2 yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Aralık 17, 2013

Sakın uyuma

 
 
Dün gece işten geç geldim, yorgun, mutsuz, Alya yatağındaydı babasıyla, uyumak üzere ama beni bekliyordu. Hemen yanına sokuldum ve dedim ki ilk defa: "Alya sakın uyuma! çok özledim seni, olur mu."
Normalde uyu, uyu diyen anne tersini söylerse o da aynısını yapar:

"Anne, ama ben her an uyuyabilirim, çok uykum geldi" :)

Ve tabi ki sonra karanlıkta 2 saat sohbet ettik, güldük, kıkırdadık, boğuştuk. Işığa hiç ihtiyacımız olmadı. Bana hiç anlatmadığı kadar arkadaşlarını ve okulunu anlattı. Ve sanırım ilk dedikodumuzu da yaptık! Ama size anlatamam hangi arkadaşı daha komik, hangisi sınıftan çıkıyor ya da hangisi palyaço taklidi yapıyor, aramızda :)

Alya daha küçükken diğer bloglarda okurdum bu tür yaratıcı heyecanlandırıcı diyalogları, özenirdim, şimdi bakıyorum da sürekli diyaloglardan bahsediyorum ama bir zaman en büyük motivasyonum fotoğraf çekmek ise şimdi de bu diyaloglar.

Yakında alışır mıyım yoksa hep böyle şaşırtmaya ve eğlendirmeye devam mı ediyor acaba? Tek bildiğim beni tamamlıyor ve dengeliyor, şimdiden ve herşeyiyle. Üstelik sadece benimkine ve babasınınkine değil, dokunduğu tüm hayatlara renk veriyor. Bir gün kendi işimi yaparsam mutlaka çocuklarla olacak...

Çarşamba, Aralık 04, 2013

Çocuk deyip geçme




2,5 yaş arkadaşlığın, soru-cevaplarla çok güzel bir diyalogun başladığı, birlikte aynı şeylerden keyif alabildiğimiz, güzel vakit geçirebildiğimiz bir dönemmiş. sütlü "kahve"-kurabiye zamanımız bile var akşamları yatmadan önce mesela, daha ne isterim.

çevremde bu yaş çocukların genelde sürekli konuştuğu söyleniyor, alya öyle değil, anlatıyor ama sürekli durmamacasına değil, daha çok soru soruyor bizimki, soru sormayı seven bir babayla dinlemeyi seven bir annenin güzel bir kombinasyonu gibi. çok uykusu geldiğinde şarkı söylemeye başlıyor, o ayrı :)

bu döneme dair unutmak istemediklerim:

benim fazla "kudurduğum" bir anda
"-anne, hadi biraz da kitap okuyalım" diye beni hizaya getirdi, kim çocuk kim yetişkin söylemesi zor, bazen.

bir gün arabada giderken, birden çok susadı, ama ben su bulamayıp da "hay allah" diye panik yaptığımda "-neyse anne neyse" diye beklenmedik bir olgunluk "ifade" ederek beni dumur etti.

yarı dolu bir minibüste bir an aklına esip de bağıra bağıra
"-seni çok seviyorum. sevmiyorum. reklam" diyip herkesi gülmekten kırıp geçirdi.

"alya bulutlara bak ne güzel" diye gösterdiğimde "timsaha benziyor di mi anne" diyen yaratıcı bir kızım var.

son olarak dün tek başına uyumaya gittiği 2. gece, bir ara benim odama gelip
"-anne, bir hayvan alalım mı evimize ne dersin?" diye sordu, "alya'cım harika fikir, ne olabilir" dediğimde aldığım cevap "timsah olabilir anne, ne dersin timsah alalım mı?" yüzümdeki tepkiden olacak devam etti "ama minik bir timsah tabi ki anne" :))


onlardan öğreneceğimiz, yetişkin hayatımızda unuttuğumuz ancak onların geri getirebileceği çook şey var, sanki onlarla geçirilen süre 2. bir şans gibi bize tanınan, bu fırsatı iyi değerlendirmeli...

