baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Kasım 01, 2012

Baba ne yapar, anne ne anlar?

Aynenn dedim ilk görünce, sonra güldüm tabi.
İşte ben de tam da bu şekilde hissediyorum
Evren Alyayı uçururken, ya da çeşitli akrobatik hareketler yaptırırken, ya da tepetaklak çevirirken vs.
Ve her ikisi de zevkten dört köşe kahkahalarla gülerken
Ben anne olarak hep "ayy aman dur yavaş ayy bakamicam galiba" diye söylene söylene uzağa kaçıyorum.
Üstelik tanıyabileceğiniz en gözükara insanlardan biriyim-biriydim ya da belki de, annelik değişimi.

Sizce de öyle değil mi, yoksa biraz abartıyor muyuz anneler olarak şekilde görüldüğü gibi :) belki biraz anne abartıyor, biraz baba rahat davranıyor ikisinin ortası, ne dersiniz?

Pazartesi, Ekim 08, 2012

Bir babanın bakış açısı


Yakın arkadaşlarımızdan birine aşağıdaki satırları yazarken Evren, ben de "cc"deydim, içimi ısıttı benim, hiç değiştirmeden sizinle paylaşıyorum bir babanın, üstelik çocuk sahibi olmak konusunda epey korkuları olan bir babanın duygularını. Annelerin biyolojik saati çalışıyor, tık tık ediyor saat vakti gelince evet ama peki ya babalar nasıl veriyorlar bu kararı, nasıl hazır olur / hazır olduğunu anlar bir baba çocuk sahibi olmak için? Bildiğim tek şey babaların daha mantıklı baktıkları duruma, diğer herşeyde olduğu gibi, artı eksi hesabı yapıyorlar, ama görünen o ki bu hesabı çocuk sahibi olduktan sonra yapmak en doğrusu :

"Bebekten önceki ruh halimi hatırlıyorum, şu fark dikkatimi çekiyor:
Hmm artısı - eksisi nedir?
Eksisi : Bebek yapmak, bakmak, çok zor. Hayatın değişecek, o olacak bu olacak.
Artısı : Çok seveceksin.
Nasıl bir denge bu.
Hiç akıl işi değil...

Diyordum.

Ama bu paradigma genel anlamıyla doğru olmasına rağmen öncesinde anlayamadığım şey artıya yazdığım "çok seveceksin"'in ağırlığıymış.
İnsan sevmeden bilemiyor, onun için artı taraf hafif görünüyor.
Hayatına çok seveceğin "bir şey" sokuyorsun ve bu evde mıncıklamanın çok ötesinde hayatının her alanında artı olarak dönüyor.
Aksilikler eskisi kadar büyük görünmüyor.
Sevginin verdiği bir genel mutluluk, kafanı boşaltabileceğin güzel bir imkan veriyor.

Yani bebek sahibi olup, önceden tahmin edilen ama tüm boyutları ile anlaşılamayan bu duyguları, hayata bakış açındaki değişiklikleri yaşamadan terazinin artı tarafını doğru tartma imkanı olmuyor gibi geliyor bana, en azından bana olan buydu.."

Çarşamba, Haziran 20, 2012

Iyi ki doğdun!


Önce dans partnerim,
sonra sevgilim,
sonra kocam,
sonra kızımın babası,
her aşamada hayat arkadaşım
Evren'in doğum günü bugün.
Aşkın tüm cicim halinden kavgalı bir küs bir barışık hallerini dibine kadar yaşadıktan sonra biraz yaşla biraz yaşantıyla birlikte gelen olgunluğun ve dinginliğin tadını çıkardığımız, hayatın bize hazırlamış olduğu tüm suprizleri birlikte karşılamak için tek göğüs olduğumuz bir dönemde şimdi bir de baba oluşunu izlemek bu muhteşem adamın, aşkımı gün be gün katlamakta. Her gün her sabah kızıyla oynayışını izlemek, hayatta hiçbir şeye göstermeyeceği bir tolerans ile kızıyla ilgilendiğini görmek başımı döndürecek derecede mutlu ediyor beni, seyretmeye doyamıyorum.

İyi ki doğdun aşkım, sensiz bir hayat düşünemiyorum!

Perşembe, Şubat 23, 2012

Baba Kız Başbaşa

Taksim'de bir kızlar gecesi, dönüşte beni bekleyen sakin ve huzurlu bir ev koca ve bebek üçlüsü, kesintisiz harika bir uyku, sabah 8'de mutlulukla şakırdayan bir bebek... değmeyin keyfime. Buyurun buradan okuyun mutluluğa seranadımı:
http://nazli-akal.blogspot.com/2012/02/en-son-ne-zaman-oldugunu-hatrlayamadgm.html


İlk defa bırakıyorum onları başbaşa, heyecanım ondan. Alya 2 aylıkken bir düğüne gitmek için ilk kez bebeğimizin başında dursunlar diye ardımızda bir ordu bırakmışlığımız vardır, böyle başladık yola. Bizimki midir böyle sesi gür kendi hür, yoksa kızlar mıdır genel olarak bilinmez. Sinemaya bile 2 kere düşünerek, değer mi değmez mi! sorunsalından sonra karar verir hale geldiğimizden koca da ben de tedirgindik en yakın arkadaşlarımızdan biri kızkıza doğumgünü yemeğine çağırdığında.
Gece uykusu rituelimizi yaptıktan, buzluktaki sütlere bir de yedek yeni süt çekip evdeki tüm biberonlarımızı olası çığlıklara karşı sakinleştirilmek üzere süt ve rezene çayı için sıra sıra dizdikten sonra akşam dokuz gibi aldım soluğu Taksim'de. Uyuduğu için aklım Alya'da kalmamıştı, ama bu sefer babada kaldı :) Bu gece çok önemli! Nasıl geçerse bir sonraki geceler /günler için bir "milestone" olacak çünkü. Detaylarda kaybolmadan çok güzel bir gece geçirdim, daha da önemlisi evdekiler de oyle, aslan baba! Eve döndüğümde babamız bir elinde biberon diğer elinde kumanda hazıroldaydı Alya'nın başında :)
Gecenin prensesi dedi ki "-Güzel bir histir diye düşündüm, eve gidip kocanın ve bebeğinin evde seni bekliyor olması."
Harika bir his, koşa koşa eve dönmeni sağlayacak kadar, ama sakin ve huzurlu bir ortam karşıladığı için beni ayrıca minnettarım. (uzun bir iç geçirme) Dahası bu gecenin sabahı kızım bir güzellik yapıp 8'e kadar hiç uyanmadı. Gece sık sık uyanan bir bebek için bu gerçekten bir hediye anneye. En son ne zaman böyle uykumu aldığımı hatırlamıyorum. Ve tabi ben bütün günü bir sevgi kelebeği şeklinde geçirdim kaçınılmaz olarak.
Bebeğime düşkünlük derecesinde bağlı bir anne modeli olsam da içlerinde hiçbiri anne olmayan arkadaşlarımın yanında anne-bebek muhabbetinden soyutlanıp bambaşka diyarlara daldığım bolca gülüp sohbet ettiğim gece ruhum, devamında aldığım uykuyla bedenim kocaman bir nefes aldı.

Milestone: Bu geceyi tekrarlamak için kendime not düştüm.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...