18-24ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18-24ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Mart 07, 2013

Bir sabah bir uyandım...

 


...Alya sanki birden büyümüştü. Sanki o sabah birden o tatlı göbeği erimiş, boyu uzamış, daha bir dillenmiş, artık bebek olmaktan çıkmıştı. Neyse ki hala bez takıyor, hala nerede delik görse girmeye çalışıyor ki, henüz hala benim minik bebeğim o diye kendimi kandırabiliyorum.

Aynı sabah beni işe geçirmeden önce:

"Anne, keşke gel otur, keşke gel otur." dedi. Hiç de sevmem "Keşke" kelimesini. Ama onun ağzından çıkınca bütün gün keşke kelimesini bile sevebilirim diye düşündüm Alya söylerse eğer :) Gittim oturdum yanına, resim yaptık biraz.

Sonra ben ayakkabılarımı giyerken:

"Biliyo musun, ben de parka gidicem" dedi.  

Bir sabah uyandım, benim minik bebeğim birden büyümüştü...

Perşembe, Ocak 31, 2013

Bu aralar



Ben buaralar en çok Alya'nın;

- elbiselerini dolaptan birer birer taşıyıp "aa bu ne kadar güzelmiş" "aa bu ne kadar yazlıkmış" derken arada sıfatı atlayıp "aa bu ne kadar da bi çorapmış" ya da "aa bu ne kadar da bi tshirtmüş" demesine,

- bulduğu her deliğe/kutuya/dolaba girme isteğine, girip içinde türlü taklalar atmasına, 

- "ben uyudum" diyip olduğu yere yatmasına ve ben gidip onu öpene kadar yerinden kıpırdamamasına,

- arada bana bakıp bakıp enn yumuşak ses tonuyla "anne ciciiii" diye beni sevmesine,

- şamfıstık sevdasına ve şamfıstıkların kabuklarını kendi açma çabasına,

- istemediğim/onaylamadığım bir şey yaptığı zaman söylediğim "ama bebeğiiimm" i benden sonra aynı tonlamayla tekrarlamasına,

- uyumadan önce birlikte yatakta kıkırdayıp cilveleşmeye,

- bir de gözünü kıstığı zaman kapadığını sanmasına
B a y ı l ı y o r u m.

Cuma, Ocak 18, 2013

Çocuklarda Korku


Korku ile ilgili burada bahsettiğimde, ilk defa korku kelimesini Alya'nın ağzından duymuştum;  gerçek anlamda korkup korkmadığını, bu kelimenin anlamını bile tam olarak kavrayıp kavramadığını bilmiyordum. Ama özellikle bu hafta çookça kendi kendine şunu tekrarlarken buldum Alya'yı:

 "korkma, korkacak bi şey yok"

Bazen 10-15 kez tekrarladı bu cümleyi. Sonra bu sabah rüzgarın kuvvetli uğultusuna çığlık atıp yerinden kımıldayamayacak kadar ürkünce ben yanına gidip sarıldım hemen, ama ben ondan daha çok korktum verdiği tepki yüzünden. Bütün gün de aklımdan çıkmadı. Akşam eve geldiğimde biraz daha anlayabilmek istedim, "neden korktun" diye sordum "korkma" diyince yine kendine

"ambulans duydum, korktum" dedi.

Biraz daha araştırdım konuyu, tekrar hatırlamak iyi oldu korkunun normal olduğunu. Siz de konu ile ilgileniyorsanız benim kısaca aklımdan çıkarmayacaklarım:

- Korku çocuğun duygusal gelişiminin son derece normal bir parçasıdır

- Çocuğun korkmamasını sağlamak, aşırı koruyucu davranmak kadar zararlıdır

- Korku genelde bilişsel dönemin başladığı 2-3 yaşlarında ortaya çıkar, her yaşın o yaşa özel korku unsurları vardır

- Çocukların neyin gerçek neyin hayal ürünü olduğunu henüz tam kavrayamadıkları bu döneme ait korkuları genelde zaman içinde ortadan kaybolur, ama tamamen geçmesi zaman alır

