düşük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düşük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ekim 10, 2013

Çocuk ile birlikte gelen Tabular

önceki yazımdaki düşük ile ilgili yaşadıklarımı okuyan, beni çok iyi tanıyan, daha önce bunu paylaşmadığım için hem üzülen hem de anlayan çok canım arkadaşım bu ted konuşmasını göndermiş bana. genel olarak ebeveyn olduktan sonra ağıza alınamayan 4 tane tabudan bahsediyorlar konuşmada, düşük bunlardan biri. üstelik konuşan kadın ilk çocuğuna sahip olduktan sonra düşük yaşamasına rağmen yine de etkisi çok sarsıcı olmuş. artık her tarafta herkesçe çokça söyleniyor, çocuk sahibi olmanın toz pembe bir dünya olmadığı: dünyanın en saf en muhteşem duygusunu yaşatırken size beraberinde bir ton da zorluk getiriyor, olay reklamlarda gördüğünüz "mutlu aile tablosundan" biraz daha farklı. hem bunları konuşalım, konuştukça azalsın diye sizlerle de paylaşıyorum, hem de çok eğlenceli bir konuşma olmuş. kendinizden çok şey bulacağınızdan eminim. benim en çok katıldığım noktalardan biri de çocuk büyüdükçe duyulan aşkın eline ilk alır almaz duyduğun aşktan kat be kat fazla olduğu. Not: ingilizcede sıkıntı çekenler sağ altta "transcript" yazısına tıklarsanız konuşulanların türkçe tercümesini de bulabilirsiniz.

Pazartesi, Ekim 07, 2013

3 sene 7 ay sonra gelen itiraf

29'uma bastığım senenin 2. ayında hamile olduğumu öğrendim. aklımda yoktu, daha kendim çocuktum. tam alışmaya başlamışken 3 olma fikrine, tekrar 2'ye düştük 2. ayında hamileliğimin, birden, geldiği gibi süpriz bir şekilde gitmişti bebeğim--daha da fenası gitmedi kendi, büzüldü bir kenara ufaklık, ufacık kaldı. tekrar tekrar bakmasını istedim doktordan, bir yanlışlık olmalıydı, belki tekrar baksa görecekti, bir umut.. çok soğukkanlıydı doktorum, hemen oracıkta karar verildi, ve bir kadınlık kabusuna dönüştü süpriz hamilelik: kürtaj olmam gerekiyordu. o zamana kadar içime işlenen efsane "kürtaj olursan çocuğun olmaz" korkusu kalbimi öyle bir eziyordu ki..  çok çabuk olmuştu herşey. bir anda ameliyathanede buldum kendimi, buz gibi, hala bir yanlışlık olabileceği hissiyle doluydum.. "nazlı hanım geriye doğru sayıyorum, 3,2... " derin bir uykuya yattım. 2 ay içinde birden hayatım tepetaklak olmuş gibi hissediyordum. içimde kocaman bir kara delik açılmıştı sanki. en kötüsü de garip bir utanç hissediyordum, kimseye ama hiç kimseye söyleyemediğim..

o günden sonra çocuk sahibi olmak tek istegim haline geldi. baska bir sey dusunemez oldum, ota boka gözüm dolar oldu. arada bir bekleme süresi gerekliymiş kürtajdan sonra, 5-6 ay gibi, 5 ay bu kadar ağır geçer miymiş, geçermiş bilemezsiniz. diken üstünde oturmak diye bir şey varmış gerçekten, insan diken üstünde 5 ay oturur muymuş otururmuş meğer. 5 ay geçti, ve aldık alya'nın anne rahmindeyken hayata güçlü tutunuşunun haberini. kıpırdamadık hiç bir yere, tam 9 ay, en fazla arabayla işe gittim geldim, her doktor randevusunda kalbim yerinden fırlayacak gibi olurdu, alya karnımda hareket etsin diye dünyada en çok sevdiğim şeylerden biri olan çikolatayı hayatımda hiç bu kadar vazife niyetiyle yediğimi hatırlamıyorum. ilk hareketlerini hissedene kadar kalp atışlarını duyabileceğimiz bir alet bile aldık, 1 ay bekleyemeyecektik, her akşam ritüel gibi dinliyorduk bebeğimin içimdeki varlığını.

ve sonunda aldım kucağıma alyamı, dünyanın en yumuşak dünyanın en muhteşem minik varlığını. hayatta hiç bir şeyin beni bir daha üzemeyeceği kadar güçlü hissediyordum hayata karşı o an. sonra hastaneden eve döndük. varan 1. emziremedim. memeyi ellemeyen kalmadı afedersiniz "yok öyle değil böyle tutacak bebek, hayır hayır sen bilmiyorsun öyle değil şöyle.." herkes birbirinden iyi bilir hale geldi. bir süre evren uyanıp memeyi "tutturup" bebeğe geri uyuyordu. rezalet. dünyanın en beceriksiz annesi gibi hissediyordum. allahım ne olur 1 kere daha emzireyim diyordum, son 1 kez daha. memenin biri öyle kötü yara olmuştu ki sırtım acıyordu emzirirken, hangi sinir etkilendiyse. ve o meme 1 ay sonunda tükendi. ve ben alyayı tek memeyle 2,5 yaşına kadar emzirdim. nolur 1 sefer daha emzirebileyim diye yalvardığım, nefesimi tuttuğum günlerde, söz verdim kendime emzirme hakkında tek kelime etmeyeceğime dair, ta ki bitene kadar. bugünlere kadar. emzirme haftasının bu son gününe kısmetmiş :)

uzun bir süredir aslında bu 2 travmanın etkisinden kurtuldum tabi ama beni böylesine etkilerken yine bu şekilde etkileneniz varsa bilin istedim ki bitiyor geçiyor, ve sandığınız gibi sadece sizin başınıza gelmiyor. ve bence annelik, çocuk büyütme filan değil zor olan, hamilelik, ve hemen ertesindeki lohusalık dünyanın en zor şeylerinden biri. şimdi de ne zaman hayat zorlasa beni bu günleri düşünüyorum, ve aslında her saçma şeye moralimizi bozacak lüksümüzün olmadığını hatırlamam gerekiyor, ve binlerce kez sükrediyorum.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...