Daha büyük yaşlarda çocukları olan hemen her ebeveynden duyduğum şimdiye kadar aynı şey:
"Aman kıymetini bilin bebekliğin, en güzel zamanları, çabuk büyüyorlar!"
Zamanın ne kadar hızlı geçtiğinin farkındayım ama kıymet bilicem diye bazen elimden makinayı bırakmadığım oluyor, aman büyüyecek bu anını da dondurayım, bu sözcüklerini de videoya çekeyim, oraya da gidelim, bunu da yapalım...
Üniversite son sınıfta aynı şeyi yaşamıştım, benden 1 sene önce mezun olan arkadaşım çok içten ve derinden "Nazlı kıymetini bil son senenin, mezun olduktan sonra bambaşka bir dünya bekliyor seni!" demişti de hala içimde hissederim. Ben de o son senenin değerini bilicem diye çimenlerde oturdum hiç oturmadığım kadar, dans dersi vermeyi bıraktım asistan olup da okula dair daha fazla şey yapayım diye hocanın/derslerin peşinde koşturdum öyle derslere pek de meraklı değildim o ana kadar, bir asistan odam bile oldu havalara girdim! Tüm uğraşlarıma! rağmen mezun olduktan sonra yine de sürekli "ben üniversitedeyken..." diye başlar buldum cümlelerimi.
Velhasıl yine aynısı olacak biliyorum, sonuna kadar kıymet bilicem, her an her saniye içime çekicem bebeğimin kokusunu, her bir ifadesini donduracağım kare kare ama yine de zaman hızlı akacak ve yine de bugunlere özlem duyacağım... Neyse ki şimdi, şimdi o hala bir bebek ve hala çoook zamanım var onu kucağıma alıp sarıp sarmalamak için!
Sizin var mı gizli bir kıymet bilme formulünüz, hani zamanı durdurmayı falan keşfettiyseniz benimle de paylaşır msnz :)

Çok heyecanlıyım, fotoğraflar yeni objektifim 50mm f/1.8 ile ilk denemelerim! DSLR makinalarda diyafram genelde f/4 ya da f/4.5 oluyor, f/1.8 olunca fiyat birden artıyor inanılmaz derecede, şimdilerde pek kıymetlim bu objektif :)
Alya'nın her yere taşıdığı "patpat" lar ise babannesinin buluşu, bayılıyor ve babannesi ile özdeşleşmiş durumda, hiçbir yerde değil ama babanneye gidince patpat diye tutturuyor, ocakta babannesi kavururken mısırların başında bekliyor, sonra da heryere taşıyor.