12-18ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12-18ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ekim 30, 2012

Bu bayram



Bu bayram iyi geçmedi, çünkü;

 - önce alya sonra evren nezle oldular, şıp şıp burunlar aktı sürekli, alya'nın uyku düzeni yeme düzeni dolayısıyla benimki altüst oldu,
 - alya sadece ve sadece meme emdi, hastalıktan bile olsa artık doyurmayan bir memeyi yarım saat aralıklarla almak talebiyle sürekli üzerimdeydi; ben ki emzirmenin sonsuz tatmininden, bebek ile annenin bağından saatlerce bahsedebilirim, sınırlarımı epey zorladım, geceleri uyuyup şarj etmiyor olsak kesin bırakmıştım öyle söyleyeyim,
 - alya tam da kış gelmek üzereyken giyinmenin anlamsızlığı üzerine derin düşünceler içine girdi, "istemedim" diyerek elimden kaçarken "çıplak çıplak" diye bağırarak etrafta çıplak çıplak koşmayı oyun haline getirdi,
 - alya evden çıkarken ve eve dönerken sürekli bir ağlama krizi geçirdi, ya uykusu çok gelmişti, ya meme istiyordu, ya da bir sebebi olması gerekmiyor canı sıkılmış çılgınca bağırarak boğazını temizlemek istemiş olabilir, sebeplerim de bir yere kadar



Bu bayram herşeye rağmen güzel geçti, çünkü;

 - alya hastayken onu bırakıp işe gitmek ve bu ikilemle yaşamak zorunda kalmadım, her anında sürekli yanındaydım,
 - alya bir gece "doyamadım memeye" diye uyandı, beni benden aldı, sanırım sabaha kadar emzirdim, hatırlamıyorum :)
 - "anne" kelimesini cümle içinde kullanmaya başladı alya, ilk kez anneye biraz benzer "inne" gibi bir ses çıkınca ağzından çok heyecanlanmıştım, şimdi de "anne bak" "anne koy" gibi cümle içinde kullandıkça aynı heyecanı duyuyorum, tarifsiz güzel bir duygu,
 - en yakınımdaki 3 insan taşındı, şimdi sıra bizde, taşınma işlemlerimiz için "start" aldık--haa evet taşınıyoruz, siz de bir el verirseniz hiiç hayır demeyiz :)
 - kestane sezonunu açtık, pek severim kış günü evde sıcacık kestaneyi...



Umarım sizin bayramınız çok güzel geçmiştir, sevdiklerinizle birlikte mutlu ve huzurlu. Bayram aramızdan sonra kaldığımız yerden hayata, yeni maceralara ve paylaşmaya devam...

Not : Çok Sevgili arkadaşlarımız Can ve Ezel'e Alya'nın harika beyaz ceketi için tekrar teşekkür ediyoruz, tüm bayram üzerinden çıkarmadı, ve yine söylüyorum benim bile böyle bir ceketim yok :)

Perşembe, Ekim 11, 2012

Evde bir Papağan



Bizim evde bir papağanımız var bugünlerde. Ne söylersek tekrarlıyor, en alakasız şeyleri bile! "Şuna bak" diyorum babasına Alya'yı işaret ederek mesela. Hemen arkasından tekrar geliyor, hem de 2-3 kere 
"şuna baak" "şuna baak"

Banyo yaparken "aa galiba bitmiş şampuan" diyorum. Bütün kelimeleriyle toplu tekrar geliyor, üstelik sadece o an değil, ilerleyen günlerde aynı şampuan kutusunu her eline alışta: "aa galiba bitmiş şampuan"

Biz güldükçe hoşuna gidiyor, daha fazla tekrarlıyor.

Bebek bakımıyla ilgili ilk öğrendiğimiz şeylerden biriydi, çocuğuna seslenirken kocana seslendiğin "sevgilim" "aşkım" vs. sözcükleri ile seslenmemeli, ikisini ayırd etmeli ki çocuk iki sevgi türünün ayrımına varsın diye. Şuana kadar işi kotarmıştık, tam aşkım diye seslenmek içimden gelirken, ağzımdan çıkmamasına özen gösteriyordum. Ama şimdi bizimki papağan modundayken, ben Evren'e aşkım dediğimde, "aşkımmmm" diye ennn tatlı sesiyle tekrarlıyor. Sonra tabi vurguluyoruz, "benim aşkım kim" "baba/anne", "benim bebeğim kim" "Alya" diye! Zor bu işler zor! :) 

Salı, Ekim 09, 2012

Ben Benim Kendim



Buaralar Alya'dan duymaya en alışkın olduğumuz kelimeler ve kelimelerin tanımladığı davranış şekilleri bunlar: ben, benim, kendim
Elinden bırakmak istemediği ya da tam tersi almak istediği herşeye "benimm" diye tutturuyor,  
ve herşeyi kendi yapmak istiyor, kaşığı kendi tutmak, yemeğini kendi yemek, yürürken kesinlikle elimizden tutmadan kafasına estiği gibi oraya buraya gitmek istiyor--daha sayabilirim ya da fotoğraftan kendiniz görün!

