Salı, Haziran 05, 2012

Yaza Merhaba


 Bu Pazar sabahı
Yolu Karaköy vapur iskelesine düşenler
Bir ufacık kız gördüler
Sahipsiz ve bilinçsizce ama neşe içinde oradan oraya koşturan.
Gelen geçenin gözü takıldı;
Kimi Şapkasına el etti
Kimi etrafa bakındı, yok mu annesi babası diye
Kimi de gül verecek kadar kibardı
Yüzünü pek göstermiyordu minik kız,
Malum Haziran ayı beraberinde yazı da getirmişti, alelacele
Gazeteci köşesinde konaklayınca bir rahat nefes aldı anne
Ta ki gazateci amca dağınıklığı farkedene kadar
Sonra tekrar güneşle kovalamaca başladı
Ve ancak evde rahat bir soluklanıldı 

Cuma, Haziran 01, 2012

Cocuk Bienali


Yine çok güzel bir haftasonu eki hazırlamış BDK ekibi, okumanızı şiddetle tavsiye ederim, buradan ulaşabilirsiniz.


Burada bahsettikleri Çanakkale'deki bir çocuk bienali olan "Arkadaşım Bienal" ne kadar güzel bir etkinliktir bayıldım.

Nedir çocuk bienali :
Uluslararası Çanakkale Çocuk Bienali, çocuklar, gençler ve eğitmenlerin farklı sanat disiplinleriyle, farklı malzeme, teknik ve ifade biçimleriyle tanışması ve özgün işler çıkarmasına vesile olmayı hedefliyor. 2012 yılı boyunca Çanakkale’de atölye çalışmaları, seminer, söyleşi ve sanatçı buluşmaları gerçekleştirmeyi ve bu çalışmaların sonucunda ortaya çıkacak işleri sergilemeyi amaçlıyor. Çanakkale dışında Türkiye ve yurtdışındaki farklı kentlerle de işbirliği geliştirmeyi planlayan Uluslararası Çanakkale Çocuk Bienali, çocuklarla sanat çalışmaları yürüten tüm kurum ve kişilerin katılımına da açık olacak.
Uluslararası Çanakkale Çocuk Bienali’ne 5-15 yaş aralığındaki tüm çocuklar işleriyle katılabilir. Çocuk bienali kapsamında ayrıca ilköğretim 5. Sınıf öğrencilerini (11-12 yaş) hedefleyen özel bir atölye programı da gerçekleştirilecek. Bienal süresince ilköğretim öğrencilerine yönelik hazırlanacak gezi programları ve atölyelere katılmak ya da yaptıkları işleri bienalde sergilemek isteyen tüm çocuklar Mavitay Çocukların Kültür Evi’ne de başvurabilir.

Bir yandan Alya hiç büyümesin istiyorum, diğer yandan büyüsün de katılalım bu tür sanatsal aktivitelere diye can atıyorum. :) Annelik işte, neresinden tutsan çelişki yumağı.

Herkese çok güzel bir haftasonu dilerim...

Hangi numara, hangi ayakkabı?

Alya'nın ilk ayakkabısı 11 aylık iken tam bir Nike düşkünü olan annesi yüzünden bu oldu. Yumuşaktı altı ama yeni yürüyenin ilk ayakkabısı olacak kadar değil. Zaten o sırada hep çıplak ayak yürütmeye çabaladık, önerildiği gibi.

1 yaşına doğru Alya'nın ilelebet saklayacağım bir Adidas ayakkabısı oldu, ananesinin pek kıymetli uğraşları sonucu bulabildiğimiz, yeni yürüyen için uygun derecede altı ve içi yumuşacık, ortopedik, doktor önerili. Zamanla Alya da kanıksadı ayakkabısını, dışarı çıkıyoruz dediğimizde, ya da biz demeden durduk yerde canı dışarı çıkmak istediğinde ayakkabısını alıp getiriyordu--sanki seneler öncesinden bahsediyorum, ne hızlı geçiyor zaman!--

Bu hafta başında ise dar gelmeye başlıyor ayakkabısı derken dün ayakkabısının içinde baş parmağını kendine çektiğini farkettim ayakkabı sıktığı için! Sadece bir kaç gün içinde! Hemen solda görmüş olduğunuz Bobux'un buradan indirdiğim ölçü kağıdı ile ölçtüm Alya'nın ayağını ve inanılmaz bir şekilde 21 ile başlayan ayak ölçüsü 1 ay sonra 22,5 olmuş! Çok faydalı oldu bu ölçüm.

