istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Mart 20, 2015

Lego Turnuvası 2015

 Daha önce duydunuz mu bilmiyorum--umarım duymuşsunuzdur-- Bilim Kahramanları Derneği tarafından bu yıl 11.’si düzenlenen bir LEGO turnuvası var. Daha fazlasını merak edenler yapılacaklar listesine buyurun -->
 
15 Şubat'taki İstanbul Kültür Universitesindeki ayağına biz de katıldık Alya ile. Babamız turnuvada en gönüllü gönüllülerden biri olarak canla başla çalışırken, biz de babamıza destek verdik. Ama o kadar güzeldi ki böyle bir ortamda olmak, böyle güzel şeyler organize eden insanlarla, böyle akıllı çocuklarla böylesi neşeli bir ortamda yer almak insanın geleceğe dair güvenini artırıyor resmen.
 
İzmir'deki ayağında yapılan şu videodan da ne kadar renkli ve güzel bir ortam olduğunu anlayabilirsiniz:
https://m.youtube.com/watch?feature=youtu.be&v=QGgXutT5nTo
 

  
 



Biz sabah erkenden oradaydık tabi ki, ve tüm koltuklar bizimdi :)
 


Bilim Kahramanları derneği hakkında fazlası için:
 

Pazartesi, Mart 02, 2015

Kütüphanedeki Aslan








Bu cumartesi çocukların müzelerin hakkını verme yaşını keşfettim, 4 yaş civarıymış. Alya çok küçükken de hep götürdüm (Bkz. Bienal, 4Kadın, 1Adam ve1Bebek ) ordan oraya koşturan bir bebekken şimdi her bir resmin önünde durup resimlerin isimlerine bakıp türlü yorumlarla müze ziyaretini daha da güzelleştirdi, denemelisiniz.

İstanbul Modern müzesi İstanbul'da en sevdiğim mekan. Ancak alt katında bir de kütüphane var ki ilk defa girdim Alya ile. Kitaplar seçtik, okuduk, yerlerine koyduk, kurallara hep uyduk, ve bir de karakter seçimleri yaptık, son günlerde okuduğumuz bir kitaptan etkilenerek: Kütüphanedeki Aslan

Bir Dolap Kitap'in Yıldıray'ı şu şekilde özetlemiş kitabı, benim de ilk okuduğumda gözlerim doldu:

"İyi Cüceler’deki bir raftan aldığımdan beri tekrar tekrar okuyorum bu öyküyü. İnsanın içini sıcacık yapıyor… Okurken bazen coşuyorum, handiyse “Kalk Hanım, kütüphaneye gidiyoruz,” diyeceğim geliyor Banu’ya."

Kitapta 2 karakter var, Bay Vızvız ile Bayan Tatlıhava. Biz onları İstanbul Modern'in Kütüphanesin'de de gördük. Hatta Bayan Tatlıhava bize çıkarken "Hoşçakalın" bile dedi. Alya'nın gözleri açıldı:

"Anne, Bayan Tatlıhava'nın bize böyle bir şey diyeceğini hiç bilmiyorduk, değil mi? Tüm kurallara uyduk, kitapları aldığımız yere koyduk, ondan herhalde, değil mi" dedi,

ve bunu bir iki kez daha tekrar etti. Benim için de bir ilk oldu, çevremdeki insanlara karakter giydirdim, onlarla ilgili tahminler yaptım, konuşturdum. Bu durumdan aldığım keyfi anlatmaya kelimeler yetmez sanırım.

Çarşamba, Kasım 12, 2014

İstanbul Kitap Fuarı

 

İstanbul Kitap Fuarı başladı,
çok uzak maalesef,
gidemiyoruz,
ama tüm kalbim orda tüm hafta,
bir de annem.
Benim yerime de gider misiniz.
Gitmişken de
Gökce Yavas'in resimledigi
Aytul Akal ve Mavisel Yener 'in şiirlerinden
zıplayan olur,
reçellisi olur,
mutlaka alın,
 imzalatmayı da unutmayın.
 
Benim ilk favorim "Dün"
Alya'nin ki ise "Falan Filan"
Üstelik okur okumaz ağzımıza yapıştı, sürekli tekrarlıyoruz bu şiiri
Merak ettiniz mi, hemen alın.
:)
 
Masal dolu günleriniz olsun.




