Salı, Kasım 20, 2012

Masallardan bir ev



Bir ev düşünün; geceleri 1000 yıldızlı gökyüzü tepenizde beliriyor masmavi, gündüzleri ise kırlarda binbir çiçek arasında hissediyorsunuz kendinizi; rengarenk her bir odanın kapısı ayrı bir dünya ayrı bir ruh hali vaad ediyor, odanın kapısından girer girmez kendinizi bir masal dünyasında hissediyorsunuz, her bir oda ayrı bir masala açılıyor sanki. Tabi ki bu masalsı ev, masal perimiz annemin(kayınvaldemin) yeni evi. Renkler demişken, renklerin uyumundan ilham almak demişken annemin bu kadar güzel ve renkli evinden bahsetmemek olmaz--Fotoğrafları annemin taşındığı gün çektik, Alya evi test etti onayladı, dolaplar sağlam, ışıklar yanıyor, perdeler harika!--

Bazılarınız tanıyor mutlaka annemi, Aytül Akal, çocuk kitapları yazıyor. Renklerin uyumu yetenek gerektiriyor dedim ya palet yazımda bir önceki, bu konuda tanıdığım en yetenekli ve en cesaretli insan annem. Kafanızda uyduramayacağınız renklerin öyle tonlarını buluyor ve bir araya getiriyor ki bakakalıyorsunuz. Evinin renkleri ruhunun yansımaları, kıyafetleri gibi, dışına yansıyor içinin renkleri--ojelerine dikkat ettiniz mi!?

Buarada bu hafta başlayan kitap fuarında her gün annem kitaplarını imzalıyor Tudem(düzeltme:Uçanbalık) standında, ne kadar renkliymiş bakalım diye merak edenler için :) Biz de cumartesi gidicez, gelenlerle görüşebiliriz, ama anneme söylemeyin olur mu, ona süpriz yapıcaz. :)

Pazartesi, Kasım 19, 2012

Konumuz Renkler

Bu hafta konumuz renkler!--bir öğretmen edasıyla giriştim konuya, üniversite günlerimde öğretmenlik yaptığımı söylemiş miydim--
Hani müzik konusunda yetenekli insanlar için kulağı var denir ya bence renkler ve renklerin birbiriyle uyumunu görebilmek de bir yetenek işi, bunun için de gören göz gerek, herkesin harcı değil. Bu konuda şuana kadar gördüğüm en ilham verici insanlardan/bloglardan biri ile tanıştırmak istiyorum sizi. Renkleri tutkusu olarak tanımlayan Jessica doğadan esinlenen paletler yaratmış, paletler ayrı etkileyici ama doğada görmek bu renk çeşitliliğini/uyumunu ayrıca çok etkileyici. Dekorasyondan kıyafete kadar ilham alınabilecek palet uyumunu göreceksiniz Design-seeds adresinde. Buraya bir iki tane ekledim, ben kendimi seyretmekten alamadım:





Daha fazlası için göz atmak isterseniz:
http://design-seeds.com/


Renkli bir hafta diliyorum herkese.


Cuma, Kasım 16, 2012

Baş ucu kitapları

Ailemizde bir kitap perimiz var. Baştan işi sıkı tutup tüm kitaplarının birer kopyasını aldık evimize ve kitaplığa koyduk. Alya büyüdükçe ve kitapların yerlerini keşfettikçe kitaplar ortalığa dökülmeye başladı, zamanla aldığımız tüm diğer eğlenceli kitaplarla birlikte Alya'nin kitaplığı neredeyse bizimki kadar olmuştu. Derken okuduklarım sonucu bir minimal yaşama geçtik, minimum sayıda oyuncak minimum sayıda kitap. Zaten bu sonuca yönlendiren de asıl beni Alya oldu, hep aynı kitaplara aynı oyuncaklara gidiyordu eli, diğerlerini görmüyordu bile, ortadan kaldırınca da hiç aramadı bir daha.

