Cuma, Kasım 09, 2012

hani olur ya


hani olur ya bazen,
elindeki işlerin çokluğundan nereden başlayacağını bilemediğin,
öncelik listesi yapamadığın, tıkanıp kaldığın,
işte tam öyle bir hafta geçirirken, 
hafiften bir de nezle geçirmek,
ama yatma lüksüne sahip olmayıp
aslında gayet de iyi hissediyormuş gibi
sanki iş yerinde en zor günlerinden birini geçiren sen değilmişsin gibi
evdeki ufaklıkla koşturup taklalalar atmak,
gece sonunda ondan önce uyuyakalmak,
ertesi sabah güne başlarken pek de hazır olmamak
çünkü bir önceki günü nasıl bitirdiğini bile hatırlamamak,
içinin dışının ıhlamur olması,
üstüne bir de taşınma telaşında olmak 
derken yakın bir arkadaşından içini ısıtan bir mesaj almak
" blog yazmiyosun.endiselenmeye basliim mi?"
canımm benim endişelenme :)

sadece kendimi kaybettim bir süreliğine, hükümsüzdür.

Cuma, Kasım 02, 2012

Çocuklar neden giyinmek istemez?



Henüz bu kadar ilerlemiş olmasak da bana çok tanıdık geldi bu sahne:

"Sevgi hanım haydi oğlum diye bağırdı, giyer misin şu ayakkabıları HEMEN ! Mert inatla annesinin elinden kaçmaya çalışıyor ve bir yandan da az önce annesinin giydirdiği çoraplarını da ayağından çıkarıyordu.Sevgi Hanım Mert yeter artık yoksa sokağa çıkamazsın, sen evde kal o zaman ben gidiyorum dedi , Mert bağırarak ağlamaya başladı ama hala inatla ayaklarını tutup annesinin çorapları tekrar ayağına geçirmesini engellemeye çalışıyordu.Sevgi hanım daha çok bağırdı, Mert daha yüksek sesle ağladı. Ne zaman sokağa çıkacak olsalar aynı olay tekrarlanıyordu . Evdeyken de Mert’e terlik ya da çorap giydirmek için her defasında benzeri olayları yaşıyorlardı. Sevgi hanım çaresizce ne yapacağını düşündü…"

Herkesin yaşadığı şeyler olduğunu görmek ve çocukların gelişim özelliklerinden kabul edildiğini bilmek biraz rahatlatsa da sonuçta hayatımızı zorlaştıran bu durumdan bir an önce nasıl kurtuluruz önemli olan bu.


Nedenler, çözüm önerileri:

"1-2 yaş döneminde çoğu çocuk öğrenmekten keyif alır.Yeni şeyler denemesine izin vermek, başarabildiğini ona göstermek ,başaramadığı zamanda sabırla beklemek ve desteklemek, gelecekte güvenli, hayal kırıklıklarını kolay atlatabilen ve yeniliklere açık bireyler olmalarını sağlayacaktır.

Bu yaş dönemlerinin en tipik özellikleri inatçılık ve tutturma davranışlarıdır. Kendi istediklerini yemek, giyinmek istememek ya da mevsime uygun giyinmeyi reddetmek, evde dokunmaması gereken eşyalara ısrarla dokunmak, tuvaletini tuvalete yapmayı reddetmek gibi günlük alışkanlıklarla ilgili davranışlar sıklıkla karşımıza çıkar.

Yazımızın başında verdiğimiz Mert örneğinde olduğu gibi 1-2 yaşlarında ki bir çok çocuk giyinmekten nefret eder. Bunun pek çok nedeni olabilir. Başlangıçta bize hoş görünen bir giysinin çocuk için aslında yeteri kadar konforlu olmaması giyinmekten sıkıntı duymasına neden olmaktadır. Giysileri seçerken sadece hoş görünmelerine değil ,çocuğun gerçekten rahat etmesine de önem vermek gerekir. Bir çok anne bilir ki çocuğa giysi alınırken ona denetmek son derece güçtür ancak özellikle ayakkabı alırken mutlaka denenmesi de gerekir. Bu nedenle 1 yaşından itibaren alışverişe çocuğunuzla birlikte çıkın. Mümkünse bu zamanı çocuğun uykusuzluk ya da açlık gibi sıkıntılarının olmadığı bir zamana denk getirin.

Giysi konusunda çocuğun inatlaşmasının en önemli nedenlerinden biri de giyinirken çocuğun yerine anne ya da bir başka ebeveynin çocuğu giydirmesi ve çocuğun o sırada başka bir şeylerle ilgilenmesi yani giyindiğinin farkında olmamasıdır. Çocuk o sırada ilgilendiği şeyin giyinme nedeniyle kesintiye uğramasından oldukça rahatsız olur ve bir kriz yaşanması kaçınılmazdır.