Cumartesi, Mayıs 03, 2014

Fenerbahçe Midpoint

 Ablam ve annemle son keşfimiz Fenerbahçe'deki Midpoint, 
buluşmak için vakit yaratabildiğimiz ender 1 saatte alıyoruz kızları, erken saatlerde kahvaltıya. 

Ben yemekten çok güzel mekanda fotoğraf çekme peşindeyim.
Neyse ki kızlar da bana ayak uyduruyor.


Annemin 2 torunla en güzel fotoğrafı oldu bu bence, ne dersin anne? :)


 Bu pembe arabaya deseniz bayıldım bayıldımm. 
Pembe bazı şeylere çok yakışmıyor mu, bu araba gibi...



Sonra da Fenerbahçe'de bir tur tabi. 
Buarada Alya büyüdükçe daha iyi farkediyorum ki
Kuzen de kardeş kadar güzel bir şeymiş..


Bahar bitmeden uğrayın derim Fenerbahçe'ye, naçizane.

Çarşamba, Mart 19, 2014

Kuzguncuk'ta bir Resim Atölyesi

2-12 yaş arası çocukların resim dersi aldığı bir mini atölye burası :
Dilek Demirci'nin Kuzguncuk'taki atölyesi
 
3 yaş erken mi diyor insan ama benzer yaşlardaki çocuklarla, resimle, rengarenk kağıtlar ve boyayla dolu atölyeyi sevmemek, ilham almamak, bir çocuk olarak sevmemek mümkün değil.
 
Dilek hanım da Boğaziçi'nde de senelerdir ders verdiğini öğrendiğim ve bir kere bile karşılaşmadığıma hayıflandığım dünya tatlısı bir resim öğretmeni, bizi çok sıcak ve çok doğal karşıladı.
İlk kez gittiği bir ortamda bizi bırakmaz sanıyordum Alya,
hemen boyalara dalarak unuttu gitti,
kısa bir süreliğine,
sonra geri çağrıldık o ayrı :)
 
 
 
 
 
 
 Kısacık da olsa bir mini Kuzguncuk keşfi
 
 



1 kere götürdük biz Alya'yı bu atölyeye,
ve üstelik hemen de ısınamadı oraya
ama o günden beri evde sürekli resim yapıyor.
ve sonuç olarak yatak odası sergi portföyümüz her gün artmakta:

 
 
atölye hakkında daha fazla bilgi için:

Çarşamba, Aralık 11, 2013

yılın en ender en güzel zamanı

 
 
okulluyken camın önünde beklenir kar yağınca ya, tatil oldu haberi ha çıktı ha çıkacak diye televizyondadır bir yandan kulak da.. insanın içine işliyor bu ruh hali sanırım, onun gibiydik dün gece yine. az yağıyor diye mi nedir hep bir tatlı bekleyiş hep bir romantizm kaynağı bu kar yağışı.
 
alya da bu alışılmadık durumla ilgili sürekli "sonra bitecek ama di mi" diye soruyordu kaç gündür, pek istemiyor zannediyordum, sabah olunca pijamaları içindeki ilk sözleri "anne kara bakmaya çıkalım mı, ama eldivenimi giymeliyim" oldu. 3 dakikalık bir giriş yaptık. O kadar bile mutlu etmeye ve üşümeye  yetti.
şimdi bir de işten erken çıkıyoruz, 
yaşasın kar :)
 
foto not: fotolar geçen seneden, anlaşılıyor mu?

Perşembe, Kasım 28, 2013

Saklı (sakin) Göl

Haftasonu bir saklı göl keşfettik, İstanbul'a yarım saat uzaklıkta, Şile yolu üzerinde Şile'ye varmadan.
Sessiz, kendi halinde, ördeklerin peşinde.
 
Bazen unutuyorum ne kadar cesur olabiliyor çocuklar, korumacılık içgüdüsü ile akıl sürekli kavga halinde. Bizimki daldı 15 tane ördeğin arasına, bıraksan elleyecek okşayacak ne yapacak belli değil o kadar aç ördek, bırakmasan aman önyargısı olmasın, korkak yetişmesin derdi var. Hele de anne ya da babanın fobisi varsa vay hallerine...zor arkadaş :)
 
siz nasıl baş ediyorsunuz miniğinizin hayvan sevgisiyle?