Geceleri yatmadan önce okumak için hep aynı! sırayla aynı kitapları istemeye başladı, biz de ona minik bir kitaplık yaptık. Çok seçici oluyor çocuklar ve ne istediklerini çok iyi biliyorlar. Bizim yatmadan önce okuduğumuz, ama hep aynı sırayla, hatta bazen çok uykusu gelse bile "aa bunu unuttuk okumayı" diye mutlaka sayfa atlayarak da olsa baktığımız kitap listemiz şöyle:

1.Bip biip
2.Taşıtlar
3.Açıl bahçe açıl
4.Flalingo

Siz hangi kitapları okuyorsunuz? Çocuğunuzun yanından ayırmadığı onu okumadan uyumadığı bir kitap var mı?

Perşembe, Kasım 15, 2012

Kızılderili Çadırı

 size de olur mu, bir şey dikkatinizi çeker, üzerinde düşünmeye başlarsınız, bir bakarsınız her taraftan karşınıza çıkar olmuş ilginç bir şekilde.

yanda görmüş olduğunuz "kızılderili çadırı" da öyle oldu benim için. bir bebek odasında ilk gördüğümde çok beğendim, pinterestte gezdikçe sürekli karşıma çıkmaya başladı, tam şimdi ilk defa oda yapıyorken alya'ya, böyle bir şey yapsak ne harika olur, acaba yapabilir miyiz, nasıl yapılır ki diye düşünürken yeni takibe başladığım çok tatlı blogcu "Cup of Jo" dyi olarak nasıl yapıldığını anlatan bir yazı yazmış, inanamadım!

ben de küçükken bayılırdımm battaniyeleri sandalyelerin üzerine örtüp de kendime ev yapmaya, evcilik oynamaya altında. bunları gördükçe bile heyecanlanıyorum, çok tatlı değiller mi!?! acaba yapabilir miyiz!?!

Salı, Kasım 13, 2012

Evde 2 başına



Bu haftasonu evde karantinaya alınmış gibiydik Alya ile. Kim daha önce hasta oldu, o mu bana geçirdi ben mi ona, yoksa tesadufen mi üşüttük aynı anda bilemiyorum, kocanın iş gezisi de üstüne geldi, bu haftasonu evde biz Alya ile 2 kız başımıza kaldık.

Ne yapar evde 2 gün 2 kız başbaşa?

Önce bir güzel defile yapar: neden giyinmiyor diye kafa patlattığım kızım dolabından "bunu giyicem" diyerek seçti seçti giydirmemi istedi, hatta benim giydiklerimi de "sen de giyicem" diyerek geçirdi üzerine, sonra da sanki salonda birisi(babası) varmış gibi giyinip içeri gitti, sonra odaya döndü kıyafet değişip tekrar gitti salona, ama hep salona. Sanırım giyinmeme sendromumuz an itibarıyle tersine dönmüş durumda! :)

Normal olarak burunları durmadan akan 2 nezle olarak bol bol doğal ilaç olarak meyva yer, birbirini besler.


Sanatsal ağırlıklı foto çekimleri yapar: "fotoğraf çekelimm" diyerek çekimleri başlattı Alya bu sefer, bir zaman önce makinayı belirli bir yeri işaret ederek "koy koy" diyerek elimden bıraktırıyordu, şimdi ne olduysa fotoğraf makinası ile barıştı, pozlar veriyor, hiç kaçırır mıyım, durmadan çektik, yeyy!

Minik not meraklısına:  50mm f/1.8 ile tüm fotolar, yarattığı alan derinliğine aşık olmuş durumdayım!


Tabi ki 2 kız mutfağa girer: Kurabiye yaptık, aslında beze, ya da ablamın kızının tabiriyle "mini mini". Annem usulü tutmaya heveslendiğim ve herkesin özel tariflerini kaydettiğim minik tarif defterime--hangi kadının yok ki-- not almıştım 2009'da, bu zamanaymış kısmet. Bir ara, özellikle Alya'nın ellerini beyaz karışıma buladığı anda pişman olmadım değil, ama mini miniler piştiğinde unutmuştum bile, yine yapalım demeye başladım! Kurabiye tutturan minikler için süper pratik ve lezzetli, tavsiye edilir!