Çocuk giyinirken giyinme olayına katılmalıdır . Çocuk mutlaka bir süre sonra giyineceğinin veya soyunacağının bilincinde olmalıdır.Basit giysilerde yardım etmesine izin verilmelidir.Giyinmeyi veya soyunmayı sakin bir dille ona anlatarak şimdi kazağını başından geçireceğiz ve sen bana yardım etmek için kafanı çevireceksin ya da ayakkabılarını giydireceğim sen de ne kadar güçlü olduğunu göstermek için bütün gücünle ayağını ayakkabının içine iteceksin haydi hoop!

Giyinme olayının hem eğlenceli tarafını yaşatmak ama aynı zamanda çocuğa becerilerini kullanarak nasıl başarılı olduğunu göstermek gereklidir. Zamandan tasarruf etmek amacıyla çocuğu kendimizin giydirmeye çalışması ve her defasında yaşanan krizler aslında daha çok zaman harcamamıza ve yorulmamıza neden olacaktır. Bırakın çocuğunuz giyinmenin ve soyunmanın kendi başına da başarabileceği bir iş olduğunu fark etsin, böylelikle giyinmeyi keyifli bir hale getirebilirsiniz. "

Nur Dinçer Genç
Psikolog
DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü
Çocuk ve Genç Bölümü


Ayrıca yakınımdaki annelerden duyduğum alternatif çözüm önerileri de:

 - Giyinmeyi oyun haline getirmek

 - Çocuğunuza seçme şansı tanımak

 - Daha renkli, ayıcıklı ya da kendi beğendiği hayvanlardan/figürlerden oluşan kıyafetler giydirmek

Herkese iyi şanslar! :)

İlk yazı için kaynağım : http://sulebilge.wordpress.com/2009/08/08/cocuklar-neden-giyinmek-istemez-mis/

Blogcu Keşfi : Sade Kahve


Sade Kahve çok yakınlarda keşfettiğim, yanda görmüş olduğunuz bu sevimli Amigurumi kediciği ören Arda ve Ecem'in annesi. Sade kahve sever çok tatlı Ece'nin sadece 1 ay içinde ördüğü kimbilir bu kaçıncı amigurumi, çok becerikli, sanırım hiç durmuyor elleri :)

bu tatlı kediciği de hediye veriyor, çekiliş ile. epeydir amigurumi almayı planlıyorum bir türlü fırsatım olmamıştı, belki şimdi :) siz de bir şansınızı deneyin.

Bir de soralım bakalım, çekiliş bize çıkmassa satın alma ya da sipariş verme şansımız olur mu sevgili Ece?

Perşembe, Kasım 01, 2012

Baba ne yapar, anne ne anlar?

Aynenn dedim ilk görünce, sonra güldüm tabi.
İşte ben de tam da bu şekilde hissediyorum
Evren Alyayı uçururken, ya da çeşitli akrobatik hareketler yaptırırken, ya da tepetaklak çevirirken vs.
Ve her ikisi de zevkten dört köşe kahkahalarla gülerken
Ben anne olarak hep "ayy aman dur yavaş ayy bakamicam galiba" diye söylene söylene uzağa kaçıyorum.
Üstelik tanıyabileceğiniz en gözükara insanlardan biriyim-biriydim ya da belki de, annelik değişimi.

Sizce de öyle değil mi, yoksa biraz abartıyor muyuz anneler olarak şekilde görüldüğü gibi :) belki biraz anne abartıyor, biraz baba rahat davranıyor ikisinin ortası, ne dersiniz?

Salı, Ekim 30, 2012

Bu bayram



Bu bayram iyi geçmedi, çünkü;

 - önce alya sonra evren nezle oldular, şıp şıp burunlar aktı sürekli, alya'nın uyku düzeni yeme düzeni dolayısıyla benimki altüst oldu,
 - alya sadece ve sadece meme emdi, hastalıktan bile olsa artık doyurmayan bir memeyi yarım saat aralıklarla almak talebiyle sürekli üzerimdeydi; ben ki emzirmenin sonsuz tatmininden, bebek ile annenin bağından saatlerce bahsedebilirim, sınırlarımı epey zorladım, geceleri uyuyup şarj etmiyor olsak kesin bırakmıştım öyle söyleyeyim,
 - alya tam da kış gelmek üzereyken giyinmenin anlamsızlığı üzerine derin düşünceler içine girdi, "istemedim" diyerek elimden kaçarken "çıplak çıplak" diye bağırarak etrafta çıplak çıplak koşmayı oyun haline getirdi,
 - alya evden çıkarken ve eve dönerken sürekli bir ağlama krizi geçirdi, ya uykusu çok gelmişti, ya meme istiyordu, ya da bir sebebi olması gerekmiyor canı sıkılmış çılgınca bağırarak boğazını temizlemek istemiş olabilir, sebeplerim de bir yere kadar