Hep deniyor ya özgür bırakmak lazım çocuğu düşe kalka öğrensin diye, ben de bunu savunuyorum ama o kadar zormuş ki koruyucu kolayıcı olmamak her an, düştüğü zaman yanıbaşında bitmemek, ve hatta düşmesine engel olmamak! Her an tetikte yaşamak insanın içine işliyormuş meğer. Ama herşey gibi bu da öğrenilecek bir şeymiş meğer. Zamanla, yavaş yavaş.

Buarada bu hafta 18. ay doktor kontrolumuzde müjdeyi aldık:
"-Terrible Twos nedir duymuşsunuzdur, 2 yaş depresyonu, hah işte bu şekilde ifadelerle kendini belli eden benliğin oturması, bu dönemin başlangıcıdır"

Çarşamba, Ekim 03, 2012

Merhaba demeden biten giden 17.ay


17. ayın sonuna doğru Alya 12-18 döneminin en hızlı gelişim sürecini geçiriyorken Adım Adım paketimiz geldi, burada bahsetmiştim. Normalde akşam iş dönüşü kucağıma atlayan Alya kucağımda renkli kutuyu görünce kutuya atladı bu sefer: "açayım, açayım"

Süpriz kutumuzun içinden 2 tane kitap, 5 adet çubuk, 2 ayrı tarz kart, bir boy ölçme kağıdı, bir adet de minik bebe şampuanı çıktı.

Kitaplardan biri aktivite kitabı, 17. ayın ve banyonun özelliklerini tanıtıyor, ama esas bu kitabın en güzel kısmı çubukları deliklerden geçirme oyunu bence. İlk ben yaptım, sonra o minicik parmaklarının hepsiyle birden tutmaya çalışarak O, ilk yapışında her çubuk için ayrı bir sevinç çığlığı atarak.

Diğer kitap çok meşgulüm adında, minik bebekler aktivite yaparken görülüyor, yanlız Alya'ya göre hepsi aynı şeyi yapıyor: uyuyor! Çünkü çok basit hepsinin gözleri kapalı!

Kartlar ise Alya'nın favorileri. Traktör kelimesini bilmiyordu, onu da öğrendi şimdi kartlardan artık yabancılarla konuşmaya hazır! Montessori metodu diye bir kitap okuyorum şimdi, önsözünde diyor ki çocuklarda "emici zihin" vardır:

"iki yıl sessiz sedasız oturup birden çevrelerinde konuşulan dili kusursuz grameri, telaffuzu ve bütün ayrıntılarıyla konuşmaya başlamak hangi yetişkinin harcıdır?"

diyor, gerçekten çok etkileyici bir şekilde öyle değil mi!? Alya "s" harfini söyleyemiyordu örneğin, "aslı" için "aklı" diyordu, ya da "aslan" için "aklan", nasıl olduysa dün birden söylemeye başladı, tabi 10 kere tekrar ettirdik sonra, bir daha söyle bir daha söyle diye, bazen kim çocuk kim yetişkin ayırt etmek güç.

Cuma, Eylül 28, 2012

80s

"Alper dışarı çıktı"
dedi Alya dün akşam, ilk 3 kelimeli cümlesini etti--kaç kelimeye kadar saymaya devam edeceğim bilmiyorum :) artık hiç durmadan konuşan bir bebeğimiz var evde, çok eğlenceli, o kadar ki evimizin erkeği bazen haberleri duymakta zorlanıyor akşamları  :)

Haftasonu planlarınız nasıl? Biz bu akşam bir arkadaşımın doğum günü partisine gidiyoruz, aylar sonra! ilk defa gece çıkıcaz ve Alya'yı--Allah bilir nasıl olacak ama--bırakıp gidicez(geceleri de çıksak genelde hep onu da götürüyoruz yanımızda ama bu ortam pek uygun değil) Konseptli bir bar ortamı: 80'ler!

