Perşembe, Eylül 13, 2012

Tchibo ile geçmişe yolculuk

 Ben küçükken, bu alışveriş çılgınlığı, büyük alışveriş merkezleri zara mango gibi uluslararası zincirler Türkiye'yi sarsmadan çok önce, elbiselerin terzilere diktirildiği günlerde, dünyanın en iyi dikiş dikenlerinden biri bizim ailede yaşardı : ananem! İpraş'ta çalışırdı babam, balolar düzenlenirdi, yılbaşı baloları, ablam ve ben en şanslı çocuklardandık çünkü tüm balo kıyafetlerimizi canım ananem dikerdi, en güzel elbise bizim olurdu, işlemeli süslemeli dantellisinden.

Ablam pek sevmezdi ama ben tam bir kız çocuğuydum, en sevdiğim oyun bebeklerimi giydirmekti, ve ananem benim hayal dünyamı binbir renkle süsleyen birbirinden güzel elbiseler dikerdi bebeklerime, ben de saatlerce o bebekleri giydirir saçlarını yapar oynatır konuştururdum.(Tarih tekerrürden ibaret, şimdi Alya'yı giydirip süsleyip onunla oynuyorum :) Böyle bir rol model ve genlerden gelen yetenek kırıntısı ile benim de çok ilgim vardır dikiş nakışa, pek kendini göstermeye her zaman fırsat bulamasa da. Tchibo'da görünce bu çok cici rengarenk düğmeleri kumaşları kurdeleleri içim kıpır kıpır oldu yine, eminim bir çoğunuza da hitap edecektir.




Çarşamba, Eylül 12, 2012

Odaların ayrılması...

O kadar da kötü bir şey değilmiş. Tam 2 ay geçmiş üzerinden bu yazıda odaları ayırıyoruz diye planlayalı bendeniz yan-çizen-anne imzalı olarak ama olsun, geç olsun güç olmasın değil mi! Ama aslına bakarsanız böyle büyütecek bir şey de yokmuş. Ne anne ne de çocuk tarafından pek de yadırganmıyormuş. Herkes sabah 4'e! kadar mutlu mesut sere serpe kendi yatağında uyuyormuş, çıt çıkarırım da uyanır mı aman derdi yokmuş, ve fakat sabaha karşı 4'e vurdu mu saatler külkedisi ne yapıp ne ediyorsa anne-baba arasında alıyormuş soluğu yoksa balkabağından hallice bir şekerleniyormuş ki o saatte kimsenin gücü yokmuş bunu değiştirmeye, henüz ve hala. Ayrıca çocuğun odası her odaya girişte neden daha önce ayırmamışız ki dedirtecek derecede anneyi mutlu eden bir odaya dönüşmüş sebepsiz, bu da kulaklara küpe olmalıymış daha odalarını ayırmamış olanlara.

Odaların ayrımı ile tam da bu günlerde Alya'nın çok düzgün ve net bir şekilde istediği şeylere "benim" diye sahiplenmesi arasında bağ kurulabilir mi, bir tesadüf mü!? Kötü bir şey olduğundan değil amma velakin bugün sokakta gördüğü çocuğun-kendinden en az 5 yaş büyük-- elinden krakerini alarak "benimm" diyerek geri vermemek için diretmesi pek iyiye alamet değil sanırsam :)

İlham ve teşvik için biraz da cici bebek odalarından ve aksesuarlarından örneklemelere devam, fazlası ve adresler için pintereste buyrun:





Salı, Eylül 11, 2012

Bugün bunları aldım

Alya artık boya kalemlerinin tadının güzel olmadığını, tadına bakmanın zaten gereksiz olduğunu anlayarak boyama vaktinin geldiğini işaret ettiği için ve 1-2 ay bekleyerek bundan emin olduğumuz için Carioca'dan elleri kirletmeyen:
İlk defa arkadaşım sevgili Aybala'dan çok memnun olduklarını duyduğum sonra da Emreylehayat blogunun sevgili sahibesi Ilknur'un Montessori eğitimleri çerçevesinde bahsetmiş olduğunu farkettiğim Adım Adım kitap/oyun setine üye olduk:



Ve her zaman en orijinal ve en sevimli şeyleri bulan babannemiz de Zara Home Kids'ten bunu aldı, bayıldımm:


