doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Nisan 18, 2014

3 Yaş

 


 

Alya 3 yasina basti, yoklugumuzda, pasta yemek defalarca mum uflemek demek tabi bu durum, her zamankinden daha fazla mutluluk ve heyecanla..

Buarada Ozledim sizi cok, yazmayi, blogumu..

Neyse, Nisan ayi bu,
 suprizlerle dolu baharin mujdecisi, 
belli mi olur..

Pazartesi, Nisan 08, 2013

Alya 2 yaşında



2 yaşını doldurdu bebeğim bugün,
karakteriyle duruşuyla seçimleriyle birlikte kocaman bir çocuk ve en yakın arkadaşım oldu şimdiden, sabahları birlikte uyandığım, geceleri birlikte uyuduğum, giydiklerimi beğenmeyen zaman zaman :)
ne zaman bir elbiseyi üzerimde ilk defa görse "bu kimin?" diye soran;
her gün çevresindekileri daha iyi ve daha mutlu insanlar yapan kızım..
iyi ki doğdun bebeğim, seni çok seviyorum..



Çarşamba, Kasım 28, 2012

1. yaş partisi


1. yaş doğum günleri son zamanlardaki favorim! Bir curcuna bir koşturmaca içinde geçiyor olsa da biraraya gelmek için enerjisi bundan daha yüksek bir ortam bilmiyorum, sadece süslemeler bile insanı mutlu etmeye yetiyor.

Benim liseden biricik arkadaşım Susu, sadece 5 haftalıkken müjdesini benim doğurduğum gün hastanede kulağıma fısıldayan oğlu Yiğit için harika 1. yaş doğum günü kutlaması yaptı evinde.
 Tüm detaylarıyla çok uğraşmış, parti hazırlıklarında olanlar/olacaklar için ilham vermesi dileğiyle öğrendim;
cupcake ve yiyecekler üzerindeki süsleme yazıları pembe butikten
helyumla yükselmiş balonlar ise parti sepetinden.

Bu da pek tatlı, çok güleç, yakışıklı ve doğum gününe 1 hafta kala yürümeye başlayan doğum günü çocuğu:

Partideki bir diğer yakışıklı, ve bu yakışıklının çok becerikli annesinin yapmış olduğu keçeden kapı süsü:


Bu da bizim baloncu kız:

Çarşamba, Haziran 20, 2012

Iyi ki doğdun!


Önce dans partnerim,
sonra sevgilim,
sonra kocam,
sonra kızımın babası,
her aşamada hayat arkadaşım
Evren'in doğum günü bugün.
Aşkın tüm cicim halinden kavgalı bir küs bir barışık hallerini dibine kadar yaşadıktan sonra biraz yaşla biraz yaşantıyla birlikte gelen olgunluğun ve dinginliğin tadını çıkardığımız, hayatın bize hazırlamış olduğu tüm suprizleri birlikte karşılamak için tek göğüs olduğumuz bir dönemde şimdi bir de baba oluşunu izlemek bu muhteşem adamın, aşkımı gün be gün katlamakta. Her gün her sabah kızıyla oynayışını izlemek, hayatta hiçbir şeye göstermeyeceği bir tolerans ile kızıyla ilgilendiğini görmek başımı döndürecek derecede mutlu ediyor beni, seyretmeye doyamıyorum.

İyi ki doğdun aşkım, sensiz bir hayat düşünemiyorum!

Pazartesi, Nisan 16, 2012

6. Hastalık

Doğum gününe 1 hafta kala ateşlendi Alya, ne bir öksürük ne bir burun akıntısı başka hiçbir şey yok, sadece ateş.

İlk gün: Diş çıkarıyor herhalde dedik, ama 38,5'un üzerine çıkmamalı eğer diş kaynaklı ise, ilk gün 38'lerde dolandı ateş, buarada keyfi yerinde görünüyor ateş dışında bir problem yok.

