sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Eylül 23, 2013

13. Istanbul Bienali





bir pazar sabahı, hava güzel, istanbul daha da güzel, ama alya ile bir gün geçiriyor olmak hepsinden de güzel. "sanat sanat için midir, halk için mi" diye düşündürten 13. bienali gezdik antrepoda benim ofisteki ekibimle(böyle demeye bayılıyorum) istanbul'da benim en sevdiğim mekanlardan biri burası.



elinizde kitapçık olması şart öncelikle, bir de sanat eserlerini anlatan rehberler var, onların peşine takılırsanız her şey daha bir anlam kazanıyor. benim favorim bu eller. kars'taki "ucube" denerek yıkılan heykelleri anmak adına "siz de bir el verin" denerek sokaktaki insanlardan yardım eli almışlar. sormuşlari siz de bir "el vermek, yardım etmek ister misiniz" diye, ve resimde gördüğünüz her bir el  destek olan sokaktaki insanların gerçek elinin bir baskısı, her ne şekilde baskı vermek istedilerse, kimi barış işareti yapmış, kimi yumruk sıkmış... soyutun somuta dönüştüğü harika ve de anlamlı bir örnek. buarada fotoğraftaki görüntü sadece 5 dakika durabilmiş, polisler toparlamış tüm elleri ve çöpe atmış, artık ne zannettilerse kimbilir.

gezi olaylarına da bir bölüm ayrılmış, kitapçıkta da zaten açar açmaz uzunca bir yazı var, sırf bunun için bile gidip görmek gerek.

20 ekime kadar açık olacak bienal, ve antrepo dışında salt, arter ve galata özel rum ilköğretim okulu'nda da gösterimler mevcut.

daha da fazla bilgi için:
http://13b.iksv.org/tr/

herkese sanat dolu haftalar...

Pazartesi, Temmuz 02, 2012

4 Kadın, 1 Adam ve 1 Bebek

Istanbul Modern (Müzesi)
Açıldığı günden beri Karaköy'de favori mekanım
Müze ayrı, konumu ayrı, cafesi ayrı herşeyiyle
Pazar günü 4 kadın, 1 adam ve 1 bebek 
En fotojenik duvarını keşfettik!

7-12 yaş grubu için yaz atölyeleri açıyorlar, sabırsızlıkla beklediğim
Instagram kullanıcıları için de "Benim Şehrim" adlı fotoğraf yarışması başlatmışlar:

Herkese sanat dolu güzel bir hafta diliyorum

Cumartesi, Haziran 30, 2012

La Fura Dels Baus

Fotoğraflar
La Fura Dels Baus 'un
İKSV 40.yılı için Haliç tersanesinde gerçekleştirdikleri gösterilerinden.

Herkese güzel bir cumartesi gecesi ve haftasonu diliyorum...

Cuma, Haziran 01, 2012

Cocuk Bienali


Yine çok güzel bir haftasonu eki hazırlamış BDK ekibi, okumanızı şiddetle tavsiye ederim, buradan ulaşabilirsiniz.


Burada bahsettikleri Çanakkale'deki bir çocuk bienali olan "Arkadaşım Bienal" ne kadar güzel bir etkinliktir bayıldım.

Nedir çocuk bienali :
Uluslararası Çanakkale Çocuk Bienali, çocuklar, gençler ve eğitmenlerin farklı sanat disiplinleriyle, farklı malzeme, teknik ve ifade biçimleriyle tanışması ve özgün işler çıkarmasına vesile olmayı hedefliyor. 2012 yılı boyunca Çanakkale’de atölye çalışmaları, seminer, söyleşi ve sanatçı buluşmaları gerçekleştirmeyi ve bu çalışmaların sonucunda ortaya çıkacak işleri sergilemeyi amaçlıyor. Çanakkale dışında Türkiye ve yurtdışındaki farklı kentlerle de işbirliği geliştirmeyi planlayan Uluslararası Çanakkale Çocuk Bienali, çocuklarla sanat çalışmaları yürüten tüm kurum ve kişilerin katılımına da açık olacak.
Uluslararası Çanakkale Çocuk Bienali’ne 5-15 yaş aralığındaki tüm çocuklar işleriyle katılabilir. Çocuk bienali kapsamında ayrıca ilköğretim 5. Sınıf öğrencilerini (11-12 yaş) hedefleyen özel bir atölye programı da gerçekleştirilecek. Bienal süresince ilköğretim öğrencilerine yönelik hazırlanacak gezi programları ve atölyelere katılmak ya da yaptıkları işleri bienalde sergilemek isteyen tüm çocuklar Mavitay Çocukların Kültür Evi’ne de başvurabilir.