Cuma, Eylül 20, 2013

Okul hayatının ilk günü

Okul hayatının ilk günü, koşarak okula giden bir tip.. Bilmemek ne güzel şey. Her şeyi ilk defa öğrenecek olmak. Bir sürü şey öğrenecek olmak. Bilgiye, öğrenmeye aç olmaları gözlerinden okuyor bu miniklerin.

Bizim sitenin içinde okulumuz. Zaten 1 senedir okulun parkına gittiği için Alya "okul" deyince orayı biliyor.
Ben kalayım mı gideyim mi nasıl etsem derken bizimki girdi sınıfa, arkasına 1 kez bile dönüp bakmadan etrafıyla ve diğer çocuklarla ilgilenmeye başladı, sonra kendi de kaptırdı, daldı oyuncaklara.

6 çocuklar sınıfta. Hepsi de kendi çapında bir oyunla ilgileniyorlardı, kimisi sepetin içine girmeye çalışıyor, kimisi davulla ses yapıyor, bizimki de çay takımlarından çay içiyordu.
Gözlerim sulanmadı değil. Kısa bir an.

Gitmekle kalmak arasında kararsız kaldım, sonunda oturdum bekledim yan odada. Yarım saat sonra Alya geldi yanıma, dedi ki

"anne, işim bitti, gidebiliriz." :))


Zorlamayalım ilk gün dedi öğretmen, evimize döndük. Bir eşik daha aşılmış oldu.

Nice eşiklere...

Çarşamba, Ağustos 28, 2013

Emzirmeyi bırak(tır)ma


Her çocuk farklı, her anne farklı, her anne-çocuk bağı da farklı. Ama değişmeyen bir kaç faktörün olduğunu keşfettiğim için ve benim gibi emzirmeyi uzun soluklu bir yolculuk olarak yaşayan hemcinslerime pozitif enerji verebilirim umuduyla burada tekrarlamak istedim.




--> Zamana yayarak, giderek azaltarak bıraktırma. Bu psikologların tavsiye ettiği bir yöntem. Ben hiiç ama hiç ihtimal vermiyordum. 2 yaşına girdiğinde Alya sürekli ve hep üzerimdeydi, ve artık oyuncak haline gelmişti. Öncelikle doktorumuz dedi ki kontrolü elinize alabilirseniz 2,5 yaşa kadar yoluvar, sonra da sizin kontrolünüzde yavaş yavaş kesersiniz. Ben kendim de 2 yaşta daha hazır olmadığım için inanamasam da atladım bu ihtimalin üzerine. Ve öncelikle "meme zamanları" belirledik, bizim için sabah, öğlen, iş dönüşü ve akşamdı. Önce iş dönüşünü kestik, sonra öğlenleri. Ve bağımlılık da giderek azaldı, "meme zamanı değil" dediğim zaman anlar hale gelmişti.
Üstelik bizden 1 hafta önce bir arkadaşım daha yine bu azaltarak yöntemini başarıyla uyguladı, onaylandı ve geçerliliği kesinleşti yöntemin, işe yarıyor baylar bayanlar!

--> Bu dönemde çocuk duygularını nasıl ifade edeceğini bilmiyor, siz onun adına seslendirmelisiniz, bu memeyi kesme sırasında durumçok önem kazandı bizim için. Sabaha karşı emdiği için ilk sabah 6 sularında geceden daha fazla istedi meme, vızıldanıyordu ki ben şu büyülü cümleyi söyledim:
"alya, ben de çok üzüldüm biliyor musun, ben de çok seviyordum seni emzirmeyi ve hiç bitmesini istemiyordum, ama süt bitti"
İnanamazsınız nasıl bir anda şak diye kesildi sesi, o andan itibaren bir daha meme demedi o sabah.

--> Memeyi kestiğiniz sırada her zamankinden daha çok sevginizi belli etmeniz, söylemeniz, sarılmanız iyi hissettiriyor çocuğu diyorlardı, çocuk da zaten onu arıyor--bkz bir önceki ilk gece yazım. Geceyi takip eden sabah ise 6dan 8e kadar salonda koltuk üzerinde sarılarak uyuduk. Benden daha mutlusu yoktur o sabah.