Buarada şekeri henüz bilmiyor Alya, ama yere kazara! döktüğü bir iki minik şeker taneciğini ağzına götürdüğü anda "hımm bu harikaymış" dedi(nereden nasıl öğreniyor da sadece bizi dinleyerek tam yerinde tam doğru ifadeleri kullanıyor inanılmaz!)


Ve 1,5 yaşın en iyi yaptığı şey olarak yeni keşifler yapar: Alya evde hiç girmemiş olduğu SON boşluğu da bulunca anne kişisi hastalığın da verdiği zayıflıkla 1,5 yaşındaki bebenin inadına karşı gelemedi, çekti bütün fişleri, tam da poker suratla ciddi ve kızgın durması gereken yerde bizimki "anne görmeden çıkalım buraya" diyerek--kendisinden çoğul bahsetmeye devam-- anneyi gülmekten kırıp geçirerek çıktı tv nin arkasına. bilmem görebildiniz mi fotomontaj gibi duran ayağı orada! :)

Hani "kaliteli zaman geçirmek" deniyor ya, işte onun en kalitelisi bence evde başbaşa geçirilen zaman oluyor.

Herkese iyi haftalar!

Cuma, Kasım 09, 2012

hani olur ya


hani olur ya bazen,
elindeki işlerin çokluğundan nereden başlayacağını bilemediğin,
öncelik listesi yapamadığın, tıkanıp kaldığın,
işte tam öyle bir hafta geçirirken, 
hafiften bir de nezle geçirmek,
ama yatma lüksüne sahip olmayıp
aslında gayet de iyi hissediyormuş gibi
sanki iş yerinde en zor günlerinden birini geçiren sen değilmişsin gibi
evdeki ufaklıkla koşturup taklalalar atmak,
gece sonunda ondan önce uyuyakalmak,
ertesi sabah güne başlarken pek de hazır olmamak
çünkü bir önceki günü nasıl bitirdiğini bile hatırlamamak,
içinin dışının ıhlamur olması,
üstüne bir de taşınma telaşında olmak 
derken yakın bir arkadaşından içini ısıtan bir mesaj almak
" blog yazmiyosun.endiselenmeye basliim mi?"
canımm benim endişelenme :)

sadece kendimi kaybettim bir süreliğine, hükümsüzdür.

Cuma, Kasım 02, 2012

Çocuklar neden giyinmek istemez?



Henüz bu kadar ilerlemiş olmasak da bana çok tanıdık geldi bu sahne:

"Sevgi hanım haydi oğlum diye bağırdı, giyer misin şu ayakkabıları HEMEN ! Mert inatla annesinin elinden kaçmaya çalışıyor ve bir yandan da az önce annesinin giydirdiği çoraplarını da ayağından çıkarıyordu.Sevgi Hanım Mert yeter artık yoksa sokağa çıkamazsın, sen evde kal o zaman ben gidiyorum dedi , Mert bağırarak ağlamaya başladı ama hala inatla ayaklarını tutup annesinin çorapları tekrar ayağına geçirmesini engellemeye çalışıyordu.Sevgi hanım daha çok bağırdı, Mert daha yüksek sesle ağladı. Ne zaman sokağa çıkacak olsalar aynı olay tekrarlanıyordu . Evdeyken de Mert’e terlik ya da çorap giydirmek için her defasında benzeri olayları yaşıyorlardı. Sevgi hanım çaresizce ne yapacağını düşündü…"

Herkesin yaşadığı şeyler olduğunu görmek ve çocukların gelişim özelliklerinden kabul edildiğini bilmek biraz rahatlatsa da sonuçta hayatımızı zorlaştıran bu durumdan bir an önce nasıl kurtuluruz önemli olan bu.


Nedenler, çözüm önerileri:

"1-2 yaş döneminde çoğu çocuk öğrenmekten keyif alır.Yeni şeyler denemesine izin vermek, başarabildiğini ona göstermek ,başaramadığı zamanda sabırla beklemek ve desteklemek, gelecekte güvenli, hayal kırıklıklarını kolay atlatabilen ve yeniliklere açık bireyler olmalarını sağlayacaktır.