- Ebeveynlerin amacı çocuğun korkudan tamamen kurtulmasını sağlamak değil, sadece korku ile nasıl baş edileceğini öğretmek olmalı, en azından günlük hayatına normal bir şekilde devam edebilmesi sağlanmalıdır; yanlız uyumaktan/geceden/karanlıktan korkan bir çocuğun uykuya rahatça geçişi için uyku öncesi rahatlatıcı rutin oluşturmak gibi

- 2-3 yaşlarda en sık rastlanan korkular kulağa yakın mesafedeki yüksek sesler, ve dengelerini kaybederek düşmektir

- "Korkacak bir şey yok, sen büyüdün, bebek gibi davranıyorsun" gibi sözler çocuğun korkusunu gidermediği gibi anne-babaya duyduğu güveni yitirmesine sebep olabilir

- 2-3 yaşında korkan çocuğa durumu açıklamaya çalışmak yerine sarılmak ve onu teselli etmek daha etkili bir yöntemdir, çocukla empati kurmak önemlidir

- Daha büyük çocuklarda öncelikle korkunun gerçek olduğunu kabullenmek ve saygı duymak gerekir, konuşarak, çocuğu konuşturarak onun da korkunun farkına varması sağlanır, bebekle ya da kukla ile oyun oynatarak çocuğun oyunda kendi duygularını ifade etmesi teşfik edilir

- Bir çocuğu korkutarak disiplin sağlanmaya çalışılıyor ise o çocuk daha fazla şeyden korkar hale gelir, üstelik korku çocuğun düşünmeyi öğrenmesini engeller



Yaşlarına uygun olarak Çocuklar nelerden korkar?
2 yaş :
En çok seslerle ilgili korkular söz konusu: Özellikle tren, kamyon, gök gürültüsü, sifonun çekilmesi, elektrik süpürgesinin çıkardığı sesler. Karanlık, ebeveynlerden ayrılma, büyük eşyalar, koyu renk eşyalar ve şapkalar(!) da korku unsuru

2.5 yaş : Oyuncağın veya yatağın yer değiştirmesi, annenin uykuya geçişte yanından ayrılması, birinin yan kapıdan girmesi gibi alışagelmişin dışında yapılan hareketler çocuğu korkutabilir.


3 yaş : En çok görsel korkular; karanlık, hayvan, polis, anne babanın gece sokağa çıkması.

4 yaş : Gene seslerle ilgili korkular, özellikle motor gürültüsü. Ayrıca karanlık, yabani hayvanlar, annenin evden ayrılışı.

5 yaş :  Fazla korkulu bir yaş değil. Daha çok görsel korkular var. Ayrıca daha somut korkular, düşme, bir yerini incitme gibi.


6 yaş : Hayalet, cadı korkusu, yatak altında birinin saklanabileceği korkusu. Su, ateş, fırtına, anneyi eve gelince bulamama korkusu.


7 yaş : Karanlık, bodrum, tavan arası korkusu. Gölgeleri hayalet, cadı gibi algılama. Okuduklarından, televizyondan, sinemada gördüklerinden fazlasıyla etkilenme, endişelenme.

8-9 yaş : Endişe ve korkular daha az. Sudan ve karanlıktan daha az korku. Daha gerçekçi korkular var. Örneğin; bir şeyi yapamamak, okulda başarısızlık vb. gibi kişisel endişeler.



Kaynaklar :
 Purdue Universitesi yayını
 Psikolog Ayşen Evliçoğlu
 Baby Center

Pazartesi, Ocak 14, 2013

little miss Sunshine


Bu fotojenik ve harika tatlılarla döşenmiş mekan Ulus-Bebeköy'ün arkalarında yer alan Backyard. Pazar brunch için harika. Yılbaşı öncesi haftasonu gitmiştik biz--Bu kadar ara vermişim yazmaya yani, yoğunluğum değil tek suçlu ama blogspotun kendisi!--

İlk defa pipetle portakal suyu içmeyi öğrendi bizim little miss sunshine orada, elbisesiyle uyumlu olduğundan mıdır nedir baya havaya girdi, o bizden daha normaldi gerçi, bizim tepkimizi görseniz, çığlıklar alkışlar! :)

Bir de ilk defa yanağı yanağıma değerken bir sarılışı vardı bana--normalde pek sarılmıyor-- hala o yumuşacık yanağın yanağıma değişindeki hissi hatırlıyorum, unutulmayacaklar arasında.