Bu bayram herşeye rağmen güzel geçti, çünkü;

 - alya hastayken onu bırakıp işe gitmek ve bu ikilemle yaşamak zorunda kalmadım, her anında sürekli yanındaydım,
 - alya bir gece "doyamadım memeye" diye uyandı, beni benden aldı, sanırım sabaha kadar emzirdim, hatırlamıyorum :)
 - "anne" kelimesini cümle içinde kullanmaya başladı alya, ilk kez anneye biraz benzer "inne" gibi bir ses çıkınca ağzından çok heyecanlanmıştım, şimdi de "anne bak" "anne koy" gibi cümle içinde kullandıkça aynı heyecanı duyuyorum, tarifsiz güzel bir duygu,
 - en yakınımdaki 3 insan taşındı, şimdi sıra bizde, taşınma işlemlerimiz için "start" aldık--haa evet taşınıyoruz, siz de bir el verirseniz hiiç hayır demeyiz :)
 - kestane sezonunu açtık, pek severim kış günü evde sıcacık kestaneyi...



Umarım sizin bayramınız çok güzel geçmiştir, sevdiklerinizle birlikte mutlu ve huzurlu. Bayram aramızdan sonra kaldığımız yerden hayata, yeni maceralara ve paylaşmaya devam...

Not : Çok Sevgili arkadaşlarımız Can ve Ezel'e Alya'nın harika beyaz ceketi için tekrar teşekkür ediyoruz, tüm bayram üzerinden çıkarmadı, ve yine söylüyorum benim bile böyle bir ceketim yok :)

Salı, Ekim 23, 2012

Rengarenk bir gün

Ee artık büyüdü çocuklar, kendi oyun grubumuzu kuralım dedik, o gelemedi bu geldi derken biz 4 çocukla aylar! süren gayret sonucu toplanabildik. Sırasıyla 11,18,19 aylık 3 bebek ve 3 yaşında bir kabına sığmaz abi. Biz vardığımızda eğlence başlamıştı, bizi kapıda ilk karşılayan ikizlere hamile olduğu süpriziyle canım Susu'mun ikizi oldu, sonra 3 yaşındaki abi geldi, ardından 19 aylık Özge ve en arkadan da müthiş bir hızla emekleyen 10 aylık Yiğit geldi! Günün geri kalanı da hep bu sırayla takip etti herkes birbirini.

Veteriner arkadaşım canım Susu'nun evinde buluştuk. Buluşmadan önce bilmiyordum ne kadar doğru bir adres seçtiğimizi, evin her köşesi tam bir oyun alanı! Park yatağındaki toplar hepsinin favorisiydi, park yatağının içine girdiler çıktılar, bir daha girdiler, onlar girdi toplar çıktı, toplar girdi onlar çıktı şeklinde denemediğimiz kombinasyon kalmadı.

Hepsi birbirini taklit etti sürekli, en şirini birbirlerine isimleriyle hitap etmeleri idi. Özellikle Yiğit için ki en minik haliyle hiçbir şeyden geri kalmıyordu çok büyük gelişmeler oldu, sadece görmesi bile yetti. Yanlız odasındaki rafların tırmanılabilir olduğunu göstermeleri sanırım Susu'nun pek hoşuna gitmedi. :)

Ardından salondaki geniş alanda yere yığılan oyuncakları ve kitapları bir bir elden geçirdiler. Derkeen kedileri keşfettiler, Susu'nun yatak odasının balkonunda yaşayan 2 tatlı bembeyaz kedi. Kediler çıktı bu sefer de dışarı, ama bilin bakalım ne oldu, kediler korktu bizimkilerden, başta kediler bunları kovalarken olay tersine döndü bizimkiler kedilerin üzerine zıplayacak diye ödümüz koptu--vardı böyle bir potansiyelleri!

Alya bile sevdi kediyi--normalde korkmuyorum ben, ama gidip ellemek de başka bir şey, Alya'yı hep kedi-köpek ellenmez diye öğretirken gel de sen şimdi açıkla : "bir tek Yiğit'in kedisini elliyoruz, başka kediyi ellemek yok." Neyse ki henüz "neden" sorusu lügatımıza girmedi.

