eskişehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eskişehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mayıs 19, 2012

Sapanca'da keşif gezisi


Alooo?
Alice harikalar diyarında:



Araba ile Istanbul'a 4 saatlik mesafede olan Eskişehir ile başlayan ilk şehirler arası yolculuğumuz Sapanca'da 1 gün konaklayarak son buldu. Yolculuklarımızı hep Alya'nın en uykulu olduğu zamana denk getirdik, arabada geöirdiğimiz uzun süreleri sakin geçirebildik. Yolculuğa çıkmadan önce ananesi merak etti, her gün günlük düzenli yemek yapılan, organik gıdalardan başka bir şey yemeyen torunu gezi boyunca ne yiyecek? Annesinin cevabı :
" Ne bulursa onu"
Gerçekten de öyle oldu, kah bizim yediğimizden kah memeyle geçiştirerekten yemek konusundaki titizliğimizi 13. ayımızda geri bırakmış olduk. Sadece yemek değil, aynı durum uyku düzeni ve hijyen konusunda da geçerli, yolculuk sırasında bildiğimiz tüm kuralları unutup, kasmadan o koşullarda neyi ne kadar bulursak şükrettik. :)
[Bunları biliyor muydunuz, biz yeni öğrendik : bebekler için hemen her restorantta mama sandalyesi ve hemen her otelde park yatak sağlanıyor!]
Sapanca'da kaldığımız otel Villa Sapanca'da becerikli ev sahibesi karşıladı bizi sıcacık bir yakınlıkla. Gece hemen göl kenarında aldık soluğu, Villa Sapanca'dan 4 dakika yürüme mesafesinde. Sezonu açılmamış bir cuma gecesi için göl kenarı bulmayı beklediğimden daha fazla kalabalık ama tam bir yaz gecesi neşesindeydi, Alya'nın kendine bir park ve yanına da bir arkadaş bulması uzun sürmedi. Gecenin 10unda salıncak sallayıp çekirdek çitlerken hayatımız gibi tatilimizin de kökünden nasıl bir değişim göstermiş olduğunu huzur ve mutlulukla farkettim.

Ertesi gün, otelimizde kahvaltı olmamasını bir şans bilerek Istanbuldere Alabalık Evi'nde harika bir köy kahvaltısı yaptık, restoranın sevimli köpeği, cılız akan şelale ve binbir kuş cıvıltısı eşliğinde. Biz açtık sabah 9'da orayı ama 11de terkederken bir ordu dolusu insan bıraktık ardımızda. Sadece Istanbuldere'nin yemyeşil ormanı bile "Sapanca'da yapacak hiçbir şey yok" diyen Istanbulluları yanlış çıkarmaya yetecek güzellikteydi.

Kahvaltı sonrasında araba ile trekking turu yaptık sessizce, uyuyan güzel uyuyduğu müddet. Derken yeni gps'imiz iphone map'te görünmeyen ama otel sahibemizin önerdiği bir alanı el yordamıyla keşfettik: Kırkpınar havaalananına giden yürüme parkuru. Evren'in keşfettiği ördek, sandal ve göl üçlemesinde olabilicek her türlü kombinasyonda fotoğraf çekip yemyesil göl kenari boyunca 2 saatlik yürüyüşün ardından detox niyetine gecen guzel gunu sonlandirmak icin 1 saat sonra evde olmanın mutluluğuyla yola çıktık.

Cuma, Mayıs 18, 2012

Sempozyum Notları


Çok gurur verici, çok duygulandırıcıydı Çocuk ve Gençlik edebiyatında Aytül Akal sempozyumu. Ara ara tekrarlıyorum, tekrarlamaktan mutluluk duyuyorum, kendileri annem olur--kayınvalidem aslında ama bu kelimeyi hiç sevmiyorum, kötü çağrışımları var, kayınvaldeme anne demeyi tercih edebilen ve kayınvaldeden çok anne yakınlığı hisseden şanslılardanım-- Ressam Mustafa Delioğlu ve Mavibulut yayınevi kurucusu Fatih Erdoğan'ın onur konukları olarak ödül aldıkları, büyük salon dışında Mustafa Delioğlu'nun kitap resimlerinden oluşan sergi eşliğinde, Vali'nin de katılımıyla eşsiz, herkese nasip olmayacak derecede güzel ve tabi annemin renklerine yakışır derecede renkli bir organizasyon yaşadık ağzımız kulaklarımızda.

Alya ve benim girebildiğimiz oturum sayısı 4'ü ve içerde kalma süremiz toplamda 10 saniyeyi geçmedi malasef, bizimki bir iki bakındıktan sonra konuşmacıları kıskanarak hemen konuşmaya başladığı ve tüm gözleri ve ilgiyi konuşmacılardan kendine çektiği için bir süre sonra denemekten vazgeçerek kampüslü gençlerle takılmaya karar verdik. Zaten Eskişehir ve sempozyum havası öyle yarıyordu ki 2 saati bulan gündüz uyumaları yaptı Alya, hiç ona göre değil normalde. Kalabalıkları, ilgiyi, yeni yerleri keşfetmeyi ve bir de babannesini pek seven kızımız 3 gün boyunca pek memnundu halinden, onunla dolu dolu 3 gün geçiren annesinin ise değmeyin keyfine.