Teknoloji ile içiçe gibi görünen blogger bir anne olarak bunu söylemem garip gelecek biliyorum ama ben hala çok rahat bir şekilde internetten alışveriş yap(a)mıyorum. Seneler önceki savunmam güvenlik idi, ama şimdi Alya'dan sonra zamanın altın değerinde olduğu bir dönemde bile mağazaya gidip elimle dokunmak, hissetmek ihtiyacı içerisindeysem artık bunun alışkanlıktan olduğunu düşünüyorum, ama artık yavaştan değişmem gerektiğini de düşünüyorum diğer yandan. Alışveriş sitelerinde çalışan bir arkadaşım söylemişti şaşkınlıkla "kim gecenin 1'inde ütü alır?"
Siz ne düşünüyorsunuz, siz hangi türdensiniz; gecenin 1 inde ütü alan mı, daha geleneksel yapıdan, dokunmak için mağazaya kadar giden mi? Ve en sevdiğiniz en çok alışveriş yaptığınız alışveriş sitesi nedir benimle de paylaşır mısınız belki ben de severim :)

Pazartesi, Eylül 10, 2012

Hoppaa


3 gündür yine yapışık ikizlere bağladık Alya ile. Faranjit başlangıcı dedi doktor memeden başka birşey yemiyor ve memeden başka birşey ile ilgilenmiyor! Sanırım Alya'nın 2 yaşına kadar geçirmedigi hastalık kalmayacak! Neyse artık alıştık hastalıklara bundan bahsetmeyecektim bile ama haftanın ilk iş günü işe gidemeyip dahası ben şu satırları yazarken kucağımda uyur vaziyette olunca miniğim aklım pek öyle uzaklara da gidemedi malum!

Bu sefer tek tesellim Alya'nın artık herseyi, hastalığını ateşini şurubunu bile algılayacak ve anlatacak derecede konuşuyor olması:
"üşüdük"(1.çoğul kullanıyor Alya kendi için) dedi atesi çıkarken,
"terledik" dedi çıkardık kıyafetlerini
"ateşin var" dedik sabaha karşı ateşten yanarken, elini başına koydu "ateşş" dedi,
"şurup içince düşecek ateşin" dedik "hoppaa" dedi ateşin öyle düşeceğini düşünerek, sabaha karşı gülmekten kırdı geçirdi bizi ve bu zamana kadar ağladığı için açılan ağzından tıktığımız şurubunu hiiç ses cıkarmadan içti, inanamadık. Sanırım Alya 17. ayını tamamladığı cumartesi günü artık bebeklikten çocukluğa geçiş yaptı.

Ve böylece başladı bu hafta da. Sağlıklı ve mutlu bir hafta dilerim hepinize.

Cuma, Eylül 07, 2012

Uyuyan güzel

Dünya bir anda huzur dolmuyor mu 
Bir kez uyuyunca bebeğiniz,
Özellikle yürümeyi söktükten hemen sonra koşmayı da öğrenen
Saniye yerinde durmayan
Aklınızı başınızdan alan aktivitelerle
Korkudan ödünüzü patlatan bir bebeğiniz var ise...
Herkese güzel bir haftasonu dilerim!

Max Wanger

Önce fotoğrafçı Max Wanger'dan minimalist, sade, mükemmel ilham verici fotoğraflar:


Sonra ondan ilham alan naçizane bendenizin çalışmaları:

Max Wanger'in muhteşem fotoğraf portfolyosuna bakmak isterseniz buraya:
http://www.maxwangerblog.com/

Perşembe, Eylül 06, 2012

patPat ile kıymet bilmeye dair

Daha büyük yaşlarda çocukları olan hemen her ebeveynden duyduğum şimdiye kadar aynı şey:
"Aman kıymetini bilin bebekliğin, en güzel zamanları, çabuk büyüyorlar!"
Zamanın ne kadar hızlı geçtiğinin farkındayım ama kıymet bilicem diye bazen elimden makinayı bırakmadığım oluyor, aman büyüyecek bu anını da dondurayım, bu sözcüklerini de videoya çekeyim, oraya da gidelim, bunu da yapalım...

Üniversite son sınıfta aynı şeyi yaşamıştım, benden 1 sene önce mezun olan arkadaşım çok içten ve derinden "Nazlı kıymetini bil son senenin, mezun olduktan sonra bambaşka bir dünya bekliyor seni!" demişti de hala içimde hissederim. Ben de o son senenin değerini bilicem diye çimenlerde oturdum hiç oturmadığım kadar, dans dersi vermeyi bıraktım asistan olup da okula dair daha fazla şey yapayım diye hocanın/derslerin peşinde koşturdum öyle derslere pek de meraklı değildim o ana kadar, bir asistan odam bile oldu havalara girdim! Tüm uğraşlarıma! rağmen mezun olduktan sonra yine de sürekli "ben üniversitedeyken..." diye başlar buldum cümlelerimi.