 


 

Çarşamba, Kasım 20, 2013

Nardis Jazz Bar ve annelik çelişkileri üzerine


Tam 1 sene önce bugün yazmışım, artık Alya'nın da çok yakın arkadaşı olan Ceyda'nın kendi doğum gününde Nardiss'de şarkı söylemek için bizi çağırdığı harika gecede, taslaklarda buldum şimdi, yayınlamamışım, ama şimdi okuyunca bir yandan çok tanıdık geldi bazı sahneler,diğer yandan 1 senede aslında ne kadar değişmiş hayatımız, güldüm kendi halime...Özgürlükler, kan ter içinde kalmalar, uyku ile unutulanlar ve özellikle her an ve sürekli içine düştüğümüz çelişkiler üzerine...
 
 
İlk yarı aklımdan geçenler--Alya uyku saatini çoktan geçmiş, yorgunluk hiperaktivitesine tutulmuş durumda:


Allah'ım ne akla hizmet getirdik bu yerinde durmaz çılgın veleti bu minnacık caz bara! Ne düşünüyordun ki Nazlı! Caz bar ya bu, bildiğin loş ve canlı müzik ortamı, bir de dar, bir de üst katı ve yüksek yüksek merdivenleri var. Ama olmaaz Nazlı hanım o çok görmek istediği ve senelerce beklediği caz barı görmek için Alya'sının 1,5 yaşına gelmesini beklemiş, daha da bekleyemez! Hadi bekleyemedin madem, madem totonu tutamıyorsun evde, kızını bağımsızlaştır kendinden de sakin ev ortamından uzaklaştırma, çocuğun canı çıkıyor ayrı, senin canın çıkıyor ayrı. İyi ki arkadaşların da geldi bari, iki çift laf edemedin, ne anladım ben bu işten, Nardiss'e gittim diyebilmenin, dekorasyonunu görebilmenin dışında. Kan ter içinde de kaldın emziricem diye zaten. Offf Nazlı bu son olsun!

Buarada Alya'nın sesi şarkı söyleyen arkadaşımız Ceyda'nın sesini bastırdığı bir anda ben sandalyeyi devirip ondan da yüksek bir ses çıkardıktan sonra arkadaşımın yorumu:

"Alya gayet normaldi, sen panik yaptın!"

       İkinci yarı aklımdan geçenler--Alya arabasında mışıl mışıl uykuya dalmış durumda:

Allah'ım ne iyi yapmışız da gelmişiz, Ceyda'nın ne de güzel sesi var, insanı pozitif bir ruh hali kaplıyor. Ortam nefis, çok keyifli. Ohh arkadaşlarımı da görmüş oldum, sohbet harika. New York'ta bir yer altı caz klüpte gibiyiz. İyi ki yukarıya oturmuşuz, hem Ceyda'yı hem de kuş bakışı tüm müzisyenleri görüyoruz buradan. Alya'yı da iyi ki yanımıza almışız, uyandı mı, nasıl uyudu, koşarak mı dönsek napsak derdimiz yok ohh hayat yine çok güzel--burada bir kuş cıvıltıları eksik--

Kıssadan hisse: Annelik baştan sona çelişkiler yumağı demek ve kan ter hep geçiyor günün sonunda bebeğiniz uyuyunca, sabır tek ve belki de en ihtiyacı(m)ız olan.


Çok merak ediyorum siz de yaşıyor musunuz aynı çelişkileri gün içinde, hatta aynı saat içinde bile?

Pazartesi, Ekim 28, 2013

Zara Kids 2013-2014 Kış Koleksiyonu

Bayıldım bu kışın pastel renklerine. Alya'dan sonra Zara'yı daha bir sever hale geldim ama kendim için değil minicik hanımefendiler ve beyefendiler için. Zara koleksiyonundan kalbime dokunanlar :








Buarada 2,5 yaş kıyafet açısından tam bir geçiş dönemiymiş. Hani miniklerin reyonunun küçük gelip yetişkin reyonunun büyük geldiği, üzerine doğru dürüst hiç bir şeyin yakışmadığı ergen dönemi gibi aynı bebekliğin de 2,5 yaşı.  Çok zor. Siz nasıl geçtiniz/geçiriyorsunuz bu dönemi bilmiyorum ama ben zorlanıyorum :)

Bu da bizim minik modelimiz, Zara için çekimlerimizi Moda'da gerçekleştirdik :)












Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...