Çarşamba, Mayıs 16, 2012

Anadolu'nun Viyanası


Kime söylesem "Aa Eskişehir'e mi gittiniz, çook güzelmiş ben de gitmek istiyorum!?" cümlesini işittim ben daha şehri anlatmadan, ee bana da bunu teyit etmek kaldı sürekli "Evet çok güzel bir şehir, mutlaka gidin!"

Gerçekten çok güzel ve modern bir şehir. Tüm şehri dolaşabileceğiniz tramway sistemi ile karşılaştık şehre adım atar atmaz. Osman Gazi Universitesinin karşısında yer alan otelimiz Roof Garden önünde bulunan durak ile Alya'nın kelime dağarcığına yeni kelimeler kattık: tren ve kondüktör(kabul, bu biraz zor :) Artık tren dediğimiz an elini sallamaya başlıyor. :)

Eskişehir'e Anadolu'nun Viyanası sıfatını kazandıracak kadar güzel bir Porsuk nehirleri, nehrin üzerinde her biri ayrı renk köprüleri var. Bir de gondolları varmış ama henüz sezon açılmamış, siz sezonunu takip edin mutlaka.

Universiteleri ile meşhur az şehrimiz var, Eskişehir bunlardan biri ve universiteler bunun hakını veriyor, gezilecek yerler listesinde yerlerini alıyorlar. Biz zaten 3 günümüzü Osman Gazi universitesinde geçirdiğimiz için şanslıyız, ama 3 gün bile ancak yetti kampüsü öğrenebilmemiz için desem abartmış olmam, öyle büyük bir alan ki insana genişlik ve özgürlük hissi veriyor. Kampüste olmak başlı başına ayrı bir heyecan zaten, 8 senedir uzak kalan benim için. Ne garip hissettim geleceğin doktorları arasında mini minnacık geldiler gözüme :)

Yeni yapılan Bilim, Sanat ve Kültür Parkı'na gittik bir gün, başta farklı yerler dolaşmak için itiraz eder gibi olmuştum, şehirlerde sonradan inşa edilen alanlar yerine eski tarihi yapıları görmeyi yeğlerim, ancak burasının çocuklar/bebekler için bir cennet olduğunu farkettiğim an gezmek için tercihlerimin de çocuktan sonra değişmesi gerektiğini farkettim! Yemyeşil koccaman bir alan, öyle kocaman ki rengarenk bir tren ile dolaşıyorsunuz. Masal şatosunun önünden geçip çok değişik hayvanlardan yapma kaydıraklarda zorunlu! mola veriyorsunuz. Masal şatosu dışarıdan zannedildiği gibi Rus yapılarına özentilik değil, her biri Anadolu'dan ayrı bir yerin anısına yapılmış, en büyük yuvarlak Galata Kulesi mesela.

Derken Odunpazarı'na gittik, eski şehirimi görmek istiyorsun, al sana eski türk mimarisinin örneklemesi rengarenk 2-3 katlı ahşap evler. Harika bir görüntü. Küçük ve renkli Safranbolu. İçerisinde de cam ve el sanatları müzesi var. Odunpazarının yukarısında da Kırım Çiğ börekçisi'nde gitmeden kulağımıza çalınan, oradayken de tekrarlanan çiğ böreklerini tattık bir de, biraz yağlı ama pek leziz. 

Doğma büyüme bir Eskişehir'li olan arkadaşım ecerecommended pek kıymetli şehir tavsiyelerini de ayrıca aşağıda görebilirsiniz:

1- Çiğborek : Ataturk  bulvari uzerinde Eskişehir çiğborek evi var, orda yiyin. Genelde papagana gotururler ama oraninki cok yagli.
2- Pino burger : Burger deyip gecme her Eskisehirlinin çocukluk anisidir Pino'nun özel hamburgeri :) 20 senedir hic bozmadilar ve normal hamburgerden cok farkli. Kizilcikli Mahmut Pehlivan cad. ile İsmet İnonu cad. (doktorlar caddesi denir halk arasinda) kesişiminde var Pino. Mutlaka gidin ve hamburger yiyin
3- Porsukta gondol keyfi bence guzel olabilir
4- Odunpazari evleri ve cam muzesi : Safranbolu gibi cok güzel. Odunpazarinin ustunde bademlik restaurant var firsat olursa yemek icin guzel.
5- Sevgi adasi : Tur mutlaka goturur, bence bi esprisi yok ama cok populer oldu.
6- 222 bar resto kafe : Hepsini icinde barindiran bir komplex... Alya oldugu icin bara gidemessiniz ama icinde güzel bir sarap evi var deneyin derim
7- Barlar sokagi : Bir yere oturmasaniz da icinde mutlaka yuruyun, kucuk Taksim... yolun sonunda güzel bir takıcı görüceksin solunda, ben çok sık alisveris yaparim, hoş bir gümüşçü.
8- Anadolu Universitesi : Mutlaka icinden arabayla gecin.
9- Yazilikaya tapinaklari : Eskişehir'in disinda, zaman kalirsa gidin.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...