Velhasıl yine aynısı olacak biliyorum, sonuna kadar kıymet bilicem, her an her saniye içime çekicem bebeğimin kokusunu, her bir ifadesini donduracağım kare kare ama yine de zaman hızlı akacak ve yine de bugunlere özlem duyacağım... Neyse ki şimdi, şimdi o hala bir bebek ve hala çoook zamanım var onu kucağıma alıp sarıp sarmalamak için!  
Sizin var mı gizli bir kıymet bilme formulünüz, hani zamanı durdurmayı falan keşfettiyseniz benimle de paylaşır msnz :)
Çok heyecanlıyım, fotoğraflar yeni objektifim 50mm f/1.8 ile ilk denemelerim! DSLR makinalarda diyafram genelde f/4 ya da f/4.5 oluyor, f/1.8 olunca fiyat birden artıyor inanılmaz derecede, şimdilerde pek kıymetlim bu objektif :)
Alya'nın her yere taşıdığı "patpat" lar ise babannesinin buluşu, bayılıyor ve babannesi ile özdeşleşmiş durumda, hiçbir yerde değil ama babanneye gidince patpat diye tutturuyor, ocakta babannesi kavururken mısırların başında bekliyor, sonra da heryere taşıyor.

Çarşamba, Eylül 05, 2012

Okan'ın Yeri / Okan's Place

Okan'ın yeri Çeşme'de bir plaj. Yeryüzündeki cennet / Heaven on Earth diyorlar kendilerine, bence hakediyorlar, gerçekten de Çeşme diyince benim aklıma ilk gelen yerlerden biriydi zaten ama şimdi bir de Alya'nın kumlarla ve denizle barışmasını sağlayan yer olarak sonusuza kadar yer etti gönlümde.

 Burada bahsetmiştim, Alya Koh Samui adasındaki ilk deniz tecrübesinde epey bir zorlanmıştık, uzun süre dinmeyen çığlıkları olmuştu, ve kuma ayaklarını değdirmeye çalıştığımızda ayaklarını içine çekiyordu. Sonsuzluk hissi demişti doktorumuz çocukları ürkütebiliyor. 

Ama işte bu sahilde, biraz da temkinlice usul usul yumuşacık harika kumların üzerinde top saklama, ayakları saklama, ellere kum alıp ayakların üzerine dökmece gibi babasının yaratıcı oyunları sayesinde önce kumlara sonra da Çeşme'deki muhtemelen en soğuk denize alıştı. Yanlız yerini bulmak biraz zor, minik bir tabelaları var Okan's place yazan Altınkum yolu üzerinde, Kite surf yapılan dalgalı sahile gelmeden önce, o tabelayı kaçırmamak gerek. Bir yandan da fazla keşfedilmediği için seviyorum o tabelanın minik oluşunu.

Ve o müthiş sahilde gün batımı:


Çocuklu/bebekli aileler için Ilıca'daki halk plajı bir de çok güzel kumludur, ancak orası her daim rüzgarlı ve denizi de dalgalıdır. Okan'ın yeri için adam başı 20TL veriyorsunuz girişte, ancak kesinlikle değiyor bana sorarsanız verdiğiniz paraya.

Salı, Eylül 04, 2012

Çocuktan al dersi!

Ne kadar doğru, ne kadar güzel:

Türkçesi :

Bir çocuk 3 şey öğretebilir bir yetişkine:
1) sebepsiz yere mutlu olmayı
2) her zaman merak etmeyi
3) bir şey için yorulmadan usanmadan mücadele etmeyi

Paulo Coelho

anne işe gitti

ben içerde hazırlanırken kitaplarıyla oynuyordu, kendiliğinden, birden çıktı ağzından, gayet normal ama en tatlı ses tonuyla:
"anne işe gitti!"
üstelik anne işe gitmek hiiiç istemezken.
ben işe gittikten sonra da babasına tekrarlamış yine
"anne işe gitti"
öyle ağlar gibi değil, buyurur ya da kızar gibi de değil, gayet normal bir şekilde susadım der gibi söyledi ilk 3 kelimeli cümlesini alya, ama tam da benim hassas olduğum bir konuda, sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim :)
özellikle tatil dönüşleri bir güzel uğurluyor alya beni kapıda, bay bay yapıyor; çok nadir eteğime yapışıyor, o zaman da bakıcımızla birlikte arabama kadar eşlik ediyorlar bana, sonra da kedi avına çıkıyorlar. çok duydum annenin arkasından ağlayan bebekleri, hep oyle olacak ben nasıl ayrılacağım diye düşünürdüm ama şimdilik bizde durum bu, acaba öyle bir dönem mi oluyor yoksa bizim kız çoktan kabullendi mi durumu!?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...