-->Çocuğu bu konuya hazırlama. Tatile giderken bile 1 hafta önceden kafasına sokuyorken nereye gidicez, uçağa mı binicez arabaya mı gibi detayları, tabi ki bu kadar önemli bir konu hakkında çok da abartmadan çocuğu hazırlamak önemli. Arkadaşım bir hikaye yazmıştı, ben süt bitiyor dedim. Alya başta "olsun anne ben yine de emerim" gibi bir öneri ile gelse de zamanla alıştı, "ne zaman bitiyor" diye sordu, anladım ki artık hazır.

Salı, Ağustos 27, 2013

Hayaller gerçek olurmuş..

 

Tüm hayalim emmeyi kendi kendine travmasız bırakan bir bebek/çocuktu. (Neler duydum inanamazsınız, memeyi bıraktıktan sonra dışarda arabada uyutup yatağına yatıran mı dersiniz, tv karşısında 3 ay boyunca sızmadan uyuyamayan mı dersiniz.. kabus)

30 aydır bekledim, sanırım artık yeterince bekledim, olmuyorsa olmuyor, zorla da güzellik olmaz di mi ama diyip kapadık gözümüzü, ama tabi hazırlıklarımızı yaptık, emmeyi çok azalttık 2 yaşına girdiğinden beri. Ve kafasını da bu şekilde doldurduk, bir gün gelecek, süt bitecek ve Alya büyüyecek...

Ve dün gece büyük geceydi.

Uyumaya gittiğimizde odadan bir daha hiç çıkmıyorduk normalde ama Alya'nın şuana kadar hayatındaki en zor gecesinde ne isterse yapmaya hazırlıklıydım, ilk önce biraz zorladı "bir kere meme, son bir kere" diye, ağlamadan ama mızıldanarak, baktı kararlıyım, "makarna pilav var mı bakalım mı, bir kere bakalım" dedi. Gittik mutfağa, 1 tabak sebze çorbası, üzerine 1 tabak da pilav yedi.! Sanırım sigara bağımlıların sigarayı bırakmasından sonra kilo alışları gibi Alya'nın da yanaklarda şişme bekleniyor yakın gelecekte.

Saat 9 gibi karnı iyice doyunca artık, geçtik yine yatak odasına, attık yerlere yastıkları, başladık üzerilerinde dönmeye. ve Alya bir daha hiç ama hiç meme istemedi!!!!--nasıl olur allahım!!!!

"yakın ol anne bana" dedi, içine düşücektim."anne hep bana yakın olcak msn, uyanınca da olcak msn" dedi. nasıl sıkı sıkı sarıldığımı siz tahmin edin. sonra hikayeler başladı, almıştım gazı, biri bitmeden diğerine geçtik, saçmaladık, güldük, saatler geçti. ben uyumak üzereydim artık birden dedi ki:

"anne sarılarak uyuyalım mı" bu kadar bağlılık da fazla mı diyorsunuz, olsun, hayallerim gerçek oluyor, daha ne isterim. bir sarıldık, bir ayrıldık, tekrar sarıldık.. en son hatırladığım el-ele uykuya dalmıştı...

daha bununla bitmedi hikaye, çok eminim, ama olsun, ilk gece böyle olsun, en zor gecem/gecesi, artık hepsine hazırlıklıyım.

Darısı biraz hazırlık biraz hayalle tüm dileyenlerin başına...

Perşembe, Ağustos 01, 2013

2 yaş ile yolculuk ve dönüm noktaları üzerine








Alya 2 yaşından küçükken uçak ve tatile dair notlarıma bir daha göz attım da, 2 yaşında herşey farklıymış, daha kolay yanları da var daha zor da ama günün sonunda ne kadar büyüdüğünü ve kendi kararları olan bir birey olduğunu gösteriyor her bir ayrıntı:

Öncelikle ilk defa uçakta Alya'ya da bilet aldık, daha küçükken de sembolik bir ücret ödüyorsunuz bebek için, ama kucağınızda ya da burada anlattığım gibi "baby basket" ta konaklıyor kendisi. Oysa 2 yaşından sonra kendi bileti, kendi koltuğu, kendi yemeği, koltuğunun önünde de kendi ekranı var! Bu bireyselleşmesini hem heyecanlanarak hem duygulanarak seyrettim. Uyumak istediğinde de kafası bende, ayakları babada boylu boyunca uykuya daldı.