80'lerde doğduğumdan mıdır nedir dönemin müzikleri, giyim tarzları, Madonnasıyla en çok sevdiğim dönem 80'ler. Günlerdir tartışıyoruz arkadaşlarımızla ne giyeceğiz diye, internette araştırdık ilham almak için. Çook eğlenceli çok çılgın değil mi!?! Sizin en sevdiğiniz dönem hangisi, 70ler? 80ler? 90lar?

Herkese mutlu bir haftasonu dilerim!








Salı, Temmuz 10, 2012

Merhaba 16.Ay


16. aya girdik,
Bu dönemi merak olduğu kadar taklit dönemi diye adlandırmak gerek
Her sesi,
Mimiği, 
Kelimeyi, 
Hareketi
Herşeyi
Kopyalıyor, ve aynen tekrarlıyor
Hatta model yok olduktan 3-4 gün sonra bile taklit gerçekleşebiliyor diyor kaynaklar
Farkına varmadan yaptığımız şeyleri bile kopyalıyor
Mesela Bulaşık makinesini yerleştiriyoruz biz Alya ile
Ama açar açmaz Alya kapağına oturmadan önce bir ıslaklık oluyor diye
Önce havlu ile siliyordum
Ve şimdi Alya makina kapalı iken havluyu alıp geliyor
IIh ıh diye bulaşık makinesini gösteriyor
"Aç da silelim ve yerleştirelim" diyor

İşimiz şimdiden zorlaştı yani,
Ne dediğimizi, ne yaptığımız sürekli düşünerek davranma zamanı geldi
Beklediğimden erken

"Bebek karşılaştığı problem durumlarına çözüm bulduğu sürece zihinsel kombinasyonlar yapabilir. Örneğin, dışarı çıkmak istediğinde ayakkabısını veya paltosunu alıp en yakın yetişkine gösterir." Kaynak

En çok yaptığı şey bu Alya'nın
Alıp geliyor ayakkabıları
Takıyor şapkasını
Gösteriyor kapıyı
"Hadi gidelim" diyor

Kısacası artık herşeyi anlatıyor
Diğer aylara göre nispeten daha rahat o anlamda
Tabi peşinden koşturmalara hiç girmiyorum
Artık oturmak yok
Sürekli bir tırmanma! halindeyiz, ailecek :)

Perşembe, Temmuz 05, 2012

Odaları ayırmak


Duyduklarım, okuduklarım 6 ay diyordu bebeği ayrı odaya almak için ideal zaman olarak. Çocuk doktorumuz

"Bebeğin algısı başlayınca ayırmalı odaları" dedi.

Bu durumda Alya'nın o kocaman gözleri ile odanın lambasına, perdesine gözünü dikip incelediği 4. ay civarı ayırmalı idi.
"-Çok mu gerekli? hani 6 aydan sonraydı..."

gibi ifadelerle yakındım doktorumuza o dönem, kandırılmışım gibi hissederek. Odayı bırakın ilk ay zaten ben neredeyse yatağına bile hiç yatırmadan hep aramıza aldım Alya'yı, bazen emzirdiğim için doğal olarak uyuyakaldık o şekilde, bazen de ondan uzak kalamadığımdan. Sonra yatağına koymaya başladım ama aynı odada yatıyor olmamızın faydasını görerek gık dese fırlayabiliyordum yataktan.
Aman canım 6 ay diyor herkes diye bahane ettim sonra ve derken bir baktım 15. ayı bitirmek üzereyiz :) Artık yavaş yavaş zamanıdır diyerekten diğer odaya bu hafta ısınma turlarına başladık. Önce odayı sevdirelim dedik odaya en sevdiği şeyleri, kitaplarını! taşıdık, mini bir kitaplık yaptık. Diğer kitaplığa ulaşamıyor hep kucağımıza almamızı istiyordu, harika bir çözüm oldu! Sonra oyuncak sepetini de yanına çektik. Oyuncaklarının yüzüne bakmayan bebek her bir oyuncağı ile 2şer 3şer dakika geçirmeye başladı, demek doğru yoldayız. Pazar günü bir de boy ölçme kağıdımızı yapıştırdık renkli, sevimli. Şimdi uyanır uyanmaz o odaya giriyor hemen, tamamdır bu iş!
Haftaya da yatak operasyonuna gireceğiz. :)

Çarşamba, Temmuz 04, 2012

15 aylık oldum, suyumu kendim içerim!



Şuaralar en çok...