İkinci gün: Ateş gündüz 39'a çıktı! Calpol dayandık hemen, bebeğim halsizleşti, her zamanki gibi kuş sesleri çıkararak etrafta dolanmalar, eşyaları oradan alıp buraya taşımalar, ses çıkarmalar yok, başını göğsüme dayayıp kalıyor öylece... gecenin erken bir saati de kendi kendine konuşarak uyudu hiç normal değil! Psikopata bağlamış gibi ateşini ölçüyorum sıklıkla, Calpol 8 saatte bir verilebiliyor, ama ateşi düşmüyor, hatta bir ara 39'un üzerine çıktı. O zaman İbufen verebiliyormuşsunuz arada 4 saat sonra, o sırada bilmiyoruz. Biz hemen fitil yaptık, hızlı bir şekilde ateşi kontrol altına alalım diye, ama tüm gün kakasını yapmayan bebeğim fitili yediği saniyede kakayla birlikte geri attı, bilemedik tekrar verilir mi, verilmez miş öğrendik sonra ama tabi etkisi ne oldu Allah bilir. İşte o anda panik oldum resmen, hemen soğuk compresler yaptık başına, alnına, eklem yerlerine, yetmedi sirkeli su dayandık Alya da ben de sirke kokusundan ölücez. Ve tabi buarada sürekli emzirmeye çalışıyorum gerekli gereksiz antibiyotik niyetine. 1-2 saat düşüyor ateş, sonra 39 ateşle yine sıçrayarak uyanıyor miniğim.

Üçüncü gün: Sabahı nasıl ediyoruz bilmiyorum hemen doktoru arıyoruz, doktor sakin, " -Getirin bakalım" diyor. 38'lerde seyrediyor tüm gün ateşi. Yine de götürüyoruz doktora akşama doğru.

Öğreniyoruz ki 6. hastalık olmuş Alya, 3 gün yüksek ateş yaparmış, sonrasında gelen döküntülerle birlikte temizlenirmiş hastalıktan, hiçbir ilacı da yokmuş. İlk yorum annemden geldi "Hastalığın ismi bulunamayınca doktorlar 6. hastalık derler" Haklı, böyle isim mi olur, insanın güvenesi gelmiyor.

babaolmaktan alıntı:
"6.Döküntülü çocuk hastalığı olduğu için 6.Hastalık olarak yaratıcı bir ismi olan hastalığın “orijinal” ismi “Roseola infantum” “Herpesvirus tip 6′nın neden olduğu, iyi huylu, yaklaşık 3 gün süren ateşin arkasından ortaya çıkan pembe, makülopapüler döküntü ile karakterize bir çocukluk çağı hastalığıdır” deniyor kendisi için 6 ay ve 3 yaş arasında görülen hastalık sadece bir kere görülürmüş ve ömür boyu bağışıklık kazandırırmış."

Beşinci gün: Döküntü başladı gerçekten de, isilik gibi kırmızı kırmızı oldu yüzü, alnı, boynu, huzursuzdu Alya da, ve ateşi olduğu süre boyunca sürekli bir kucakta durma ve bulduğu kucakta uyuma isteği gösterdi, 1 hafta sürdü hastalık döküntülerle birlikte. En kötüsü ne olduğunu anlayamamak bilmemekti ama bir kere doktor 6. astalık diye teşhis koyup o sırada da döküntüler başlayınca rahatladık baya.

Kızım olduğundan beri takip ettiğim bir blogger babaolmak, çok güzel ve detaylıca yazmış hastalık hakkında, fazlasını okumak için:
http://www.babaolmak.com/genel/yuksek-ates-ve-6hastalik/

Sağlıklı bir hafta olsun...

Çarşamba, Nisan 11, 2012

Mutlu Yıllar Bebeğim!




Ayları saya saya geldik 1 yaşına. Çok heyecanla bekledik, günler öncesinden başladı hazırlıklar, herkesle birlikte Alya'da üzerine düşeni yaptı ve hasta olmadı! :) Aynı heyecanla uyandık büyük günün sabahına. Güneşli bir günde tüm sevdiklerimiz bizimleydi, olamayanlar da kalbimizde harika bir gün geçirdik. Hayat gelip geçerken eskisinden de hızlı, böyle günler/anlar artık en çok değer verdiğim, peşinden koştuğum...

Partiyle ilgili detaylarda bir kaç kişi var ki tüm hayal ettiklerimi gerçekleştirmeme yardımcı oldular, bir kez daha buradan da teşekkür etmek isterim:

Pasta ve cupcakeler için en tatlısından bir pastacı buldum, instagramdan. Duyan şaşırıyor, ama tanısanız şaşıracak birşey yok :) Dünyanın en doğal, en becerikli, en misafirperver, en düşünceli(daha sayabilirim) insanlarından biri İziscookies 'in İzi'si. Pasta ve cupcakelerimizden süslerimize kadar her detayla ilgilendi. Doğumgünü pastamınızın üzerindeki bebek figürü için doğumgünü kızının giyeceği kıyafetin ve ayakkabının rengine çeşidine kadar detaylı bilgi alarak üzerine sevgisini de katarak accaip lezzetli bir pasta yaptı, parmaklarımızı yerken farkettik ki en son gelen 40. misafirimize kalmamıştı pasta :( neyse ki cupcakelerimiz vardı:)