Bir yandan Alya hiç büyümesin istiyorum, diğer yandan büyüsün de katılalım bu tür sanatsal aktivitelere diye can atıyorum. :) Annelik işte, neresinden tutsan çelişki yumağı.

Herkese çok güzel bir haftasonu dilerim...

Çarşamba, Mart 28, 2012

Van Gogh Alive

İlk gittigimizde çıldırdı bizim ufaklık, sürekli değişen görüntüsüyle, müzikleriyle, panayır alanında yürüyüş halindeyişçesine takılan dinamik ahalisiyle 10 aylık bir bebek için bile muhteşem bir sergi.
10 aylık sevdiyse 7 yaşında bayılır diye bir de yeğenimi götürdüm, Van Gogh ile ilk tanışmasıydı, kocaman açılan gözleriyle nereye bakacağını şaşırdı. Bir de fotograf makinesi vardı, oradan oraya koştu muziklerden de etiklenerek, dansetti bine yakın fotoğraf çekerken ve Van Gogh eminim ki hafızasına kazındı. Bir de çıkmadan sanatçının Arles'teki odasına konuk olduk 4 kız, pek keyifliydi :)


Van Gogh Alive
Tophane'deki Antrepo'da
15 Mayıs'a kadar.

Bu kadar etkilendiğim, güzel bir sergi hatirlamıyorum.
Mutlaka fırsat yaratıp gidin.
Bebek/çocuk ya durmassa diye korkmayın, müzikler öyle güzel ve gür ki bagırsa dahi kimseyi rahatsız etmessiniz.

Salı, Şubat 14, 2012

A baby in Taksim, at an exhibition


Sabahtan itibaren beni bir heyecandır aldı. İlk Taksim deneyimimiz, bebeğimizle. Nasıl gidicez derken yağmur bile durduramadı bizi, atladık arabamıza vınn, aldık soluğu AKM otoparkında. Erken gitmişiz, baba işte, arkadaşlar işte, e napalım biz de yağmurda arabamızda kamp kurduk:  cama vuran her damlada biz de cama vurduk geri.. sonra ön koltuktan arkaya, arkadan öne zıplayarak eğlence yaptık kendimize,
bebeğim ve ben.
Derken vakit geldi, yeterince yoruldu dedim Alya uyku vaktidir ve vurduk kendimizi dışarı
Yağmur yüzünden hep kapadım arabasının tepesini,
o da sıkıldı bu durumdan,
malum Taksim
ışıklar
sesler
gürültü
kaos
satıcılar
renkler
o kadar ilgi çekici geldi ki Alya'ya, uyumadı bir türlü sergi öncesi, İstiklal'de
bir geri
iki ileri
yürüdük. Iıı ııhh. Elimiz mahkum gittik sergiye uykusunu alamayan bir 10 aylık ile. Babası aldı kucağına kanguru ile, bu sefer sergide yürüdü
iki ileri
bir geri
Biraz erken ayrılmak zorunda kaldık sadece ama ilk fotoğraf sergimize gitmiş olduk hem de kaosun ortasında.
Sergiden çıkarken arabasına oturduğu anda ise birden bir sukunet sardı her yanımızı, aynı kaosun ortasında uyuyan güzel ile birlikte.

Sergi, kariyerini fotoğraf üzerine devam ettirmeye karar verdiği bir sırada başına gelen en güzel şeydi Ece'nin. Görmek isterseniz/görmeniz lazım 
Taksim'deki Yunan Konsolosluğuna uğrayın

Istanbul-Athens: Parallel Narrations

Two young women photographers, Anthi Mara and Ece Kavlak, the first from Athens and the second from Istanbul, guide us through the two modern metropolises as seen through their lenses; we get carried away into an alternation of parallel images which evolves into a photographic dialogue between the two artists.