Aslında gönlümden aynı Adidasın büyük bedenini almak geçiyor, ancak bebeklerin ayakları bizimkilere göre daha fazla terliyor, fazla sıcakların başlamadığı bu aylarda bile ayakkabıdan çıkardığımda Alya'nın ayağının terlemiş olduğunu görüyordum. Şimdi yaz arefesinde pek mantıklı olmayacak bu her tarafı kapalı ayakkabı. Şimdi anladım neden orası burası delik oluyor bebek ayakkabılarının. Velhasıl, şimdi gönlümden geçenler:


1-Bobux 2-Converse 3-Zara 4-Zara 5-Pampili


Çarşamba, Mayıs 30, 2012

Bir bebeğin vesikalığı nasıl çekilir?

Gidilir Zümrüt'e(Bir fotoğraf stüdyosuna)
Bebek oturtulur bar sandalyesi kıvamında uzuunca bir sandalyenin tepesine
Fotoğraf çeken abi tüm şaklabanlık yeteneğini koyar ortaya
Babanın şaklabanlık katkısını reddedecek derecede güvenlidir fotoğrafçı abi
Buarada arkadan tutmakta olan anne heyecanla beklemektedir
Bebeğin minicik bir hareketi karşısında bebeği kaptığı gibi indirecektir yere
Neyse ki bizimki görüldüğü gibi pür dikkat vizöre bakmaktadır
Biyometrik olması gereken vesikalıkta da zaten gülünmemesi gerekir-miş ama
Alya kadar güleryüzlü bir bebeği bu kadar suratsız ve ciddi çekmek de ayrı bir yetenek, sanırım :)
Ödül olarak tabureden iner inmez ortamdaki kedilerle oynanır az biraz
Ve ilk vesikalığımız tarihe kaydolur böylece.

Salı, Mayıs 29, 2012

Bu sabah


"(h)av"

direk gözüm açıldı tabi, sabahın ilk ışıkları odaya dolmuş, ev sessiz, 
sonra tekrar:
"(h)av"
fransız gırtlağı ile, "h"'yi biraz yutarak. Sonra art arda
"hav, hav"
ve birden dank etti sanırım uykudan uyanmış olduğu, hemen yatağında ayağa kalkmaya çalışırken, diğer yandan gözlerini açmaya ve bir yandan da "anne" diye seslenmeye başladı. Evet gözlerini açmadan yatakta otomatikman ayağa kalkıyor uyanır uyanmaz :) Ben zaten hazır olda bekliyordum, ve dünyanın en tatlı "hav"lamalarını beynimin en özel köşesine koyuyordum.
Ancak görme özürlülerin sahip olduğu türden bir duyma yetisi/algısı ile benim hiç dikkatimi çekmeyen sesleri işitiyor ve tekrarlıyor Alya, inanılmaz.
Yeni doğum yapmış arkadaşıma söylüyordum daha yeni:
"6 ay sıkın dişinizi, 6 aylıktan itibaren her ay bir öncekinden daha tatlı oluyor",
ama sanırım bu bıdı bıdı konuşma ve ses çalışmaları en en tatlısı.

Beatrice ile tanışın

Beatrice icin Kaynak

Yoğun günler birbirini kovalarken
Zamanı durduran cümleler kulakta çınlar
"anne meme" den sonra
"baba gitti"
2 senenin ardından
Bin yıldızlı bir kaç gecenin hayaliyle
5 yıldızlı Beatrice ile karşılaşılır
El yapımı her tatlı oyuncak hayvancığı almak isteğiyle
Yüzde bir gülümseme
Gözler ağırlaşır...

Herkese tatlı rüyalar!

Cuma, Mayıs 25, 2012

Doğum Sonrasındaki İlk hafta!

Yoğun bir gündeydik, öğlene doğru maillerime bakınca çok yakın bir arkadaşımın, oğlu ilk hafta kilo alması gerekirken veren 1 haftalık bir annenin mailini aldım, aşağıya kopyaladığım mutfak sahnesinde dakikalarca güldüm. Ne kadar trajikomik anneliğin ilk günlerindeki acemi hallerimiz... çabuk geçiyor, çabuk öğreniyoruz neyse ki ama o acemilikte neler yapmıyoruz ki. Ben mesela totem yaptım, nolur bir güncük daha emzirebileyim allahım derken 13 ayı devirdik ve halen emziriyorum ama bununla ilgili tek kelime yazmadım, yazamadım, şuana kadar. Hala da çok detaya girecek değilim, totem yaptım bir kere, susuyorum ve sizi müthiş mizah duygusuyla tazecik anneyle başbaşa bırakıyorum, bakın bakalım tanıdık gelecek mi :) Herkese iyi haftasonları!