- Kızacağımı/istemediğimi bildiği bir şey yaparken, benden önce "Alya Alyaaa" diye bağırarak hızla kaçmasına, kaçarken arkasına bakmasına geliyor muyum diye

- Çay bardağındaki suyunu 2 eliyle kavrayarak kendi içmesine

- Bangkok'ta "ar-ka-da"(arkadaş) ile başlayan, her bir hecesine eşit vurgu yaptığı 3 heceli kelimelerine:ot-tu-du(oturdu), an----nene(anane), ba-bu-ba(barbunya), aç-di(aç)

- Sorduğumuz her soruya kendi dilinde mutlaka bir cevap vermesine, hatta bazen sorunun bitmesini beklemeden :)

- Akşam iş dönüşü eve gelir gelmez en son etkilendiği olayı anlatma çabasına--dün benden önce uçak görmüş, beni görür görmez eliyle yukarıyı göstererek uvvvvvv demesine

- Sabahları uyanır uyanmaz azıcık saçının dağınık haline

- Kendi kendine kitapları anlıyormuş/okuyormuş gibi çevirmesine

                                                                                                    bayılıyorum.

Perşembe, Mayıs 03, 2012


Büyükannemin evindeyiz, gidip geliyorduk arada, ama bu sefer Alya diğer yerleri bitirmiş olcak ki ilk defa şömineyi keşfetti. O dünyayı keşfederken onu seyretmeye bayılıyorum; elinde evirip çeviriyor, yetmiyor ıssırıyor, tadına! bakıyor--buarada bu tadına bakma ne zaman bitecek sabırsızlanarak bekliyoruz--
Her yeni gün yeni bir kelime öğreniyor, bugünkü mesela "bak"
Beni taklit ediyor, ben dedikten sonra "bak", o da söylüyor "bak" o söyleyince ben heyecandan ve keyiften tekrar ediyorum "bak" sonra tekrar o "bak"
Birimiz sıkılana kadar devam ediyor bu durum :) 

Çarşamba, Mayıs 02, 2012

12-18 ay arası Oyun


oyunun kaçınılmaz sonu:

Alya bu hafta önce leğenle dolaştı bütün evi. Sonra fotoğraftaki çikolata kutusunu buldu, üstüne çıktı, altına girdi ne yaptı etti o miniminnacık kutunun içine oturdu, biz de babasıyla birlikte bir ona bir bana çekme-itme oyunu yaptık, bayıldı. Sonra da Dorikus'un "Mutlu Anneler"den alıntıladığı 12-18 ay arası bebeğinizle yapılacak oyunlardan bahseden şu yazısını okudum, bunların bir kısmını zaten kendiniz/bebeğiniz de keşfediyorsunuz ancak hepsini toplu bir şekilde bulmak da check list gibi oluyor:

12-18 Ay Yapılabilecek etkinlikler:
 - Oyuncak alışveriş arabaları, küçük vagonlar, binilecek oyuncaklar, itilip-çekilebilen,doldurup-boşaltabileceği ya da yığınlar oluşturabileceği çeşitli oyuncaklar hoşlarına gider.
 - Altından geçebileceği ,üstüne çıkabileceği,içine girebileceği ve etrafında dolaşabileceği çeşitli alçak alanlar yaratın.
 - Sevdiği oyuncakları odanın çeşitli yerlerine yerleştirin ve bu oyuncakları size geri getirmesini isteyin--Bunu biz özellikle hayvanlarla yapıyoruz, Aslan'ı getir, Panda'yı götür babaya ver vs.--
 - Çocuğunuza yukarıdan bakmak yerine onun göz hizasına gelin ve o şekilde iletişim kurun.
 - Etrafında duyduğu ve gördüğü şeyleri ona tarif edin ve onlar hakkında konuşun, başardığı şeyleri takdir edin, sizin yaptığınız şeyler hakkında onunla konuşun.
 - Çocuklar tekrarı severler. Sevdiği şarkıları, hikayeleri ya da tekerlemeleri tekrar edin.
 - Çocuğunuzla konuşmak ve ona birşeyler tarif etmek için her fırsatı değerlendirin,mutfakta,alışverişte,arabada…
 - Gördüğünüz nesnelerin renklerini, şekillerini, boyutlarını vb. ona söyleyin.
 - Çocuğunuza davranışını ve onun sonucunu mutlaka açıklayın. Örn; “Mert’in arabasını elinden çekip alamazsın ama ondan oynamak için isteyebilirsin” gibi. Sebep- sonuç kavramlarını hayatına oyunla dahil edin.
 - Hatalar yapmasına izin verin.Ona öğrenme imkanı sunun.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...