Sizle görüşmeyeli 21. ayını bitirdi Alya. Nedense önden sayasım var, 22. ay diyordum geçen ay! İlk göz doktoruna gittik, astigmat var sadece, ama o da zaten olması normalmiş, büyüdükçe geçermiş. Ben özellikle sormasam söylemeyecekti bile kadın.

Artık 3 ayda bir olan rutin kontrolunde ise doktorumuz zıplayıp zıplamadığını sordu Alya'nın. Çok istemesine rağmen hala tek ayağını kaldır(a)mıyor zıplarken. Şimdi takibe aldık bunu, motor kaslarının gelişimi ile ilgiliymiş, yapamaz ise sorun varmış 2 yaşına doğru. Annem ise sürekli zıplayan ilk torununun vermiş olduğu rahatsızlıktan bıkkın:
"Aman nazlı bırak bu da zıplamasın, hatta mümkünse hiç öğrenmesin" modunda :)
Bu modda olan diğer yetişkinler için duyurulur: Zıplamak güzeldir, normaldir, sağlıklıdır, bırakınız zıplasın.

İstanbul'da güneş açtı bugün çok güzel, sanırım bu hafta güzel geçecek demek istiyor.
Hepinizi çok özledim, şanslı ve mutlu bir hafta olsun!

Not: Bu tatlı Laura Ashley elbisemiz ve baykuş çantamız için Rengin'e kucak dolusu sevgiler, öpücükler  :)

Perşembe, Aralık 27, 2012

Söylediğiniz herşey kayıt altında


Haziran ayında Alya 14 aylıkken yazmışım bu satırları, taslakta yayınlanmadan kalmış:
Gece saat 8 civarı, rutin bitmiş, banyo yapılmış, kitap okunmuş, uykuya hazır moddayız--her ikimiz de!Bizim yatağa yatıyoruz birlikte, birazcık memeden sonra Alya başlıyor debelenmeye, üzerimden atlamaya, oturup tekrar yatmaya, ayağı ayağıma değerken birden başını ayağıma değer buluyorum, nasıl yapıyorsa! Sanırım sıcaktan olsa gerek birden başlıyorum en soft ses tonumla:

"Karlaar düşeer
Düşer düşer ağlarıımm"

Alya üzerime uzanıyor birden

"Hep isminii
Hep ismini anarımm"

Birden hareketsizleşiyor üzerimde, ben onun saçlarını okşarken
2. nakaratın sonunda nefesi düzene giriyor
3. nakaratın sonunda artık uykuya teslim oluyor.

Müzik bizimkinin uykusunu getirmek yerine açıyor çoğu zaman, ama bazen, sadece bazen, dün geceki gibi, bir melek gibi uykuya geçmesine yardım ediyor. Anne ise mest olmuş durumda, onunla birlikte nefes alıp veriyor.

---------------

O günden sonra üst üste bir kaç gece daha denedim aynı şarkıyı, benzer bir gücü olmadı Alya'yı uykuya sokmak için, vazgeçtim, unuttum sonra da şarkıyı tamamen. Ama sonra birden dün gece uyumadan saniyeler önce istek parçası yaptı Alya:
"karlar düşeer"

Önce anlayamadım ne dediğini, sonra tekrarlayınca dank etti. Şok oldum. Bunca zaman hiiiç söylememişken bu şarkıyı birden nasıl oldu da hatırladı ve söyledi hiçbir fikrim yok. Geçen hafta kar yağdı, kara dokunduk, karda yürüdük koştuk ama şarkıyı söylemedik. O mu çağrışım yaptı dersiniz?

Yani arkadaşlar bebeğiniz doğduğu andan itibaren kaydetmeye başlıyor, söylediğiniz her şey kayıt altına alınıyor, haberiniz olsun! :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...