Biraz mutfaktaki halimden bahsetmek istiyorum: Mutfağa girdiğimde herşey bana farklı bir boyuttan gülümsüyor adeta. Yiyecekler benimle konuşuyor:
"Beni ye, ben süt yaparım, oğluna kilo da aldırırım."
Ben de başlıyorum o küçücük yerde maratona. Önce nerden başlayayım, hımm, biraz komposto içeyim, 4 tane yok 5 tane hurma yiyeyim. Hurma gaz yapar, ama süt de yapar, önemli olan süt. heh tamam. Humana nerde, humanayı unutma. Şerbet de içeyim. Malt içeceğim nerde, maltı getirin bana. Onu da içeyim, kiraz da yiyim o zaman. Meyve yemiyorum doğru düzgün, ondan da olabilir oğlumun kilo vermesi. Kiraz heh dur elmayı da ısırayım. Bir dakika dere otu ve maydanozu hazırlamıştım ekmek arası kim aldı çabuk söyleyin yakarım, affetmem. :)) Onu da yedim mi, tamam. Hiiiih protein yemedim! Köfte, yumurta o da tamam. Biraz zeytinyağlı fasülye, biraz semizotu ki sebzem eksik kalmasın. Üzerine yoğurt. Eee süt içmedim. Onu da iç. Eksik birşey kaldı mı??? Düşünün bakiim. Yoktur heralde. Isırgan otu kapsülü tabi yaa ben de diyorum ne eksik.
Lohusa Anne: "Aldın mı kapsülü?"
Taze ve heyecanlı baba :"Alamadım daha canım, sıra gelmedi."
Lohusa Anne: "Ne demek alamadım. Ben burada elimden geleni yapıyorum, 250 kilo olacam süt yapacam diye, çabuk git ve al, lütfen, bak ama lütfen diyorum yoksa çok fena ağlarım, bir daha susturamazsın."
Çaresiz ve heyecanlı baba : "Tamam canım, hemen gidiyorum"
Başka birşeyi unuttum mu diye mutfaktaki buzdolabı dahil bütün dolapları aynı anda açıyorum, kontrol ediyorum. Benden gizledikleri, süt yapıcı birşey var mı diye. :)) Olmadığına kanaat getirdiğimde, içim biraz rahatlıyor ama yine de çok güvenmiyorum tabii. Şimdilik elveda mutfak. 1-2 saat sonra tekrar aynı şeyler :))

Dünyada neler oluyor, Türkiye'de neler oluyor, kim nasıl, nerede, hiiç umrumda olmayan garip bir süreç. Önemli olan nedir? Benim sütümün çoğalması ve bebişin kilo alması:))
foto:ameliakayphotography

Çarşamba, Mayıs 23, 2012

Çocuklar nesneleri farklı görürler


Bayıldım file :) Çok doğru, yoksa nedir çocukların temizlik malzemelerine ve tüm diğer herşeye gösterdikleri bu heyecan :)
Resim : Adev (araştırma destek eğitim)

Melekler koruyor

"Bebekleri Melekler koruyor"

Yoksa nasıl olurdu
Sürekli ve artan bir şekilde
Sonuçlarını hiç düşünmeden
Sonsuz bir sınırsızlık içinde hareket eden
Kendileri de melek kıvamında bu tatlı varlıkları
Melekler korumasa
Nasıl yetişirdik bilemiyorum

Foto : İzicim

Salı, Mayıs 22, 2012

Ev aktiviteleri

Alya'nın son günlerdeki en sevdiği ev aktiviteleri :)

Kim demiş bebekler kitaptan anlamaz diye, Alya oturmayı öğrendiğinde kendi kendine ilk yaptığı şey kitap çevirmekti, Aç Tırtıl bunun için biçilmiş kaftan, daha önce yazmıştım.
Şimdi ise oyuncaklara hiç ilgi göstermeyen bebeğim, minik kitaplığına gidiyor, istediği kitabı seçiyor, getiriyor ve gözümüzün içine sokma şeklinde belirterek kitabı okumamızı, yani kitaptaki resimleri anlatmamızı istiyor: 
her kedi gördüğünde "kedi",
köpek gördüğünde "hav",
kurbağaya "bak"
ördek ve kuş farketmiyor onun için "cikcicicik" diyor
bıkmadan, usanmadan
bu sabah da çocuğun annesi diye anlattığım yerlerde o da "anne" diye tekrarlıyodu :)

buarada bu hafta Alya "gitti" "geldi" "attım" gibi fiilleri de tekrarlamaya başladı bizden sonra, bir çocuk için ne zaman konuştu denir acaba? İlk cümlesini kurduktan sonra mı? İlk fiilini söyleyince mi? İlk kez ağzından bir kelime çıkınca mı "dede" "baba" ya da "anne" gibi?

Diğer ilgilendiği şey de JOVO click'n construct. Çok sevgili teyzelerinden Aslı teyzesi doğum günü hediyesi olarak almıştı, zeka geliştirici yeni jenerasyon lego olarak. Koccaman tahta bir kutusu var bu yap boz parçacıklarının, kutuya biniyor iniyor kutuyla ayrı oynuyor, parçacıkları saçmaca, ayırmaca kutuya atmaca şeklinde değişik tarzlarda parçacıkları ayrı oynuyor.  O sevdiği için ben daha çok seviyorum :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...