Bu yaş dönemlerinin en tipik özellikleri inatçılık ve tutturma davranışlarıdır. Kendi istediklerini yemek, giyinmek istememek ya da mevsime uygun giyinmeyi reddetmek, evde dokunmaması gereken eşyalara ısrarla dokunmak, tuvaletini tuvalete yapmayı reddetmek gibi günlük alışkanlıklarla ilgili davranışlar sıklıkla karşımıza çıkar.

Yazımızın başında verdiğimiz Mert örneğinde olduğu gibi 1-2 yaşlarında ki bir çok çocuk giyinmekten nefret eder. Bunun pek çok nedeni olabilir. Başlangıçta bize hoş görünen bir giysinin çocuk için aslında yeteri kadar konforlu olmaması giyinmekten sıkıntı duymasına neden olmaktadır. Giysileri seçerken sadece hoş görünmelerine değil ,çocuğun gerçekten rahat etmesine de önem vermek gerekir. Bir çok anne bilir ki çocuğa giysi alınırken ona denetmek son derece güçtür ancak özellikle ayakkabı alırken mutlaka denenmesi de gerekir. Bu nedenle 1 yaşından itibaren alışverişe çocuğunuzla birlikte çıkın. Mümkünse bu zamanı çocuğun uykusuzluk ya da açlık gibi sıkıntılarının olmadığı bir zamana denk getirin.

Giysi konusunda çocuğun inatlaşmasının en önemli nedenlerinden biri de giyinirken çocuğun yerine anne ya da bir başka ebeveynin çocuğu giydirmesi ve çocuğun o sırada başka bir şeylerle ilgilenmesi yani giyindiğinin farkında olmamasıdır. Çocuk o sırada ilgilendiği şeyin giyinme nedeniyle kesintiye uğramasından oldukça rahatsız olur ve bir kriz yaşanması kaçınılmazdır.

Çocuk giyinirken giyinme olayına katılmalıdır . Çocuk mutlaka bir süre sonra giyineceğinin veya soyunacağının bilincinde olmalıdır.Basit giysilerde yardım etmesine izin verilmelidir.Giyinmeyi veya soyunmayı sakin bir dille ona anlatarak şimdi kazağını başından geçireceğiz ve sen bana yardım etmek için kafanı çevireceksin ya da ayakkabılarını giydireceğim sen de ne kadar güçlü olduğunu göstermek için bütün gücünle ayağını ayakkabının içine iteceksin haydi hoop!

Giyinme olayının hem eğlenceli tarafını yaşatmak ama aynı zamanda çocuğa becerilerini kullanarak nasıl başarılı olduğunu göstermek gereklidir. Zamandan tasarruf etmek amacıyla çocuğu kendimizin giydirmeye çalışması ve her defasında yaşanan krizler aslında daha çok zaman harcamamıza ve yorulmamıza neden olacaktır. Bırakın çocuğunuz giyinmenin ve soyunmanın kendi başına da başarabileceği bir iş olduğunu fark etsin, böylelikle giyinmeyi keyifli bir hale getirebilirsiniz. "

Nur Dinçer Genç
Psikolog
DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü
Çocuk ve Genç Bölümü


Ayrıca yakınımdaki annelerden duyduğum alternatif çözüm önerileri de:

 - Giyinmeyi oyun haline getirmek

 - Çocuğunuza seçme şansı tanımak

 - Daha renkli, ayıcıklı ya da kendi beğendiği hayvanlardan/figürlerden oluşan kıyafetler giydirmek

Herkese iyi şanslar! :)

İlk yazı için kaynağım : http://sulebilge.wordpress.com/2009/08/08/cocuklar-neden-giyinmek-istemez-mis/

Blogcu Keşfi : Sade Kahve


Sade Kahve çok yakınlarda keşfettiğim, yanda görmüş olduğunuz bu sevimli Amigurumi kediciği ören Arda ve Ecem'in annesi. Sade kahve sever çok tatlı Ece'nin sadece 1 ay içinde ördüğü kimbilir bu kaçıncı amigurumi, çok becerikli, sanırım hiç durmuyor elleri :)

bu tatlı kediciği de hediye veriyor, çekiliş ile. epeydir amigurumi almayı planlıyorum bir türlü fırsatım olmamıştı, belki şimdi :) siz de bir şansınızı deneyin.