Süslemenin önemli bir kısmını İzi halletti, Eminönü'nden harika fenerleri ve rengarenk sakız toplarıyla bütün mahalleye yetecek kadar balon aldı, sonra evinde süsledi onları, bana tabak çanak neyi varsa ödünç verdi :) Bir kaç kez düşünmedim değil İzi gerçek mi, böyle bir insan var mı hala bu devirde diye:)

Cupcake üzerindeki yazıları ve girişe astığımız mutlu yıllar yazısını ise Kağıt vs. 'deki becerikli Deniz hanım elleriyle hazırladı bize. Sanırım senelerce  her doğum günü kullanacağım, o kadar çok beğendim ki :)

Ve yukarda gördüğünüz harika fotoğrafları, kariyerini fotoğrafta sürdürmeye karar veren ama sonradan hayatın önüne çıkardığı bir fırsatla danışmanlığa geri dönmesine rağmen bir yandan da fotoğraf sevdasının da peşinden koşturan, bir elinde on marifet bulunan yetenekli arkadaşım Ece Kavlak çekti. Pazardan beri günde en az 5 kere dönüp bakmaktayım. :)

Stil danışmanım annem ve canım ablama, son dakikada becerikli elleriyle yoktan harika kurabiyeler ortaya çıkaran susuma da ayrıca teşekkürler :)

İyi ki doğdun kızım, iyi ki geldin hayatımıza.

Pazar, Nisan 08, 2012

Tam 1 sene önce bugün



Hayatımız değişti.
Birden.
Geri dönüşsüz şekilde.
Öncesi yokmuş gibi.
Hiç olmamış gibi.
Ya da
Eski bir günlüğün yıpranmış sarı sayfalarında anlatılan hikayelermiş gibi.
Dünyanın en mucizevi varlığı içimden, etimden, kanımdan vücut bularak
Göğsüme yatırılan bu dünyanın en tatlı en güzel varlığı
Hayatımızın en orta yerine kondu.
Ve şimdi
Sanki o hep oradaymış, hep bizimleymiş gibi.
Artık onsuz olmazmış
Kalbim onsuz atmazmış gibi
...

Cuma, Nisan 06, 2012

Geri Sayım

Nisan ayı favorim. di hep zaten.
Ama artık daha bir özel.
Kendimi unuttum, bebeğimin doğduğu ay!
Alya 1 yaşına giriyor! 2 gün sonra!
Ve ben 1 yaşına basıyorum anneliğimde! 2 gün sonra!
Inanamıyorum!
Ama tabi çok daha özel hisler var içimde ama yazacak zaman yok.
Ahh ah zaman yok.
Hazırlıklar var.
Heyecan var.
Telaş var.
En tatlısından :)
Şimdi siz bu tatlı mutlu suratla eğlenin, harika bir cuma ve haftasonu geçirin.
Haftaya anlatayım herşeyi söz! :)

Cuma, Şubat 24, 2012

TGIF

Okul sıralarındayken bile cuma geldiğinde bu kadar sevindiğimi hatırlamıyorum. Doyamıyorum kızıma haftaiçi. Full time çalışmaya başladığım 2. hafta--evet gün sayıyorum!-- ve tam düzenimizi oturtamadık, gündüzleri yarımşar saat uyuduğu için hep, gece uykusundan önce 5 gibi kestirirdi önceleri, şimdi o saati benim eve geldiğim 6'ya kaydırmaya başladı ve 1,5 saat uyudu en sonuncusunda. Uyutmamaya başladık biz de ama bu sefer de ben eve geldiğimde çok uykulu oluyor :(
Şimdilik ben de sabahları işe geç gitmeye başladım, ve öğlenleri daha fazla yanında kalmaya, sanırım bu işin çok net bir çözümü olacak, işten atacaklar beni yakında bu çalışma saatleriyle...

Neyse efendim uzatmadan, bugün cuma, neşe doluyor insan :)

Herkese bol aktiviteli guzel bir haftasonu diliyorum. Bizimki bol doğum günü kutlamalı olacak. Artık kızım da girdi sıraya, cumartesi gündüz onun bir arkadaşının, akşam da kocayla benim bir arkadaşımızın doğumlarını kutlayacağız.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...