Gün nasıl bitti hiiiç anlamadık, hepimizin aklından 4 çocuklu olmak böyle bir şeymiş demek diye geçti  ve herkes şuan sahip olduğuna şükretti :) 

Pazartesi, Ekim 22, 2012

Teşekkürler!


Çok tatlı Barış'ın annesinden geçen hafta içinde bu 2. ödülümü aldım, şanslı bir haftamdaydım anlaşılan--siz de kuş üstüne s.çınca gidip hemen bilet alanlardan msınız, ben öyleyim :)

Bir türlü yazamadım çook teşekkür ediyorum ödül için, günümü aydınlattınız :)

En yakın zamanda ben de ödüller dağıtacağım! :)

Adım Adım 18. ay


Adım Adım süpriz paketimizden bu ay çıkanlar: Bu ayın gelişim özelliklerini anlatan Eğitici kitap, Alya'nın elinden bırakmadığı elbiseleri anlatan minik kitapçık ve Abaküs.

Eğitici kitap genellikle 1 kez okunuyor bizde, geçen ayki çubuk oyunu çok güzeldi ama bu ayki kitaptaki yapıştırmalar çok minik olduğu için istediği yere yapıştırması çok güç oldu, beğenmedik ikimiz de :)

Abaküs adı itibarıyle özellikle çok hoşuna gitti Alya'nın gün boyunca adını "küs" hecesine vurgu yaparak söyleyip, dışarı çıkarken yanından eksik etmediği oyuncaklarından biri haline geldi. Amacına pek ulaşamadı o ayrı, tek tek hiç saymadı boncukları hepsini birden bir taraftan diğerine geçirdi akıllı bıdık.

Herkese iyi haftalar, tatilde olanlara--ki sadece bizim ofisin yarısı neredeyse-- iyi tatiller!

Perşembe, Ekim 18, 2012

Marks&Spencer Yağmur Çizmeleri



Konu mankenimiz Alya sizin için giydi yağmur çizmelerini Mark&Spencer'in. 

Hoop çıktı oturdu gerçek mankenin yanına, sonra bir güzel de koluna girdi sanki arkadaşı gibi, tamamen spontan, sanırım biraz da sohbet ettiler fısır fısır. Ahh bu çocuk beni sürekli güldürüyor :) Sonra ne desem ikna edemedim, ben de koyverdim buzz gibi yerlerde çıplak ayakla dolandı durdu, azıcık dolaşınca hevesini aldı, döndü geldi ayakkabılarını giymeye. Bana kendi sınırlarımı tekrar çizdiriyor, bu süreçte eğleniyoruz çok, önemli olan da bu sanırım, ayaklar eve gidince yıkanır 30 kere ne önemli var...

 İnsan unutuyor, herşeyi ilk kez yapıyor, hayatında ilk defa çizme giydi, başta biraz bocaladı, yeni yürümeyi öğrenmiş gibi kollar çayda çıra yaptı bir süre, ama sonra bunu da becerdi, bir tık daha attık ilklere.


Kırmızı botlar için "boys" yazıyordu ama bilemedim ne dersiniz. Beğenmediyseniz bir de Tchibo'ya bakın derim, bu hafta tam da çizmeler, yağmurluklar gelmiş çocuklar için, çok eğlenceli.

Çarşamba, Ekim 17, 2012

Gangnam Style


Diyorduk ki bizim anne babalarımızla generasyon farkı 1 ise bizim çocuklarımızla aramızda 1000 olacak heralde, teknolojik ilerlemeleri ve bilgiye erişim özgürlüğünü sürekli paylaşım hevesi ile birleştirirsek evet evet biz çocuklarımızın jargonuna, eğlence anlayışına, yaşam tarzına yetişemeyecektik.

Ama daha çocuğum büyümemiş henüz bir bebekken bile 90lı bir tanıdığım bana bu Gangnam style fenomenini anlattığında kendimi birden çok yaşlı hissetim! Meğerse Kore'de bir yer olan Gangnam'ın gece hayatına gönderme yaptığını söyleyen bu saçma absürd video internette 400milyondan fazlaca izlenmiş, amcanın dansı! fenomen olmuş, bu dansın nasıl yapılacağını anlatan videolar dolmuş taşmış youtube'da, ve düğünlerde bile kasap havasının yerini almış inanılır gibi değil!

Siz görmüş müydünüz videoyu? Ne düşünüyorsunuz? Gerçekten yaşlandık mı ne?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...