Merhabalar. Herkes nasillar. Bizde hala gezinin bıraktığı bir kızgınlık, bir şaşkınlık, bir sudan çıkmış balıklık hali hakim. Hayat da hızlı buaralar, yaza ve ramazana hiç yakışmamacasına. Sürekli bir yerlere bir şeyler yetiştirme telaşında yazı teğet geçirip gidiyoruz hissi içindeyken haftasonu 1 günlük Büyükada kaçamağı hayatı yavaşlatmak için çok başarılı oldu.
Her seferinde beni büyülemeyi nasıl başarıyor adaların en büyüğü hiç bilmiyorum. Diyebilirsin ki hep aynı şey, büyük de olsa adı, kendi minicik en nihayetinde, ne kadar farklı olabilir. Oluyor işte. her seferinde yeni bir şey keşfediyorum. Bu seferki keşifler iskeleye tepeden bakan Kahve Dünyası ve pencereleri ile adanın kalabalığından uzakta bir restoran olan Fıstıkçı Ahmet'te gün batımı.
Buarada farkettiniz mi acaba Alya'nın bezi yok! Büyütmemeye çalışıyoruz çok, zaten bezsiz ilk gecenin arkasından tüm günü dışarda ve adada geçirmemizden durumu ne kadar ciddiye aldığımız belli oluyor sanırım. Neyse hayırlısı :)