Yemek konusunda çocuklar arasında gizli bir ittifak var gibi hepsi de makarna, pilav ve köfte düşkünüdürler ya Alya da öyle, ve neyse ki her yerde çok rahat bulunan yemekler bunlar. Önceden memeye olan düşkünlüğü yüzünden biraz yedirmekte zorlanıyordum, çok da uğraşmıyordum. Şimdi kendiliğinden bu 3'ünden birini seçti yedi günde 2 öğün.

Kendine bir de arkadaş edindi. Resimde gördüğünüz dünya tatlısı, 5 yaşında danimarkalı bir kız, adı Jasmin. Alya ona Yasemin'i uygun gördü. Yasemin danimarkaca, Alya da türkçe konuşurken nasıl anlaşır bu iki minik insan sizce!? Hiç ihtiyaçları olmadı, önce birer sandalyeye tünediler, zıplamaca ve evcilik oynadılar. Sonra koşmaya başladılar, Alya'nın yüksek tınılı sesi çınladı tüm parkta:
"yasemiiiin koş"
"yasemiiin buraya gel"
"yasemiiin nerdesinn?" :)

Şimdi de masal kahramanlarımızdan biri oldu:
"Danimarkalı Yasemin'i anlat!"

Yani anlayacağınız 2 yaşında bir çocuk ile yolculuk, bebeğinizin artik bir bebek olmadığını anladığınız bir dönüm noktası.

Salı, Nisan 16, 2013

2-3 yaşta vurma



Alya sakin ve mutlu bir çocuk diye sevinirken son bir iki haftadır vurma hikayesi başladı, öyle çok siddetli ve acıtırcasına değil ama "cici cici" diye severken birden hafifçe de olsa vuruyor. Sonra da "ben ona vurdum" diye belirtiyor. İlk gördüğümde nasıl içim cız etti anlatamam, acaba işe gidiyorum ona bir tepki mi diye, ama beni işe "hoşçakal anne" diyerek yollayan bir çocuk bunu kafasına takıyor olabilir mi?


The Happiest Toddler on the Block kitabının yazarı Harvey Karp'tan alıntı:

"Toddlers are little cavemen -- think of Bamm-Bamm in The Flintstones. Toddlers are uncivilized and primitive. Hitting and biting are just primitive ways to communicate."


Sonra araştırırken korku konusu gibi bunun da 2-3 yaştaki çocuğun gelişim özelliğinin normal bir parçası olduğunu anladım, rahatladım :)

Rastladığım şu detaylar çok enteresan, sizin de ilginizi çekerse:

- Her insan içgüdüsel olarak vurma/şiddet eğilimi ile doğar, zamanla engellemeyi öğrenir, ancak bunun için empati duygusunun gelişmesi gereklidir, ki bu da 3 yaş sonrasında gelişir,

- İlk 3 yaşta duygularını ifade edemeyen çocuk için vurma/ısırma/ağlama gibi dolaylı yollar kullanması çok normaldir,

- Çocuk merak eder vurduğunda ne olacağını,

- Bir kere vurup karşısındakinin üzüldüğünü gören çocuk bir daha aynı tepkiyi alacak mı diye denemek için vurabilir,

- Dikkat çekmek için, istediği bir şey olmadığı için ya da kıskandığı için de vuruyor olabilir,

- Az kural koymak da çok kural koymak kadar çocuğu kötü etkiler.



Bu durumla başetmek için öneriler:

- Sakın siz de vurup "bak ne kötü oluyor" diye göstermeyin, çocuk onun şaka oldugunu anlamaz, anne/baba da vuruyor, demek ki vurmak normal diye algılar.

- Hissettiği duyguyu onun yerine adlandırmalı, hem onun da adlandırmasına yardımcı olur, hem de onu anladığınızı belirtirsiniz:
 "şimdi kızdın, biliyorum"
"şimdi şöyle hissediyorsun anlıyorum" gibi

- "Yaptığın yanlış" demek yerine pozitif yönlendirme yapın, "öyle vurmak yerine böyle yavaşça dokunursan daha güzel olur" gibi

Kaynak:
Parents
ve diğer
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...