henüz gezi parkı dağıtılmamıştı, o muhteşem #direngezi bohem ruhu çadırları ile birlikte parkı döşüyordu, ve biz aylar öncesinden aldığımız bir bilet ile danimarka yollarına düştük, aklımız kalbimizi gezide bırakarak. biz oradayken dağıtıldı gezi. o günkü hassasiyetten olsa gerek geldiğimiz ilk günlerin birinde doğru christiania'nın yolunu tutttuk, çünkü yaşadıklarımıza çok benziyordu tarihi, çok uç bir örnek olsa da umut aşılıyordu, bize ve sanırım dünyanın geri kalanına.
christiania, danimarka'nın başkenti kopenhag'ın merkezine sadece 15-20 dakikalık mesafedeki bir alan. 1971'de o bölgede daha yeşil bir alan ve çocuklarına oyun alanı isteyen bir grup danimarkalı'nın devlete karşı isyanı ile başlıyor olaylar,10-15 sene sonra ancak 1980'lerde bağımsızlıklarını ilan ediyorlar ve devlet de kabul ediyor. o günden beri kendi kurallarına göre yaşayan, devlete vergi vermeyen, sayıları 1000'i geçmeyen bir grup danimarkalı kendi restoranlarında ve "christiania bikes" denilen bisikletlerden üreterek hayatlarını sürdürüyor. büyük bir nehir kenarına dizilmiş evlerini kendileri yapıyor, "community" lerine kimseyi dahil etmiyorlar. zamanımızın görülmemiş bir hippi hareketi kısaca.
christiania bisikletleri işte bunlar, christiania'dan tüm danimarka'ya yayılmış durumda, özellikle çocuklular tercih ediyor, biz de 2 gün bununla dolaştık, yanlız çocuğun oturması gereken yere ben de oturdum alya ile, çok eğlenceliymiş, tabi bir de evren'e sorun! :)
bence unesco dünya mirası gibi dünya üzerinde mutlaka görülmesi ve anlaşılması gereken yerlerden. zaten bir çok kez tezlere konu olmuş durumda.
çoğu yerde çekim yasak olduğu için fotolar maalesef iphone ile..
göz atmak isterseniz kaynak:
http://en.wikipedia.org/wiki/Freetown_Christiania
http://www.visitcopenhagen.com/copenhagen/christiania