Bir de soralım bakalım, çekiliş bize çıkmassa satın alma ya da sipariş verme şansımız olur mu sevgili Ece?

Perşembe, Kasım 01, 2012

Baba ne yapar, anne ne anlar?

Aynenn dedim ilk görünce, sonra güldüm tabi.
İşte ben de tam da bu şekilde hissediyorum
Evren Alyayı uçururken, ya da çeşitli akrobatik hareketler yaptırırken, ya da tepetaklak çevirirken vs.
Ve her ikisi de zevkten dört köşe kahkahalarla gülerken
Ben anne olarak hep "ayy aman dur yavaş ayy bakamicam galiba" diye söylene söylene uzağa kaçıyorum.
Üstelik tanıyabileceğiniz en gözükara insanlardan biriyim-biriydim ya da belki de, annelik değişimi.

Sizce de öyle değil mi, yoksa biraz abartıyor muyuz anneler olarak şekilde görüldüğü gibi :) belki biraz anne abartıyor, biraz baba rahat davranıyor ikisinin ortası, ne dersiniz?

Salı, Ekim 30, 2012

Bu bayram



Bu bayram iyi geçmedi, çünkü;

 - önce alya sonra evren nezle oldular, şıp şıp burunlar aktı sürekli, alya'nın uyku düzeni yeme düzeni dolayısıyla benimki altüst oldu,
 - alya sadece ve sadece meme emdi, hastalıktan bile olsa artık doyurmayan bir memeyi yarım saat aralıklarla almak talebiyle sürekli üzerimdeydi; ben ki emzirmenin sonsuz tatmininden, bebek ile annenin bağından saatlerce bahsedebilirim, sınırlarımı epey zorladım, geceleri uyuyup şarj etmiyor olsak kesin bırakmıştım öyle söyleyeyim,
 - alya tam da kış gelmek üzereyken giyinmenin anlamsızlığı üzerine derin düşünceler içine girdi, "istemedim" diyerek elimden kaçarken "çıplak çıplak" diye bağırarak etrafta çıplak çıplak koşmayı oyun haline getirdi,
 - alya evden çıkarken ve eve dönerken sürekli bir ağlama krizi geçirdi, ya uykusu çok gelmişti, ya meme istiyordu, ya da bir sebebi olması gerekmiyor canı sıkılmış çılgınca bağırarak boğazını temizlemek istemiş olabilir, sebeplerim de bir yere kadar



Bu bayram herşeye rağmen güzel geçti, çünkü;

 - alya hastayken onu bırakıp işe gitmek ve bu ikilemle yaşamak zorunda kalmadım, her anında sürekli yanındaydım,
 - alya bir gece "doyamadım memeye" diye uyandı, beni benden aldı, sanırım sabaha kadar emzirdim, hatırlamıyorum :)
 - "anne" kelimesini cümle içinde kullanmaya başladı alya, ilk kez anneye biraz benzer "inne" gibi bir ses çıkınca ağzından çok heyecanlanmıştım, şimdi de "anne bak" "anne koy" gibi cümle içinde kullandıkça aynı heyecanı duyuyorum, tarifsiz güzel bir duygu,
 - en yakınımdaki 3 insan taşındı, şimdi sıra bizde, taşınma işlemlerimiz için "start" aldık--haa evet taşınıyoruz, siz de bir el verirseniz hiiç hayır demeyiz :)
 - kestane sezonunu açtık, pek severim kış günü evde sıcacık kestaneyi...



Umarım sizin bayramınız çok güzel geçmiştir, sevdiklerinizle birlikte mutlu ve huzurlu. Bayram aramızdan sonra kaldığımız yerden hayata, yeni maceralara ve paylaşmaya devam...

Not : Çok Sevgili arkadaşlarımız Can ve Ezel'e Alya'nın harika beyaz ceketi için tekrar teşekkür ediyoruz, tüm bayram üzerinden çıkarmadı, ve yine söylüyorum benim bile böyle bir ceketim yok :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...