Günaydın herkese, güzel bir salı ve kısa bir hafta olsun.
Ufak çaplı bahçe/tarım uğraşları, bolca ekim/dikim, bolca topraklanma vardı bizim evde bu haftasonu. E piyasa şartları belli, fiyatlar uçuk, bizim evde 2 tane salatalık canavarı var, onlara salatalık yetiştiremiyoruz, en iyisi kendi salatalığımızı kendimiz yetiştirelim dedik :) Tabi salatlık yetiştiriyorken yanında domates, biber, ve uzun latin isimli ama aslında bildiğimiz bir kaç çeşit çiçek de ektik. Becerebilecek miyiz bakalım :)
Dört duvar evin içinde hiçbir oyuncak Alya'ya bir kediyi kovalarkenki ya da yağmur yüzüne değdiği andaki heyecanı yaşat(a)mıyor. Bence insanın özünde de doğaya aidiyet var, sadece büyüdükçe uzaklaşıyoruz. Şimdi Alya ile tekrar yakalamaya çalışıyorum o ritmi.
Citta slow (sakin şehir) nedir hiç duydunuz mu? Topraklanmak, doğa ile içiçe olmak bana hep İzmir'de yolumuzu kaybettiğimiz bir an kocaman gözleriyle bize yolu tarif eden salyangoz levhasıyla keşfettiğimiz citta slow (sakin şehir) kavramını çağrıştırıyor.
Ülkemizin ilk defa Seferihisar şehriyle tanıştığı sakin şehir konsepti, tüketime dayalı günümüzün hızlı yaşantısına bir tepki olarak slow food hareketiyle birlikte doğan yavaş ve kaliteli bir yaşamın özlemine dayaniyor.
Sakin şehirler ile ilgili daha fazlasını öğrenmek isteyenler için Seferihisar belediyesi burada çok güzel anlatmış, bir tık lütfen. Kasım ayında Mandalina Şenliği düzenlenmiş mesela, bu kadar tatlı bir şenlik/etkinlik duymamıştım, bayıldım, keşke yakın olsaydık.