Duration: 25 January -4 March 2012
Address: Istiklal cad. No 60 Beyoglu
Opening hours: Mon.-Fri. 3-8 p.m., Sat.-Sun. 12-8 p.m.

Pazartesi, Aralık 26, 2011

Kırmızı Şemsiye




Babannemizin kitabı Kırmızı Şemsiye devlet tiyatrosu tarafından oyunlaştırıldı, ve ma-aile olarak Kırmızı Şemsiyenin prömiyerine gittik haftasonu. Şahane renkli, kitabı kadar eğlenceli bir yapım olmuş, çok beğendim. Şimdi turneye çıktılar Anadolu'ya, ama İstanbul'a tekrar gelecekler. Bir yerlerde yakalayabilirseniz mutlaka görün derim.
Yine biraz endişeliydik girerken oyuna, klasik müzik dinleyen bebek tiyatro haydi haydi seyreder di mi! :) Alya gözünü ayırmadan seyretti, pek beğendi sanırsam :) Tabi hareketler azalıp da diyaloglar başlayınca bir mırıldanma başladı bizimkinde babasının kucağında ama genel olarak çok iyi bir seyirciydi yaşına! göre, çok mutluyum. Hele tiyatroda yorulup da sonrasında saatlerce uyumadı mı, benden mutlusu yoktu. Hep gidelim, her haftasonu bir oyuna gidelim istiyorum şimdi. :)

Cuma, Aralık 23, 2011

Oda Müziği ve Alya!


Her sene Alman konsolosluğunda çalışan Ulrich evinde yılbaşı daveti veriyor, oda müziği konseriyle başlayan gece harika bir yemekle devam ediyor. Bu sene de Borusan Quartet'in yarım metre ötemizde çalacağı geceye davet ettiğinde Ulrich bizi hiç düşünmeden
"-Geliyoruz!" dedik, ve sonra düşünmeye başladık Alya'mızı ne yapacağımızı. Geride bırakmak istemiyoruz genel olarak onu, gittiğimiz her yere götürme sevdalısıyız. Üstelik geceleri artık sıkça uyanıyor, bir sıkıntısı varsa saat başı neredeyse! Ama klasik müzikte 8 aylık bir bebek düşüncesi çılgınlık. Evet evet tamamen çılgınlık. Gecenin dünyalar tatlısı evsahibi Ulrich ve eşi Sabine'in kapıda bizi kucağımızda Alya ile gördüğünde verdiği sessiz tepki de buna benzer bir şeydi--korkuyla karışık dehşet.

Gündüz fazlaca uyumasına rağmen(uyku uykunun mayası gerçekten!) oraya uykulu gözlerle ama karnını son dakikada arabada doyurmuş şekilde girdik, bizimki meraklı gözlerle çevreyi ve insanları süzmeye başladı. 1 saat böyle geçince haliyle yoruldu, konser başlarken herkes yerine oturduğu sırada kararsız bir şekilde ben bir(hop) oturup bir(hop) kalkıyordum yerimde, gık dese hemen dışarı çıkaracaktım. Derken Ulrich konuşmaya başladı, bizimki dikkat kesildi, arada alkışlarla fln bayağı bir eğlendi kendi çapında. Derken konser başladı, 3 keman 1 çello. Ben kelimenin tam manasıyla diken üzerinde ve kapının önünde oturmaktayım, tıslasa fırlayacağım. Ben kendim müzikten zevk alabildim desem yalan, hafif sallanırken "-şimdi uyusa ne muthiş olur" diye hayal kurmaktayım. Ama Ulrich'i dinlerken nefes bile almayan ufaklık müzik başlayınca hareketlenmeye, sağa sola bakınmaya başladı. Ne operalar ne klasik müzikler dinle(tt)im hamileyken, Rockçı benim kızım! :)
Neyse en azından 1 şarkı dayandı, şarkı bitip de alkış başlayınca sesle gaza gelen bizimki aaaııh gibi bir ses çıkarınca fırladım korkudan, çıkış o çıkış. Arka odada uyuyarak geceyi sonlandırdık.
Efendim ilk konser maceramız/çılgınlığımız böylelikle sonlandı, buna da şükür :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...