşağıda, Cemal Reşit Rey'de saat 2'de:

"Festivalin çocuklara yönelik en önemli etkinliği de sayılan aile matinesi, yediden yetmişe herkesin keyif alacağı, çocuk ve gençlerin özellikle ilgisini çekecek çok eğlenceli, izleyiciyi de içine alan, beden müziği sanatçılarının mizahi yanını da gözler önüne seren çok özel bir etkinlik…"





Istanbul fashion week etkileri devam ediyor! Unnado'da Ralph Lauren indirime girmiş 17 Ekim'e kadar, biraz fazla ciddi bana göre Ralph Lauren çizgisi ama çok güzel kırmızı bir mont var mesela çok tatlı ve çok da indirimli. Siz yine de bir bakın derim :)







Herkese mutlu cumalar, iyi haftasonları!

Perşembe, Ekim 11, 2012

Evde bir Papağan



Bizim evde bir papağanımız var bugünlerde. Ne söylersek tekrarlıyor, en alakasız şeyleri bile! "Şuna bak" diyorum babasına Alya'yı işaret ederek mesela. Hemen arkasından tekrar geliyor, hem de 2-3 kere 
"şuna baak" "şuna baak"

Banyo yaparken "aa galiba bitmiş şampuan" diyorum. Bütün kelimeleriyle toplu tekrar geliyor, üstelik sadece o an değil, ilerleyen günlerde aynı şampuan kutusunu her eline alışta: "aa galiba bitmiş şampuan"

Biz güldükçe hoşuna gidiyor, daha fazla tekrarlıyor.

Bebek bakımıyla ilgili ilk öğrendiğimiz şeylerden biriydi, çocuğuna seslenirken kocana seslendiğin "sevgilim" "aşkım" vs. sözcükleri ile seslenmemeli, ikisini ayırd etmeli ki çocuk iki sevgi türünün ayrımına varsın diye. Şuana kadar işi kotarmıştık, tam aşkım diye seslenmek içimden gelirken, ağzımdan çıkmamasına özen gösteriyordum. Ama şimdi bizimki papağan modundayken, ben Evren'e aşkım dediğimde, "aşkımmmm" diye ennn tatlı sesiyle tekrarlıyor. Sonra tabi vurguluyoruz, "benim aşkım kim" "baba/anne", "benim bebeğim kim" "Alya" diye! Zor bu işler zor! :) 

Haftanın Markası : Nuuba&thegangs

Hazır Istanbul fashion week başlamışken, havadaki moda bulutuna uyarak yeni keşfettiğim bir markayı paylaşmak istiyorum sizinle:
Nuuba&thegang

Farklı desenlerde ve iskandinav tarzda, en önemlisi Oekotex denen sağlığa zararlı madde içermediğine dair sertifikası olan bir marka. Alya'nın cildi çok hassas, biraz da alerjik, cildi giydiklerine bağlı olarak hemen kızarıyor ya da kaşıntı yapabiliyor. Bu sebeple giydirdiklerime çok dikkat etmeye çalışıyorum.
Ben çok beğendim, en çok da ALbababy markasını, "alba" ismini çok seven arkadaşımı çok sevmemden belki,  algıda seçicilik oldu artık. Siz de sevdiyseniz incelemeniz için ürün detayları burada. Adrese girmişken markanın temsilcisi diğer "gang" lere de bakmayı unutmayın, çok tatlılar!

Salı, Ekim 09, 2012

Ben Benim Kendim



Buaralar Alya'dan duymaya en alışkın olduğumuz kelimeler ve kelimelerin tanımladığı davranış şekilleri bunlar: ben, benim, kendim
Elinden bırakmak istemediği ya da tam tersi almak istediği herşeye "benimm" diye tutturuyor,  
ve herşeyi kendi yapmak istiyor, kaşığı kendi tutmak, yemeğini kendi yemek, yürürken kesinlikle elimizden tutmadan kafasına estiği gibi oraya buraya gitmek istiyor--daha sayabilirim ya da fotoğraftan kendiniz görün!

Hep deniyor ya özgür bırakmak lazım çocuğu düşe kalka öğrensin diye, ben de bunu savunuyorum ama o kadar zormuş ki koruyucu kolayıcı olmamak her an, düştüğü zaman yanıbaşında bitmemek, ve hatta düşmesine engel olmamak! Her an tetikte yaşamak insanın içine işliyormuş meğer. Ama herşey gibi bu da öğrenilecek bir şeymiş meğer. Zamanla, yavaş yavaş.

Buarada bu hafta 18. ay doktor kontrolumuzde müjdeyi aldık:
"-Terrible Twos nedir duymuşsunuzdur, 2 yaş depresyonu, hah işte bu şekilde ifadelerle kendini belli eden benliğin oturması, bu dönemin başlangıcıdır"
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...