yaratıcı drama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaratıcı drama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ağustos 11, 2014

Bir çocuğun kalbine giden yol


Baba (B) : "-Alo"
Alya (A) : "-Alo?"
B :"-Sen şimdi nerdesin?"
A :"-İşteyim, eve geliyorum."

 
B :"-Neyle geliyorsun?"
A :"-Roketle!"
B :"Hiç roket tamircisi duymadım, roket bozulduğu zaman ne yapıyorsun?"
A :"Ben aynı zamanda roket tamircisiyim."
...


Sonra babaya bir mail geldi, cevaplaması gereken. "Role playing"'e kendini kaptıran Alya 10-15 dakika bekledi babasının yanı başında, kıpırdamadan, kaptırdığı role devam ederek, kendi de gelen  mesajları cevapladı çalışmayan telefonundan. Ve babasından başka kimseyle oynamadı oyunu.
 
 Oyunun gücü.
 
Bir çocuğun kalbine giden yol buradan geçiyor, oyundan.
Var mı şüphesi olan?




Pazartesi, Aralık 02, 2013

Yaratıcı Drama

Çok uzun süredir bu bünyeye çocuk-gezi ekseninden başka bir şey pek katamamıştım. Bu haftasonu yaratıcı drama ile tanışmak iyi geldi. Annemin(kayınvaldemin) ve çok tatlı bir dramacı/yazar olan Dr. Nilay Yılmaz'ın girişimiyle, çağdaş drama derneği İstanbul başkanı Ali Kırlar liderliğinde kendimizi Cemal Süreyya'nın fotoğraf şiirinin içinde gezinirken bulduk bir kaç saatliğine.

Nedir Yaratıcı Drama?

Çağdaş drama derneği'nin aşağıdaki linkinde detaylıca anlatıyor fakat çok kısaca belirli bir konu çerçevesinde farklı rolleri canlandırma, ve yaşayarak öğrenme şeklinde özetlenebilir. Yaratıcılığı, hayal gücünü, insanın kendini tanımasını, bir gruba uyum sağlayabilmesini, empati, dinleme ve problem çözme becerilerini geliştiren bir süreç.

Okul öncesi çocuklarla başlıyor yaratıcı drama, ve ilköğretim derslerine bile uygulanabiliyor teknikler.
Derneğin açtığı ve yaklaşık 3-4 sene süren sertifika programını bitirebilen ve sertifika alabilen herkes eğitmen olabiliyor.
http://www.istanbuldrama.org.tr/Tr/content2.asp?m1=1&m2=6





Biz neler yaptık?

Bir iki ortamı ısındıran hareketten sonra annemin yazar ve çizer çevresi olduğu için bir edebiyat metinin üzerinden başladık yola: Kimin olduğunu bilmediğimiz bir şiir ile:

Durakta üç kişi
Adam kadın ve çocuk

Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş

Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel

Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel

Önce şiirin adını da bilmiyorduk. Dedi ki Ali Bey:
"-bir psikolog, bir sosyolog ve bir edebiyat uzmanı olarak 3er kişilik gruplara bölünün, şiire bir isim bulun ve bunu bir tv tartışma programında konuk olarak tartışın" burada hemen rollere büründük, farklı isimler ve karakterler alarak şiirin başlığını büründüğümüz mesleğin bakış açısıyla tartıştık.

Sonra şiirin adını söyledi: Fotoğraf. Bunun bizde canlandırdığı resmi çizmemizi istedi. 3 gruba ayrıldık, her grup birbirinin resmini yorumladı.

Sonra da şiiri bir fotoğraf karesi olarak dondursak nasıl bir an olurdu canlandırmamızı istedi.

Atış tamamen serbest. Adam kim, kadın kim, evliler mi değiller mi, nerden geliyorlar nereye gidiyorlar tamamen kişiye/gruba kalmış.

En sonra da bu 3 karakterden istediğimiz birinin o gece evine gittiğinde günlüğüne yazacağı satırları yazmamızı istedi. En çok beğeniyi ressam Saadet Ceylan'ın şuna benzer satırları aldı:
"Adam eski sevgilisini gördü durakta. Yanında çocuğu vardı. Ama hala güzeldi."

Çok güzel, çok ilham verici bir ortam ve aktiviteydi. Anneme, Nilay Yılmaz'a ve Ali Kırlar'a tekrar çok teşekkür ederim.


Daha fazla bilgi derneğin sayfasında bulabilirsiniz.
http://www.istanbuldrama.org.tr/Tr/
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...